ressam Şahin Paksoy,Hermes markasına porselen tasarımı yapacak » Etkin Patent 15.08.2010Lüks Fransız markası Hermèsten bir ekip geçtiğimiz yıl bir Türk tasarımcı bulma arzusuyla Türkiyeye gelir. Tesadüfen yolları ressam Şahin Pakso
ressam Şahin Paksoy,Hermes markasına porselen tasarımı yapacak

ressam Şahin Paksoy,Hermes markasına porselen tasarımı yapacak

Tasarım Haberleri 15.08.2010Lüks Fransız markası Hermèsten bir ekip geçtiğimiz yıl bir Türk tasarımcı bulma arzusuyla Türkiyeye gelir. Tesadüfen yolları ressam Şahin Pakso
,  Ana Kategori : Blog,  Kategori :  Tasarım Haberleri  Tarih :  23.3.2017       Google Plus      
ressam Şahin Paksoy,Hermes markasına porselen tasarımı yapacak
Gülbahar Mah, Şht. Ertuğrul Kabataş Cd. No:14/8 Mecidiyeköy/İstanbul +90 212 212 35 17 ressam Şahin Paksoy,Hermes markasına porselen tasarımı yapacak » Etkin Patent

Etkin Patent Logo

15.08.2010Lüks Fransız markası Hermèsten bir ekip geçtiğimiz yıl bir Türk tasarımcı bulma arzusuyla Türkiyeye gelir. Tesadüfen yolları ressam Şahin Paksoyun atölyesine düşer; oradaki camaltlarını, hatları, halı-kilim, kumaş koleksiyonuna ait parçaları, sanatçının eserlerini görünce vurulurlar... Ve teklif gelir: "Bizim için bir porselen eşya serisi tasarlayabilir misin?"Her şey bir arkadaşımla sohbet ederken başladı... Arkadaşım Zeynep, ABDdeki evi için resim aldığı Şahin Paksoydan bahsederken bir ayrıntı cımbızladım: "Hermèse de tasarım yapacakmış." Türkiyeden biri, özellikle deri tasarımlarıyla bilinen lüks Fransız markası Hermès için tasarım yapacaktı da biz bilmiyor muyduk? Bu sorunun yanıtı "Evet"ti!Bunun üzerine araya Zeynepi koyup ressam, seramik sanatçısı ve koleksiyoner Şahin Paksoyun Nişantaşındaki atölyesine gidip gelerek röportaj için randevu almayı başardım. Paksoyun onlarca ilginç objeyle dolu atölyesinde sanatçıyla Hermès projesinin yanı sıra resim, müzayede şirketleri, bugünkü sanat piyasası, koleksiyonerlik ve müzecilik konularında söyleştik...Hermès adına teklif size nasıl geldi, sizi nasıl buldular?Geçen sene oldu her şey. Hermès, 2010 yılı için bir Türk koleksiyonu hazırlamak istiyormuş. Kumaşları, eser ve desenleri incelemek için buraya bir ekip gelmiş. Başlarında da Tunus kökenli bir Fransız olan Leyla Hanım (Leila Menchari) var. 80li yaşlarında, çok zevkli, zeki, gözü çok keskin bir kadın (Leila Menchari, Pariste Faubourg Saint-Honorè caddesi üzerindeki Hermès mağazasının çinili vitrin tasarımını da yapan kişi). Epey gezmişler, sonra Mustafa Taviloğlunun eşi Lüset onlara "Şahin Paksoya da bir gidin" demiş. Geldiler. Onlara kumaş, halı ve kilim koleksiyonumdan bir şeyler gösterdim. Özellikle halı koleksiyonumla, sandıklardan çıkardığım kumaşlarla çok ilgilendiler. Sohbet ederken, bu atölye de onları çok etkiledi. Resimlerimi, devekuşu üzerine yaptığım desenleri de çok sevdiklerini söylediler.Hemen orada mı teklif geldi?Hayır, sonra telefon ettiler, Beşiktaşta Four Seasons Otelde buluştuk. "Dünya çapında beğendiğimiz, derin kültürü olan ülkelerden; o toprakların kültüründen beslenen, birikimi olan sanatçılar seçiyoruz ve onlardan porselen üzerine çalışmalar istiyoruz. Avrupada görebileceğimiz tatta şeyler aramıyoruz, bölgenin dokusuna ihtiyacımız var" dediler. Bunun son derece profesyonel bir iş olduğunu vurgulayarak "Satıştan pay veriyoruz" diye eklediler. Benimle çalışmak istediklerini söylediler ısrarla.Siz de kabul ettiniz...Evet ama "Acele etmeyin, bir şeyleri oturttuktan sonra size göndereceğim" dedim. Bu arada "Ne olur o romantik desenleriniz de bir yerlerinde olsun" diye özellikle rica ettiler.YILBAŞINDA TESLİM EDECEĞİMSize "Şu zamana kadar..." dediler mi?Hayır. Bayağı süre geçti, biraz geç kaldım. "Çizim, fotoğraf, ne olursa verin, biz yine de üretiriz" dediler. Ahşap kalıplarla vermek istiyorum. Hiç baskı yapmıyorlar. Ara sıra Mustafa Taviloğlunu arayıp soruyorlarmış, o ayrı. İyice oturtup öyle göndermek istiyorum her şeyi. Geçici değil, çok kalıcı formlar arıyorum. Mesela tekke kültüründen yola çıkmak istiyorum; Mevlevi sikkelerinden, kutsal emanetlerden... Peygamber efendimizin kutsal emanetlerinden, takunya formundan yararlanmak istiyorum. Bazı Osmanlı eserlerinin formlarının da bunlardan etkilendiğini düşünüyorum.Hiç yaptığınız bir şey var mı?Mesela başucu sürahisi var. Sarık, eteğe dönüşüyor. Konuyu çarkıfelekten semazenden alıyorsun; sonra da bunu gittikçe yerleşik bir forma dönüştürmek istiyorum. Bu başucu sürahisiyle başlar; bardak, şekerlik gibi formlar da çıkabilir. Buhurdanlar da olabilir. Ben kepçeden kül tablası, halı tarağından kitap ağırlığı yapıyorum bazen. Çizimleri bitirdim, yılbaşında teslim edeceğim.   YUNANLARA KIZDIM TÜRK KAHVESİ MÜZESİ AÇACAĞIMTürk kahvesiyle ilgili objeler topladığınızı duydum. Neler topluyorsunuz?"Greek coffee" meselesine kızarak başladım bu işe. Yunanlar Türk kahvesini sahiplenmeye çalışıyorlar. Ben de iki senedir Türk kahvesi koleksiyonu yapıyorum. Cezveler, dibek, değirmen, bardak, zarflar, tepsi, soğurdan ve ocak demirleri gibi Türk kahvesiyle ilgi objeleri topluyorum. Yüzlerce eser var ama seçiciyim. Kahve soğurdanları birer heykel gibi. Ocak demirlerinin her biri hayvan formlarında. Öyle zengin ki Türk kahve kültürü... Bir müze açmak istiyorum.Üzerine sıcak su dökülüp yapılan Türk kahvesi de çıkmış şimdi...Olur mu öyle! Biz zaten kahvenin 10uncu, 11inci eleğini; en ucuzunu içiyoruz. Oysa yeşil tohumdan fincana gelene kadar geçen süre 10 dakikadan fazla olmamalı. Yeşil çekirdek kavrulur, ahşap kaplarda soğutulur, değirmen ya da dibekte çekilir, kül ya da mangalda pişirilir; öyle lezzetli olur.Gönül Paksoy ile arkelolojik eser koleksiyonunuz var değil mi?Benim onlarca koleksiyonum var. Ablam Gönül ile birlikte de 6 bin eserlik pişmiş toprak eserimiz var. Sayemizde en az 3 bin eser yurtdışına kaçılmaktan kurtuldu. Rusyada, Türkmenistanda çalıştım ve oradan kazandığım tüm parayı koleksiyonculuğa yatırdım, 40 yılımı verdim. Bir gün çok takdir edilirim sandım. "Anadoluda Pişen Toprak" isimli bir müze açmak istiyorduk. Oysa bu ülkede koleksiyonerseniz, potansiyel suçlusunuz. Başım çok derde girdi. Ne zaman bir dergide fotoğrafım çıksa Mali Şubeye düştüm. Halı ve kilime epey kafa yordum; dokumaları, geldikleri yeri araştırdım. Ama mahkeme mahkeme gezdim. Eser kapılarının önünde dursa fark etmezler, sen bulursan kıymetli olur. Keşke koleksiyona yatırdığım parayı hata, seramiğe yatırsaydım.Peki ne yapacaksınız?Artık her şeyi Gönüle devrediyorum. Türkiyede koleksiyoner değil kaçakçı olacaksın! Kötü olan şu ki, yeni yasaya göre, mahkemeye düşmüş birinin koleksiyonu, mahkemede suçlu bulunsun ya da bulunmasın, iptal ediliyor.Sizinki iptal edildi mi?Hayır ama o yönde bir yazı geldi.Size çok eser geliyor mu?İnsanlar müzelerden korkar olmuş; devlet dairesinden korkan, koleksiyonere götürüyor bulduğunu. Bana telefon edenlere artık uzun uzun anlatıyorum; "Belki birkaç gün bekletiyorlar ama mutlaka paranızı veriyorlar" diyorum.Şahin Paksoyun koleksiyonları* Şifa tasları* Tılsım* Mühür* Türk kahvesi objeleri* Hat sanatı* Camaltı* Halı, kilim, seccade* Arkelolojik eser* Halk resmi

Tasarım Haberleri

DİĞER İÇERİKLERİMİZ
Dünyada adeta iPad çılgınlığı yaşanırken buna ünlü markalarda çanta tasarımlarıyla katılıyor. Chanel, Gucci, Burberry, Louis Vuitton'un da aralarında bulunduğu
0 Yorum

    Yorum Yapın

    Hızlı Araştırma ve Başvuru Formu