Ortalama yaşam süresi 160 yıl civarına çıkacak » Etkin Patent İnme, felç, anevrizma, beyin kanaması”ndan bahsedip bu pazar günü içinizi karartacak değiliz. Kaldı ki Prof. Dr. Murat Günel’in adı da iç karartmaz,
Ortalama yaşam süresi 160 yıl civarına çıkacak

Ortalama yaşam süresi 160 yıl civarına çıkacak

Patent Haberleri İnme, felç, anevrizma, beyin kanaması”ndan bahsedip bu pazar günü içinizi karartacak değiliz. Kaldı ki Prof. Dr. Murat Günel’in adı da iç karartmaz,
,  Ana Kategori : Blog,  Kategori :  Patent Haberleri  Tarih :  23.3.2017       Google Plus      
Ortalama yaşam süresi 160 yıl civarına çıkacak
Gülbahar Mah, Şht. Ertuğrul Kabataş Cd. No:14/8 Mecidiyeköy/İstanbul +90 212 212 35 17 Ortalama yaşam süresi 160 yıl civarına çıkacak » Etkin Patent

Etkin Patent Logo

İnme, felç, anevrizma, beyin kanaması”ndan bahsedip bu pazar günü içinizi karartacak değiliz. Kaldı ki Prof. Dr. Murat Günel’in adı da iç karartmaz, olsa olsa yüzümüzü güldürür. Murat Günel anevrizmanın genini bulan bilim adamı. Geçen kasım ayında mutlaka gazetelerin birinci sayfasında görmüşsünüzdür; “Dahi Türk” diye... Yale Üniversitesi’nin gözbebeği... Günel, o müthiş buluşunun yayımlanmasından sonra ilk kez geçen haftalardan birinde Türkiye’ye geldi. İstanbul-Ankara arasında çok meşguldü, ama ABD’ye dönmesinden saatler önce Çırağan Palace Kempinski’de yakaladık kendisini. Biz öncelikle “Ne yer, ne içer, nasıl dahi olunur”, onları anlatmasını istedik. Kırmadı, bir parça anlattı, ama onun asıl önem verdiği Türkiye için yapmayı planladığı projesiydi. Biz de onun projesini dikkatle ve heyecanla dinledik. Gerçekten göz kamaştırıcı bir proje, ancak “Konuştuklarınızdan en çok hangisi aklında kaldı” diye sorarsanız, biz galiba “Tutunamayanlar’ı seven çocuğun Amerikalı Rick’le kader ilişkisi” deriz.Babayla anne ne iş yapıyor?Annem ev kadını, babam emekli mali müşavir.Sürekli kitap okunan, “Bilim adamı ol oğlum” denen bir aile mi?Hayır, ama çocuklarına çok güvenen ve ona destek olan bir aile.Siz nasıl bir çocuktunuz?Sürekli okuyan bir çocuk. O kadar çok okurdum ki bir gün eve geldiğimde annem bütün kitaplarımı ortadan kaldırmıştı, “Yeter artık bu kitaplara çok daldın” diye. Ne okurdunuz peki?Her şeyi, ama Oğuz Atay ve Tolstoy’un yeri başkaydı.İlk kim keşfetti sizi?Kadıköy Anadolu Lisesi’ndeki matematik hocam Öcal bey. Sınıfa başka denklemler sorar, bana başka sorardı. Sanırım bunu yaparak zihnimi açtı. Tıbba ne zaman karar verdiniz?Üniversite sınavına üç gün kala. O ana kadar hep Boğaziçi’nin bilgisayar bölümüne girmek istiyordum. Ne değişti o son üç günde?Daha değecek bir şey yapmayı düşündüm. Tabii bilgisayar mühendisleri de çok önemli işler yapıyorlar ama ben tıpta insanlara yardım etmenin daha değerli olduğuna karar verdim ve son dakika kararıyla bütün sıralamamı tıbba çevirdim. Sonra da Çapa’ya girdim.“Beyin cerrahisi kendimi en çok geliştireceğim alandı”Peki niye beyin cerrahisi?Türkçe tam karşılığı olmayan bir kelime var: “Challenge.” Beyin cerrahisi de benim için bir “challenge” oldu. Yani kendimi en çok zorlayıp geliştireceğim alan... Demek ki bir çıtayı yüksek tutma durumu var.Evet, öyle... Kendimi zorlama gibi bir meselem var sanırım. Yale Üniversitesi’ne gitme fikri de mi oradan çıktı?Olabilir, çünkü biliyorsunuz tıp öğrencilerinin hep yaptığı şeydir; kantinde oturup Türkiye’deki hastane sisteminin nasıl düzeltileceğini tartışmak... Ben oradaki konuşmalarımız sırasında sanki sistemin dışından yükselip sonra onu etkilemek gerekirmiş gibi düşündüm. O yüzden de Çapa’da okuyorken yurtdışındaki üç-dört üniversiteye rotasyon başvurusunda bulundum. Yale’den mi kabul geldi?Evet, böylece ilk kez 1989’da ABD’ye gittim. Rotasyon süresi üç aydı, ama bana “Biraz daha kal” dediler. İki ay daha kaldım. Sonra da asistanlık başvurusunda bulundum. 160 adayın arasından seçildim ve 1991’de Yale’de beyin cerrahisi asistanı olarak çalışmaya başladım. Aslında artı iki yıl daha uzaması gerekiyordu ama asistanlığımı yedi yılda bitirdim.“Çocukken kavga ettik, büyüyünce gen araştırdık” O iki yıl ne oldu?Tıpta en zor dallar pediatrik kalp cerrahisi ile bir de benim alanım olan vasküler nöroşirürjidir. O yüzden bizim dalda iki yıl daha üst eğitime devam edilir ama hocam bana gerek olmadığını söyledi.Niye?Çünkü ameliyatlarım iyi gidiyordu. Peki niye ameliyatlara yoğunlaşmak yerine gen araştırmasına başladınız?Yine çıta meselesi galiba... Bölüm başkanım da bu durumumun farkındaydı. O yüzden bir gün bana “Sen laboratuarda Spyros Artanavis-Tsakonas’la çalışacaksın” dedi. Spyros sinekler üzerinde çalışıyordu.Niye sinek?Çünkü sineklerle insanların bazı temel genleri çok benziyor ve tabii sinekler üzerinde çalışmak daha kolay. Ancak ben önce tedirgin oldum, bir Yunan ve bir Türk; sorun çıkar mı acaba diye düşündüm. Tabii iki Akdenizli olarak ilk beş dakika içerisinde sarılıp öpüştük. Böylece ilk kez Spyros’un yanında moleküler genetik üzerine temel teknikleri öğrenmeye başladım. Spyros da bir gün beni biriyle tanıştırdı: “İşte Türk” dedi, bana hep öyle hitap ederdi, “İşte senin çalışacağın adam. Benim sinekleri aşağılayıp duruyorsun, hep insan üzerinde çalışmak istiyorsun, al işte artık senin hocan o” dedi.  Kim o hoca?Richard Lifton. Harvard’dan yeni gelmişti Yale’e. Bizim Genetik Bölüm Başkanı. İlk yüksek tansiyon genini bulan kişi. Çok büyük bir buluşun sahibi...O sırada hâlâ nöroşirürji asistanısınız.Evet. Rick, “Ne yapmak istiyorsun?” dedi bana. Ben “Beyin anevrizma genlerini bulmak istiyorum” dedim. Yıl?1994. Sonra Rick “Niye?” diye sordu; “Ölümcül bir hastalık, ama erken tanı olanağı yok” dedim. “Çok zor, yapamazsın, git başka bir şey bul kendine” dedi. Bu arada büyük tesadüf Rick’le biz Ankara’da aynı yıllar iki sokak arayla yaşamışız.O nasıl olmuş?Rick’in babası doktor ve bir dönem ABD’nin Ankara’daki üstlerinde görev yapmış. Biz Amerikalı çocuklarla kavga ederdik. Benden 13 yaş büyük ama büyük bir olasılıkla onunla da kavga etmişizdir. Ve yıllar sonra birlikte Yale’de gen araştırıyor olduk.Peki Rick’i ikna ettiniz mi anevrizma genleri üzerinde çalışmaya?Tabii, Rick’in laboratuarında bir yandan genetik teknikleri öğreniyordum, bir yandan da anevrizma gen örnekleri topluyordum. Bu arada 1998’de nöroşirürji öğretim üyesi oldum ve Yale’de kendi laboratuarımı kurdum.Yani bir nevi Rick gibi bir bilim adamı oldunuz?Evet. 2001’de de Beyin Cerrahisi Damar Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı oldum. 34 yaşında! Bu kadar genç başka bilim dalı başkanı var mıydı?“En genç benim” demek istemiyorum ama en gençlerinden biriydim. “Ortalama yaşam süresi 160 yıl civarına çıkacak”Siz tam olarak ne öneriyorsunuz Türkiye’ye?Sayın Sağlık Bakanı’yla kendisinin daveti üzerine bir görüşmemiz oldu. Kendilerine şunu önerdim: En modern moleküler genetik tekniklerini kullanarak Türkiye’deki insanların inme geçirme genetik risk faktörlerini belirlemek. Hem beyin kanamaları hem de iskemik felçler, genelde hiçbir ön belirti vermeden aniden ortaya çıkıyor. Oysa bu araştırma sayesinde yüksek risk taş

Patent Haberleri

DİĞER İÇERİKLERİMİZ
Murphy'nin kurallarını bilmeyen yoktur. Özetle ters gidebilecek bir ihtimal varsa, o ihtimalin gerçekleşeceğini söyleyen Murphy'nin kuralı hepimizi en a
0 Yorum

    Yorum Yapın

    Hızlı Araştırma ve Başvuru Formu