Hukuk Sözlüğü » Etkin Patent Hukuk, Kanun ve mevzuatlarda yer alan teknik terimlere ait hukuk sözlüğünü burada bulabilirsiniz.
Hukuk Sözlüğü » Etkin Patent
Etkin Patent
+90 212 212 35 18 bilgi@etkinpatent.com Nakit, Kredi Kartı veya Havale +905365803757 Gülbahar Mah, Şht. Ertuğrul Kabataş Cd. No:14/8 34387 Mecidiyeköy İstanbul

Hakkımızda

E-Mağaza

Marka

Patent

Tasarım

Kalite Belgelendirme

Hukuk

Blog

Hukuk Sözlüğü

Ana Kategori : Blog, Kategori : Marka Makale
Hukuk Sözlüğü Hukuk, Kanun ve mevzuatlarda yer alan teknik terimlere ait hukuk sözlüğünü burada bulabilirsiniz. Marka Makale 30-12-2019
Hukuk, Kanun ve mevzuatlarda yer alan teknik terimlere ait hukuk sözlüğünü burada bulabilirsiniz. Hukuk,Kanun,mevzuat,yönetmenliklerde geçen hukuki terimlerin A ile F harfi arasındaki kelimeler AAbesAkla ve gerçeğe aykırı; gereksiz; yersiz; boş şey; saçma; anlamsızAbesle iştigal etmekBoş şeylerle uğraşmakAcarAtılgan; gözü pek; yiğit; kabadayı; yılmaz; kabına sığmaz; güçlü; becerikliAcizBirinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumuÂcizGücü bir işe yetmez olan; güçsüz; beceriksiz; kabiliyetsiz; zayıf;ÂdâbTöre; edepler; terbiyeler; utanmalar; yol yordam; yol yöntemAdâdAdetler; sayılar adem yokluk; hiçlik; ölümAdâdAdetler; sayılarAdemYokluk; hiçlik; ölümAdem-i ifâYapmamak; bir görevi yerine getirmemek; bir borcu zamanında ödememekAdlî kazaCezai, hukuki, ticari, nizalı, nizasız yargıAdlî müzaharetAdli yardımAfakîBelli bir konu üzerinde olmayan (konuşma); dereden tepeden söz; objektif; nesnel; yabancıAfetDoğanın sebep olduğu yıkım; kıran; çok kötü; büyük felaket; belâ; çok güzel insanAğlepKuvvetli; büyükAharBaşkası; üçüncü kişiAhde vefaSöze bağlılık, sözleşmeye bağlılıkÂhirSon; sondaki; en son; en sondakiÂhirenSonradanAhitSözvermeahkâmı huzuriyyehakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleriahkâmı mahsusaözel hükümlerahkâmı müteferiaayrıntılı hükümlerahkâmı mütehalifeaykırı değişik hükümlerahvâldurumlar; haller; vaziyetlerâidiyetait olma durumu; ilişkinlikakartaşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeylerakarâtı mevkufevakfedilmiş, gelir getiren mallarakdetmeksözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamakakd-i mebhusünanhsözü geçen akit, anlaşma, sözleşmeakd-i mezbursözü geçen akit, anlaşma, sözleşmeakd-i muvazaakarşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma, sözleşmeakd-i sahihgeçerli, doğru, kusursuz akit, anlaşma, sözleşmeâkideynher akitte akdi yapan iki tarafâkidînsözleşenler; sözleşme yapanlarâkitbir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri; sözleşme veya mukavele yapanalâhilâfül-kanunkanun hilafına; yasaya aykırı olarakalâkadarilgili; ilişkilialâtaletler; araçlaraledderecatsırasıyla; derecesine görealelhesaphesaplaşmak üzere; hesaba sayarak; sayışılmak üzere; doğan kârdan bir bölümünün ileride tamamı üzerinde hesaplaşılmak üzere önceden ödenmesiale-l-ıtlakgenel olarak; rasgele; bir sınır ile bağlı olmayarakale-l-umûmgenel olarak; umumi bir biçimde; bütünalelusulusulüne uygun; üstün körüaleniyetaçıklık; kamuya açık olunmasıalettakribtakriben; yaklaşık olarakâm ve şamilgenel; herkese ait; geniş kapsamlıamadebir işi yapmaya hazır; hazırlanmışameliş; edim; fiilameleişçi; emekçi, ırgatamelîişe dayanan; iş üstünde; tatbikî; pratik; uygulamalıamenajmandoğal kaynakların işletilmesiâmilyapan; etken; etmen; sebep; faktörâmiremreden; buyuran; bir memurun vazife bakımından büyüğü; bir fiili yapmaya veya yapmamaya zorlayan, buna gücü yetenâmmgenel; umumi; herkese aitammâama; fakat; lakin; ancak; şu kadar öyle kiammekamuâmme hükmî şahsiyetikamu tüzel kişiliğiamme intizamıkamu düzeniangajesözle veya yazılı olarak bağlanan; bağımlıânifül-beyanaz önce beyan olunan, bildirilenanmuhakemetinmuhakeme yaparak; yargılama yoluylaantrepogümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer; ardiye; ambarârareyler; oylararazi mahlulemutasarrıfın mirasçı bırakmadan ölümü ile mahlûl olan arazi-i emiriyyearazi-i emiriyyerakabesi beytülmâle ait olarak devlet tarafından kişilere dağıtılan yerler, topraklar; beylik araziarâzi-i haraciyyeharaca bağlı arazi;arâzi-i memlûkemülk; timar toprağı; mülkiyet yolu ile tasarruf olunan yerlerarâzi-i metrûkehalkın gereksinimi ve kullanımı için terk edilen araziarâzi-i mevâthiç kimsenin tasarrufu altında olmayan ve halka terk ve tahsis edilmemiş bulunan,yüksek sesli bir kimsenin sesi işitilmeyecek derecede köy ve kasabalar gibi yerlerden uzak bulunan kıraç, taşlık, pırnallık gibi yerlerarazi-i mevkufegeliri belirli bir konuya tahsis olunan yer; vakıf olunmuş araziarazi-i miriyyedevlete ait araziarâzi-i öşriyeürününden onda bir Devlet payı alınan ve üzerinde her türlü mülkiyet tasarrufları bulunan araziâri...sız; boş; çıplak; soyut; arınmış; yüksüzâriyetödünç; eğreti; ödünç sözleşmesiarîz ve amîkgenişlik ve derinliğine; enine boyuna; uzun uzadıyaarzsunma; gösterme; bildirme; önüne koyma; anlatma (bir büyüğe)asgarîen az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçükashab-ı intikalverasetin geçişinde hak sahipleriasrîzamana uygun; çağdaş; modernaşikârbelli; açık; apaçık; meydanda olanatehbunama; bunaklıkatıfyollama; yöneltme; yükleme; bağlama; eğme; meylettirme; ilişkili bulmaâtîgelecek; gelen (kişi veya şey); gelecek zaman; istikbalavansalacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme; öndelikavârızkazalar; belâlar; borçlanma ve hak kazanma yeterliliğini kısan veya yok eden halleravdetdönüş; geri gelme; dönmeaynpara dışında, kazanılabilen bütün servet öğeleriaynîmala ilişkin; eşyaya bağlı; malın mülkiyeti ile ilgili; herkese karşı ileri sürülebilenâzâuzuvlar; üyeler; organlarâzâdeserbest; hür; özgürazamîen çok; en büyük; en yüksekazimetgidiş; yola çıkma Madûdsayılı;muayyen mâ-adâbaşka; dışındamadde-i sabıkayukardaki hükümler; geçen hükümler; daha önce anılan maddelermadrûbdövülmüş; darbolunmuş; vurulmuşmağsûbgasbedilmiş; zorla alınmış mahal yermahcuzhaczedilen; hacizli; üzerine haciz konulmuşmahdutsınırlanmış; tahdit edilmişmahfuzsaklı; gizlimahiyetnitelik; bir şeyin aslı, esası, içyüzümahlûlhallolunmuş; çözülmüş; mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalanmahrumyoksun; dilediğini, istediğini elde edemeyenmahsulâtmahsuller; ürünlermahsuphesap edilmiş; hesaba dahil edilmişmahsusözgü; özel; müstakil; özel olarakmakable şâmilgeçmişe dokunan; geçmişe etkili olan; geçmişteki olayları da etkileyenmakable teşmilbir hükmün etkisinin geriye yürütülmesimakrûnyakınlaştırılmış; yaklaştırılmış; yakın; ulaşmışmaksûrkasrolunmuş; kısıtlanmış; kısıtlımaktugötürü; belirli; miktarda; değeri biçilmiş; pazarlıksızmakuleçeşit; tür; soymamelekmalvarlığımansubatanmış; nasbolunmuşmarifetiyleyoluyla;aracılığıylamaruzarzolunmuş; bir şeyin karşısında etki altında bulunanmasarifmasraflar; giderlermaslahatemir; buyruk; madde; husus; dirlik düzenlik; işmasrûfsarfedilmiş; harcanmışmatlabtalep olunan; istenen şeymatlubatalacaklar; istenen şeymatufyöneltilmiş; yönelikmazarratzarar; zararlar; zarar verici; zarar vermemazbatatutanakmazbut vakıfyönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıfmazharerişen; bir şeyden yararlanma; ulaşmamazmûnödenmesi gereken şeymaznunzanlı; sanıkmecurkiraya verilen şey; kiralananmebaliğmeblağlar; tutarlar; ganimetler; paralarmebânîbinalar; yapılarmebdeevvel;başlangıç; prensip; ilk unsurmebisatılan şeymeblâğpara tutarı; akçemebnîbuna dayanan; ....den dolayı; ......den ötürü; bu sebeple; bu yüzden; üzerinde kurulumecârisu yolları; akıntı yerleri; su yatakları; mecralarmeccanîparasız; bedavamecmuutümü; tamamı; hepsimecrabir işin gidiş, oluş yolu; akarsu yatağı; su yolumeçhulbilinmeyen; tanınmayanmedardayanak; yardım; elverişlimedlûldelillendirilmiş; delil getirilmiş şey; bir kelimeden veya işaretten anlaşılanmefhumu muhalifkarşıt kavrammefruğunbihdevir konusu şeymefruğunlehkendisine bir şey ya da hak devrolunan kimsemehilsüre; önelmelhuzmuhtemel; gerekebilecek; umulur; beklenirmemnumenedilmiş; yasaklanmış; yasakmenyasak etme; bırakmama; durdurma; esirgeme; vermeme; önlememen etmekengellemek; yasaklamakmeni muaraza davasıbir mal üzerinde;başka bir kimse tarafından ileri sürülen hak veya yapıların el atmanın önlenmesi isteğiyle açılan davamenâfimenfaatler; yararlar; çıkarlarmenâfi-i umûmiyyekamu yararımenbakaynaklar; çıkış yerimenfaatçıkar; yarar; kârmenfaati ammekamu yararımenkultaşınır; taşınır malmenşekaynak; kök; başlangıçmerabir veya birkaç köy veya beldeye ayrı ayrı veya ortak olarak,hayvanları otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazimerbutbağlımerhunrehnedilen malmeriyürürlükte; geçerlimeriyetyürürlükmesağizin; ruhsat; cevazmesahaölçme; ölçümlememesâkinmeskenler; oturulacak yerlermeskûniçinde insan oturan; oturulan; yerleşilmişmesmudinlenen; dinlenebilir; karar için incelenebilirmesnedisnad edilen şey; dayanılan şey; dayanak; rütbemesulsorumlumesuliyetsorumlulukmeşfuşufa (önalım) hakkının ilişkin olduğu malmeşrûhukuksal düzene uygun; yasalmeşrutşart koşulmuş; şartlı; şarta bağlımeşruta tevliyet davasıvakfeden kişinin mütevelliği kime şart kıldığı yolundaki uyuşmazlıkla ilgili davamevaşikoyun,keçi,öküz,inek gibi hayvanlar; geviş getiren hayvanlar; hayvanmevhûmvarsayılan; var olarak kabul edilen; kuruntuya dayananmevkufvakfedilen şeymevridvaracak yermezkûrzikredilen; sözü edilen; anılanmezrûâtekilip biçilmiş tohumlar; ekinlermezunizinli; yetkili; bir okulu (kursu) bitiren kişimezuniyetizin; yetki; bir okulu (kursu) bitirip diploma almamıntıkabölge; yer; mahalmikâpbir şeyin küp olarak değeri (örneğin; metremikâp: metreküp)milkkudret; tasarruf; mülkmisillûbenzer; örnek gibimuaccelivedi; peşin; vadesi (eceli) gelmişmuacceliyetborcun vadesinin gelmiş olmasımuaddün-li-l-istiglâlkiraya verilmek üzere yapılmış şey; kiralık eşyamuadildenk; eşitmuafiyetaffedilmiş olma; bağışıklık; yükümlülük dışında tutulmuşmuâhedeantlaşma; karşılıklı ant içmemuahharsonraya bırakılmış; tehir edilmiş; sonrakimuallakhavada boşta duran; sürüncemede kalmışmuamelatmuameleler; işlemlermuarazaçekişme; sataşma; birbirine karşı gelme; bir hak talebi; kavgamuavinyardımcımuayyenbelirli; belli; saptanmışmubayaasatın almamucibincegereğince; uyarıncamucipgerektiren; gerektirici; icapcı; öneri sahibimucip sebeplergerektirici sebepler; gerekçemugayiraykırı; zıt; tersmuhacirhicret eden kimse; göçmenmuhakemeyargılamamuhammentahmin edilenmuharreryazılı; yazılmışmuhassastahsis olunmuş; tayin edilmiş; özgümuhatarariziko; zarara uğrama tehlikesi; tehlike; zarar ve ziyanmuhayyerlikbir sözleşme ile,belirlenen edimin yerine bir başkasını geçirmek yetkisi; seçimlik hakmuhdesatsonradan yapılmış; sonradan meydana gelmiş şeyler; yeni şeyle
Gülbahar Mah, Şht. Ertuğrul Kabataş Cd. No:14/8, 34387 Mecidiyeköy/İstanbul Türkiye +90 212 212 35 17 Etkin Patent



Hukuk, Kanun ve mevzuatlarda yer alan teknik terimlere ait hukuk sözlüğünü burada bulabilirsiniz. Hukuk,Kanun,mevzuat,yönetmenliklerde geçen hukuki terimlerin A ile F harfi arasındaki kelimeler

A

Abes
Akla ve gerçeğe aykırı; gereksiz; yersiz; boş şey; saçma; anlamsız

Abesle iştigal etmek
Boş şeylerle uğraşmak

Acar
Atılgan; gözü pek; yiğit; kabadayı; yılmaz; kabına sığmaz; güçlü; becerikli

Aciz
Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu

Âciz
Gücü bir işe yetmez olan; güçsüz; beceriksiz; kabiliyetsiz; zayıf;

Âdâb
Töre; edepler; terbiyeler; utanmalar; yol yordam; yol yöntem

Adâd
Adetler; sayılar adem yokluk; hiçlik; ölüm

Adâd
Adetler; sayılar

Adem
Yokluk; hiçlik; ölüm

Adem-i ifâ
Yapmamak; bir görevi yerine getirmemek; bir borcu zamanında ödememek

Adlî kaza
Cezai, hukuki, ticari, nizalı, nizasız yargı

Adlî müzaharet
Adli yardım

Afakî
Belli bir konu üzerinde olmayan (konuşma); dereden tepeden söz; objektif; nesnel; yabancı

Afet
Doğanın sebep olduğu yıkım; kıran; çok kötü; büyük felaket; belâ; çok güzel insan

Ağlep
Kuvvetli; büyük

Ahar
Başkası; üçüncü kişi

Ahde vefa
Söze bağlılık, sözleşmeye bağlılık

Âhir
Son; sondaki; en son; en sondaki

Âhiren
Sonradan

Ahit
Sözverme

ahkâmı huzuriyye
hakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri

ahkâmı mahsusa
özel hükümler

ahkâmı müteferia
ayrıntılı hükümler

ahkâmı mütehalife
aykırı değişik hükümler

ahvâl
durumlar; haller; vaziyetler

âidiyet
ait olma durumu; ilişkinlik

akar
taşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler

akarâtı mevkufe
vakfedilmiş, gelir getiren mallar

akdetmek
sözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamak

akd-i mebhusünanh
sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme

akd-i mezbur
sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme

akd-i muvazaa
karşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma, sözleşme

akd-i sahih
geçerli, doğru, kusursuz akit, anlaşma, sözleşme

âkideyn
her akitte akdi yapan iki taraf

âkidîn
sözleşenler; sözleşme yapanlar

âkit
bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri; sözleşme veya mukavele yapan

alâhilâfül-kanun
kanun hilafına; yasaya aykırı olarak

alâkadar
ilgili; ilişkili

alât
aletler; araçlar

aledderecat
sırasıyla; derecesine göre

alelhesap
hesaplaşmak üzere; hesaba sayarak; sayışılmak üzere; doğan kârdan bir bölümünün ileride tamamı üzerinde hesaplaşılmak üzere önceden ödenmesi

ale-l-ıtlak
genel olarak; rasgele; bir sınır ile bağlı olmayarak

ale-l-umûm
genel olarak; umumi bir biçimde; bütün

alelusul
usulüne uygun; üstün körü

aleniyet
açıklık; kamuya açık olunması

alettakrib
takriben; yaklaşık olarak

âm ve şamil
genel; herkese ait; geniş kapsamlı

amade
bir işi yapmaya hazır; hazırlanmış

amel
iş; edim; fiil

amele
işçi; emekçi, ırgat

amelî
işe dayanan; iş üstünde; tatbikî; pratik; uygulamalı

amenajman
doğal kaynakların işletilmesi

âmil
yapan; etken; etmen; sebep; faktör

âmir
emreden; buyuran; bir memurun vazife bakımından büyüğü; bir fiili yapmaya veya yapmamaya zorlayan, buna gücü yeten

âmm
genel; umumi; herkese ait

ammâ
ama; fakat; lakin; ancak; şu kadar öyle ki

amme
kamu

âmme hükmî şahsiyeti
kamu tüzel kişiliği

amme intizamı
kamu düzeni

angaje
sözle veya yazılı olarak bağlanan; bağımlı

ânifül-beyan
az önce beyan olunan, bildirilen

anmuhakemetin
muhakeme yaparak; yargılama yoluyla

antrepo
gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer; ardiye; ambar

âra
reyler; oylar

arazi mahlule
mutasarrıfın mirasçı bırakmadan ölümü ile mahlûl olan arazi-i emiriyye

arazi-i emiriyye
rakabesi beytülmâle ait olarak devlet tarafından kişilere dağıtılan yerler, topraklar; beylik arazi

arâzi-i haraciyye
haraca bağlı arazi;

arâzi-i memlûke
mülk; timar toprağı; mülkiyet yolu ile tasarruf olunan yerler

arâzi-i metrûke
halkın gereksinimi ve kullanımı için terk edilen arazi

arâzi-i mevât
hiç kimsenin tasarrufu altında olmayan ve halka terk ve tahsis edilmemiş bulunan,yüksek sesli bir kimsenin sesi işitilmeyecek derecede köy ve kasabalar gibi yerlerden uzak bulunan kıraç, taşlık, pırnallık gibi yerler

arazi-i mevkufe
geliri belirli bir konuya tahsis olunan yer; vakıf olunmuş arazi

arazi-i miriyye
devlete ait arazi

arâzi-i öşriye
ürününden onda bir Devlet payı alınan ve üzerinde her türlü mülkiyet tasarrufları bulunan arazi

âri
...sız; boş; çıplak; soyut; arınmış; yüksüz

âriyet
ödünç; eğreti; ödünç sözleşmesi

arîz ve amîk
genişlik ve derinliğine; enine boyuna; uzun uzadıya

arz
sunma; gösterme; bildirme; önüne koyma; anlatma (bir büyüğe)

asgarî
en az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçük

ashab-ı intikal
verasetin geçişinde hak sahipleri

asrî
zamana uygun; çağdaş; modern

aşikâr
belli; açık; apaçık; meydanda olan

ateh
bunama; bunaklık

atıf
yollama; yöneltme; yükleme; bağlama; eğme; meylettirme; ilişkili bulma

âtî
gelecek; gelen (kişi veya şey); gelecek zaman; istikbal

avans
alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme; öndelik

avârız
kazalar; belâlar; borçlanma ve hak kazanma yeterliliğini kısan veya yok eden haller

avdet
dönüş; geri gelme; dönme

ayn
para dışında, kazanılabilen bütün servet öğeleri

aynî
mala ilişkin; eşyaya bağlı; malın mülkiyeti ile ilgili; herkese karşı ileri sürülebilen

âzâ
uzuvlar; üyeler; organlar

âzâde
serbest; hür; özgür

azamî
en çok; en büyük; en yüksek

azimet
gidiş; yola çıkma

Madûd
sayılı;

muayyen mâ-adâ
başka; dışında

madde-i sabıka
yukardaki hükümler; geçen hükümler; daha önce anılan maddeler

madrûb
dövülmüş; darbolunmuş; vurulmuş

mağsûb
gasbedilmiş; zorla alınmış mahal yer

mahcuz
haczedilen; hacizli; üzerine haciz konulmuş

mahdut
sınırlanmış; tahdit edilmiş

mahfuz
saklı; gizli

mahiyet
nitelik; bir şeyin aslı, esası, içyüzü

mahlûl
hallolunmuş; çözülmüş; mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalan

mahrum
yoksun; dilediğini, istediğini elde edemeyen

mahsulât
mahsuller; ürünler

mahsup
hesap edilmiş; hesaba dahil edilmiş

mahsus
özgü; özel; müstakil; özel olarak

makable şâmil
geçmişe dokunan; geçmişe etkili olan; geçmişteki olayları da etkileyen

makable teşmil
bir hükmün etkisinin geriye yürütülmesi

makrûn
yakınlaştırılmış; yaklaştırılmış; yakın; ulaşmış

maksûr
kasrolunmuş; kısıtlanmış; kısıtlı

maktu
götürü; belirli; miktarda; değeri biçilmiş; pazarlıksız

makule
çeşit; tür; soy

mamelek
malvarlığı

mansub
atanmış; nasbolunmuş

marifetiyle
yoluyla;aracılığıyla

maruz
arzolunmuş; bir şeyin karşısında etki altında bulunan

masarif
masraflar; giderler

maslahat
emir; buyruk; madde; husus; dirlik düzenlik; iş

masrûf
sarfedilmiş; harcanmış

matlab
talep olunan; istenen şey

matlubat
alacaklar; istenen şey

matuf
yöneltilmiş; yönelik

mazarrat
zarar; zararlar; zarar verici; zarar verme

mazbata
tutanak

mazbut vakıf
yönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıf

mazhar
erişen; bir şeyden yararlanma; ulaşma

mazmûn
ödenmesi gereken şey

maznun
zanlı; sanık

mecur
kiraya verilen şey; kiralanan

mebaliğ
meblağlar; tutarlar; ganimetler; paralar

mebânî
binalar; yapılar

mebde
evvel;başlangıç; prensip; ilk unsur

mebi
satılan şey

meblâğ
para tutarı; akçe

mebnî
buna dayanan; ....den dolayı; ......den ötürü; bu sebeple; bu yüzden; üzerinde kurulu

mecâri
su yolları; akıntı yerleri; su yatakları; mecralar

meccanî
parasız; bedava

mecmuu
tümü; tamamı; hepsi

mecra
bir işin gidiş, oluş yolu; akarsu yatağı; su yolu

meçhul
bilinmeyen; tanınmayan

medar
dayanak; yardım; elverişli

medlûl
delillendirilmiş; delil getirilmiş şey; bir kelimeden veya işaretten anlaşılan

mefhumu muhalif
karşıt kavram

mefruğunbih
devir konusu şey

mefruğunleh
kendisine bir şey ya da hak devrolunan kimse

mehil
süre; önel

melhuz
muhtemel; gerekebilecek; umulur; beklenir

memnu
menedilmiş; yasaklanmış; yasak

men
yasak etme; bırakmama; durdurma; esirgeme; vermeme; önleme

men etmek
engellemek; yasaklamak

meni muaraza davası
bir mal üzerinde;başka bir kimse tarafından ileri sürülen hak veya yapıların el atmanın önlenmesi isteğiyle açılan dava

menâfi
menfaatler; yararlar; çıkarlar

menâfi-i umûmiyye
kamu yararı

menba
kaynaklar; çıkış yeri

menfaat
çıkar; yarar; kâr

menfaati amme
kamu yararı

menkul
taşınır; taşınır mal

menşe
kaynak; kök; başlangıç

mera
bir veya birkaç köy veya beldeye ayrı ayrı veya ortak olarak,hayvanları otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi

merbut
bağlı

merhun
rehnedilen mal

meri
yürürlükte; geçerli

meriyet
yürürlük

mesağ
izin; ruhsat; cevaz

mesaha
ölçme; ölçümleme

mesâkin
meskenler; oturulacak yerler

meskûn
içinde insan oturan; oturulan; yerleşilmiş

mesmu
dinlenen; dinlenebilir; karar için incelenebilir

mesned
isnad edilen şey; dayanılan şey; dayanak; rütbe

mesul
sorumlu

mesuliyet
sorumluluk

meşfu
şufa (önalım) hakkının ilişkin olduğu mal

meşrû
hukuksal düzene uygun; yasal

meşrut
şart koşulmuş; şartlı; şarta bağlı

meşruta tevliyet davası
vakfeden kişinin mütevelliği kime şart kıldığı yolundaki uyuşmazlıkla ilgili dava

mevaşi
koyun,keçi,öküz,inek gibi hayvanlar; geviş getiren hayvanlar; hayvan

mevhûm
varsayılan; var olarak kabul edilen; kuruntuya dayanan

mevkuf
vakfedilen şey

mevrid
varacak yer

mezkûr
zikredilen; sözü edilen; anılan

mezrûât
ekilip biçilmiş tohumlar; ekinler

mezun
izinli; yetkili; bir okulu (kursu) bitiren kişi

mezuniyet
izin; yetki; bir okulu (kursu) bitirip diploma alma

mıntıka
bölge; yer; mahal

mikâp
bir şeyin küp olarak değeri (örneğin; metremikâp: metreküp)

milk
kudret; tasarruf; mülk

misillû
benzer; örnek gibi

muaccel
ivedi; peşin; vadesi (eceli) gelmiş

muacceliyet
borcun vadesinin gelmiş olması

muaddün-li-l-istiglâl
kiraya verilmek üzere yapılmış şey; kiralık eşya

muadil
denk; eşit

muafiyet
affedilmiş olma; bağışıklık; yükümlülük dışında tutulmuş

muâhede
antlaşma; karşılıklı ant içme

muahhar
sonraya bırakılmış; tehir edilmiş; sonraki

muallak
havada boşta duran; sürüncemede kalmış

muamelat
muameleler; işlemler

muaraza
çekişme; sataşma; birbirine karşı gelme; bir hak talebi; kavga

muavin
yardımcı

muayyen
belirli; belli; saptanmış

mubayaa
satın alma

mucibince
gereğince; uyarınca

mucip
gerektiren; gerektirici; icapcı; öneri sahibi

mucip sebepler
gerektirici sebepler; gerekçe

mugayir
aykırı; zıt; ters

muhacir
hicret eden kimse; göçmen

muhakeme
yargılama

muhammen
tahmin edilen

muharrer
yazılı; yazılmış

muhassas
tahsis olunmuş; tayin edilmiş; özgü

muhatara
riziko; zarara uğrama tehlikesi; tehlike; zarar ve ziyan

muhayyerlik
bir sözleşme ile,belirlenen edimin yerine bir başkasını geçirmek yetkisi; seçimlik hak

muhdesat
sonradan yapılmış; sonradan meydana gelmiş şeyler; yeni şeyle