|
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) 1/B maddesi uyarınca, eser, sahibinin özelliğini taşıyan ve sözü geçen Kanuna göre bilim ve edebiyat, müzik, güzel sanatlar ve sinema eseri kategorilerinden birine giren her nevi fikir ve sanat ürünüdür.
Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere, bir fikir ve sanat ürününün eser sayılabilmesi için, bu ürünün, sahibinin özelliğini taşıması ve Kanunda belirtilen eser kategorilerden birine dahil olması gereklidir.
Fikir ve sanat eserinin sahibinin özelliğini taşıması ne demektir?
Bir eserin, sahibinin özelliğini taşıdığından söz edilebilmesi için, o eserin, bağımsız bir fikrî çalışma ürünü olması gereklidir. Sadece böyle bir ürün, özünde, sahibinin yaratıcı gücünü taşıyabilir. Bununla beraber, eserin, bağımsız bir fikrî çalışma ürünü sayılabilmesi için, kendinden önce yaratılmış eserlerden yararlanılmaksızın ortaya konmuş bir ürün olması şart değildir. Hiç kuşku yok ki, ortaya çıkan ürün, sahibinin kendi bağımsız fikrî çalışmasını yansıttığı sürece, kamuya mal olmuş eserlerden yararlanılmış olması, o ürünün eser sayılmasına engel teşkil etmez. Ancak, bu “yararlanma”nın, iktibas sınırları içerisinde kalması gereklidir.
Kanunda sayılan eser kategorileri nelerdir?
FSEK, 1/B maddesinde eser kategorilerini, bilim ve edebiyat, müzik, güzel sanatlar ve sinema eserleri olarak sıraladıktan sonra, 2 ilâ 6. maddelerinde, her bir eser kategorisinin içeriğini ayrıntılı olarak belirlemiştir.
Bilim ve edebiyat eseri ne demektir?
FSEK m. 2 uyarınca, herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları bilim ve edebiyat eseridir.
Sözsüz sahne eserleri de FSEK m. 2 kapsamında yer almaktadır. Bu çerçevede, her tür dans, pandomima ve buna benzer sözsüz sahne eseri bilim ve edebiyat eseri olarak sayılmıştır. Bunun dışında, yazılı koreografi eserleri de bilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirilmektedir.
Ayrıca, sözü geçen madde, estetik özelliği bulunmayan teknik ve bilimsel nitelikteki fotoğraf eserlerini, haritaları, plan, proje, kroki ve resimleri, coğrafya ve topografya ile ilgili maket ve benzerlerini, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projelerini, mimarî maketleri, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projelerini bilim ve edebiyat eseri olarak kabul etmiştir.
Bununla beraber, FSEK m. 2, arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeler de dahil olmak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkelerin eser sayılmayacağını belirtmektedir.
Müzik eseri ne demektir?
FSEK m. 3 uyarınca sözlü ve sözsüz bütün besteler, müzik eseri olarak kabul edilmektedir. Bu çerçevede sözsüz müzik eserlerinde sadece besteler, sözlü müzik eserlerinde ise beste ve güfteler, müzik eseri olarak korunur.
Güzel sanat eseri ne demektir?
FSEK m. 4, bir ürünün, güzel sanat eseri sayılması için, estetik değer taşımasını şart koşmuştur. Bu şart yerine getirilmek kaydıyla, yağlı ve suluboya tablolar; resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi ve serigrafiler; heykeller, kabartmalar ve oymalar; mimarlık eserleri; el işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil ve moda tasarımları; fotografik eserler ve slaytlar; grafik eserler; karikatür eserleri; her türlü tiplemeler, FSEKv m. 4 uyarınca güzel sanat eseridir.
Söz konusu maddeye göre, krokilerin, resimlerin, maketlerin, tasarımların ve benzeri eserlerin, endüstriyel model ve resim olarak kullanılmaları, bunların, fikir ve sanat eseri olmalarını etkilemez.
Sinema eseri ne demektir?
FSEK m. 5 uyarınca, her nevi estetik, bilimsel, öğretici veya teknik nitelikte olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntü dizileri sinema eseridir.
II. BİR BAŞKA ESERDEN YARARLANMAK SURE-TİYLE YARATILAN İŞLEMELER VE DERLE-MELER ESER OLARAK KABUL EDİLİR Mİ?
FSEK ’nun 6. maddesi uyarınca, yukarıda sayılan dört ana kategoriden birine giren bir eserden yararlanmak suretiyle yaratılan ve bu eserle karşılaştırıldığında, bağımsız bir nitelik taşımayan fikir ve sanat ürünleri, işleme veya derleme olarak kabul edilir.
Bir işleme veya derlemenin FSEK ’na göre eser sayılabilmesi için, yararlanılan eserin sahibinin haklarına zarar vermemesi ve işleyenin ya da derleyenin özelliklerini taşıması gerekir.
FSEK ’nun 6. maddesinde işleme ve derleme olarak kabulü mümkün olan fikir ve sanat ürünleri, 11 bent halinde sayılmıştır. Kanun, bu sayımın, örnekleme amacıyla yapıldığını ve sınırlayıcı olmadığını ifade etmiştir. Kanunda sayılanlar ile bunlar dışındaki işleme ve derlemelerin eser olarak kabul edilebilmesi için, yararlanılan eserin sahibinin haklarına zarar verilmemesi ve işleme ya da derlemenin, işleyenin veya derleyenin özelliklerini taşıması zorunludur.
Kanunda örnek olarak sayılan işleme ve derlemeler şunlardır:
· Tercümeler.
· Roman, hikaye, şiir ve tiyatro piyesi gibi eserlerden birinin bu sayılan türlerden bir başkasına çevrilmesi suretiyle ortaya çıkan ürünler.
· Müzik, güzel sanat, bilim ve edebiyat eserlerinin film haline sokulması veya filme alınmaya ve radyo ya da televizyon ile yayıma elverişli bir şekle sokulması suretiyle ortaya çıkan ürünler.
· Müzik aranjman ve tertipleri.
· Güzel sanat eserlerinin bir şekilden diğer bir şekle sokulması suretiyle ortaya çıkan ürünler.
· Bir eser sahibinin bütün veya aynı cinsten olan eserlerinin külliyat haline getirilmesi suretiyle ortaya çıkan ürünler.
· Belli bir amaçla ve özel bir plan dahilinde seçme ve toplama eser tertipleri.
· Henüz yayımlanmamış olan bir eserin bilimsel araştırma ve çalışma neticesinde yayımlanmaya elverişli hale getirilmesi suretiyle ortaya çıkan ürünler.
· Başkasına ait eserlerin açıklamaları, şerhleri veya kısaltmaları.
· Bir bilgisayar programının uyarlanması, düzenlenmesi veya herhangi bir değişim yapılması suretiyle ortaya çıkan ürünler.
· Belli bir amaçla ve özel bir plan dahilinde verilerin ve materyallerin seçilip derlenmesi sonucu ortaya çıkan ve bir araç ile okunabilir veri tabanları ile diğer biçimlerde kullanılabilen veri tabanları.
III. BİR ESER YARATIRKEN BAŞKASINA AİT ESERLERDEN YARARLANILABİLİR Mİ?
Bir eser yaratırken, başkalarına ait eserlerden yararlanmak mümkündür. Bir eserin, başka bir eser yaratılırken kullanılması, yararlanılan eserin sahibinin eseri üzerindeki haklarına getirilen bir sınırlama niteliğinde olup, “iktibas serbestisi” olarak tanım-lanır.
FSEK nun “İktibas Serbestisi” kenar başlıklı 35. maddesine göre :
· Alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve paragraflarının bağımsız bir bilim ve edebiyat eserine alınması;
· Yayımlanmış bir bestenin en çok tema, motif, pasaj ve fikir türünden parçalarının bağımsız bir müzik eserine alınması;
· Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, amacı aşmayacak bir oranda ve içeriğini aydınlatmak saikiyle bir bilimsel esere alınması;
· Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin bilimsel konferans veya derslerde konuyu aydınlatmak için projeksiyon ve buna benzer araçlarla gösterilmesi mümkündür.
Ancak aynı maddenin son fıkrasına göre:
· İktibasın belli olacak şekilde yapılması gereklidir.
· Eğer bir bilimsel eser söz konusu ise, iktibasın belli olacak şekilde yapıldığının kabul edilebilmesi için yararlanılan eserler ile eser sahiplerinin adları ve yararlanılan kısımları belirtilmelidir.
IV. İKTİBAS SERBESTİSİNİN SINIRLARI VAR MIDIR?
Bir eser yaratırken, başkalarına ait eserlerden iktibas yapmak, FSEK ’nun 35. maddesine göre mümkün ise de, iktibas serbestisinin sınırları vardır. Bu sınırların neler olduğu, yine aynı maddenin incelenmesinden çıkartılabilir.
İktibas serbestisinin ön şartı, yararlanılan eserin, yayımlanmak suretiyle veya başka bir şekilde alenileşmiş olmasıdır. Alenileşmemiş bir eserden iktibas yapılması mümkün değildir.
Alenileşme ön şartı gerçekleştikten sonra, iktibas serbestisinin esasa ve şekle ilişkin olmak üzere iki şartının bulunduğu belirtilmelidir. İktibas serbestisi içinde kalındığından söz edilebilmesi için, bu iki şart birlikte bulunmalıdır.
· Esasa ilişkin şart, iktibasın amacı aşmayacak bir oranda yapılmasıdır.
İktibasın amacı aşmayacak bir oranda yapıldığının kabulü, yararlanılan eserin ve ortaya çıkan eserin türüne göre değişmektedir. Şöyle ki,
o Yararlanılan eserin bazı cümle ve paragraflarının bağımsız bir bilim ve edebiyat eserine alınması;
o Bir bestenin en çok tema, motif, pasaj ve fikir türünden parçalarının bağımsız bir müzik eserine alınması;
o Ortaya çıkan ürün bir bilimsel eser ise, güzel sanat eseri ve diğer eserlerden yararlanmanın, içeriği aydınlatma amacıyla olması;
o Bilimsel konferans veya derslerde, konuyu aydınlatmak amacıyla, güzel sanat eserinden projeksiyon veya benzeri araçlarla yararlanması hallerinde, amaç aşılmamıştır;
· Şekle ilişkin şart ise, iktibasın belli olacak şekilde yapılmasıdır. Bilimsel eserlerde yararlanılan eserler ile eser sahiplerinin adlarının ve yararlanılan kısımlarının belirtilmesi zorunludur. Yararlanma, yararlanılan eserdeki bir ifadenin aynen alınması şeklinde ise, bu kısım tırnak içinde belirtilmeli, eserin ve sahibinin adları ile ilgili sayfa ya da sayfalar, usulünce yazılmalıdır. Yararlanma aynen değil de mealen, yani cümlelerin değiştirilmesi suretiyle olmuş ise, tırnak kullanılmamalı, fakat yine de eser ile eser sahibinin adları ve ilgili sayfa ya da sayfalar belirtilmelidir.
V. YOLSUZ İKTİBAS VE İNTİHAL NE DEMEKTİR?
Yukarıdaki şartlara uygun bir şekilde yapılmayan iktibaslar, yolsuz iktibas olarak adlandırılır. Örneğin, amacın haklı kılacağı oran aşılmış, buna rağmen şekle ilişkin şart yerine getirilmişse, başka bir anlatımla usulünce kaynak gösterilmişse yolsuz iktibas vardır.
Aynı şekilde, başkasının eserinden amacın haklı kılacağı oranda yararlanılmış olmakla beraber, şekle ilişkin şart yerine getirilmemişse, yine yolsuz iktibas vardır.
Şekle ilişkin şart yerine getirilmeksizin, yani usulünce kaynak gösterilmeksizin yapılan yolsuz iktibas, amacın haklı kıldığı oran aşılsın ya da aşılmasın, aynı zamanda bir suç teşkil eden intihal suçunu oluşturur.
Dolayısıyla iktibas serbestisinin esasa veya şekle ilişkin şartlarından birinin ihlal edilmesi halinde yolsuz iktibas ortaya çıkacaktır. Ancak şeklî şartın ihlal edildiği her durumda, yolsuz iktibas, intihal suçunu oluşturacaktır.
Bu ayrım, uygulanacak yaptırım bakımından önem taşımaktadır. Şöyle ki, intihal oluşturmayan yolsuz iktibas hallerinde, suç, dolayısıyla cezaî yaptırım söz konusu değildir. Yolsuz iktibas yapan kişi aleyhine hukuk dâvaları açılabilir.
İntihal teşkil eden yolsuz iktibas hallerinde ise, intihal aynı zamanda bir suç teşkil ettiği için, cezaî yaptırım söz konusu olduğu gibi, ayrıca intihal fiilinin failine karşı yolsuz iktibas nedeniyle hukuk dâvaları da açılabilir.
VI. YOLSUZ İKTİBAS YAPANA KARŞI HANGİ YASAL YOLLARA BAŞVURULABİLİR ?
Yolsuz iktibas yapana karşı hak sahibi tarafından tazminat dâvası açılabileceği gibi, saldırının önlenmesi ve saldırının zararlı sonuçlarının kaldırılması için de hukuk dâvaları açılması mümkündür. Ayrıca, yolsuz iktibasın aynı zamanda intihal suçunu da oluşturması halinde, Cumhuriyet Savcısı, hak sahibinin şikayeti üzerine, intihal yaptığı kanaatine ulaştığı kişi hakkında ceza dâvası açabilir. Üniversite öğretim elemanının veya öğrencisinin işlediği intihal fiili, disiplin soruşturmasına da konu olabilir.
A. TAZMİNAT DÂVASI
Hangi tür tazminat talep edilebilir?
Tazminat, yolsuz iktibas nedeniyle zarara uğrayan eser sahibinin mal varlığında veya manevî haklarında meydana gelen zararların giderilmesini sağlayan tazminat türüdür.
Yolsuz iktibas bir “haksız fiil”dir. Bu haksız fiilin failine karşı, hak sahiplerinin, maddî ve/veya manevî tazminat dâvası açmak suretiyle uğramış oldukları maddî ve/veya manevî zararları giderme olanağı vardır.
Maddî tazminat ne demektir?
Maddî tazminat, yolsuz iktibas yoluyla malî hakları ihlâl edilmiş olan kişinin zararının karşılanmasını sağlayan tazminat türüdür. Söz konusu zarar, hak sahibinin mal varlığında doğrudan bir eksilmeye yol açabileceği gibi, elde edeceği kârdan mahrum kalması şeklinde de olabilir. Ayrıca FSEK m. 68’deki şartların gerçekleşmesi halinde, uğranılan zararın üç katı kadar tazminat talep edilmesi mümkündür.
Manevî tazminat ne demektir?
Manevî tazminat, hak sahibinin uğradığı manevî zararın giderilmesini sağlayan tazminat türüdür. Söz konusu tazminat, bir miktar paranın ilgili kişiye ödenmesi şeklinde olabileceği gibi, mahkeme tarafından bunun yerine veya buna ek olarak başka bir tazmin şekline de hükmedilebilir.
Hak sahibi kimlerdir?
Esas itibariyla, hak sahibi “eser sahibi”dir. Manevî hakların ihlâli açısından diğer hak sahiplerinin kimler olduğu FSEK m. 19’da hükme bağlanmıştır.
Tazminat dâvası hangi sürede açılmalıdır?
Maddî ve manevî tazminat dâvalarının, yolsuz iktibasın, hak sahibi olan kişiler tarafından öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde açılması gerekir.
Tazminat dâvası açılmasında azamî bir süre var mıdır?
Hak sahibinin tazminat dâvası açması on yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Başka bir ifadeyle, yolsuz iktibasın yapıldığı tarihten itibaren on yıl geçmişse, kişi, fiili yeni öğrenmiş olsa bile dâva açamaz.
B. SALDIRININ ÖNLENMESİ VE ZARARLI SO-NUÇLARIN KALDIRILMASI DÂVALARI
Yolsuz iktibasın henüz gerçekleşmediği, ancak somut bir tehlikenin bulunduğu bir aşamada hak sahibi ne yapabilir?
Bir eserden henüz yolsuz iktibas yapılmamış, ancak böyle bir tehlikenin bulunduğu somut bir biçimde anlaşılmışsa, yolsuz iktibas yoluyla esere karşı muhtemel bir saldırının önlenmesi dâva yoluyla sağlanabilir. Örneğin bir yazar, kendi yazdığı bir kitabın, başkasının adıyla yakında satışa sunulacağını basın-yayın organlarından öğrendiğinde, saldırının önlenmesi amacıyla, sözü geçen dâvayı açabilir.
Gerçekleşmiş bir yolsuz iktibasın zararlı sonuçları ortadan kaldırılabilir mi?
Yolsuz iktibas yapana karşı, eser sahibinin, tazminat dâvası açmanın yanı sıra, yolsuz iktibasın zararlı sonuçlarının ortadan kaldırılmasını dâva yoluyla talep etmek hakkı da vardır. Bu dâvanın açılmasının amacı, başlamış ve devam etmekte olan bir saldırının zararlı sonuçlarının ortadan kaldırılmasıdır. Zararlı sonuçların devam etmekte olması, saldırının da devam ettiği anlamına geleceğinden, zararlı sonuçlar devam ettiği sürece söz konusu dâva açılabilir.
C. CEZA DÂVASI
Yolsuz iktibas bir suç teşkil eder mi?
Yukarıda da belirtildiği gibi, yolsuz iktibas, intihal şeklinde ortaya çıktığı takdirde, haksız fiil olmasının yanı sıra, aynı zamanda bir suç da teşkil eder. FSEK ’nun 71. maddesi bazı eylemleri sayarak onları cezaî yaptırıma bağlamıştır. Bu eylemlerden söz konusu maddenin 3 ve 4 numaralı bentlerinde düzenlenenler intihaldir.
FSEK ’nun 71. maddesinin 3. fıkrası, “başkasının eserini kendi eseri veya kendisinin eserini başkasının eseri olarak gösteren veya 15. maddenin 2. Fıkrası hükmüne aykırı hareket eden” kişiler hakkında hapis ve para cezası öngörmüştür. Bu fıkrada yer alan başkasının eserini kendi eseri olarak göstermek intihal suçunu oluşturmaktadır. Aynı şekilde 15. maddenin 2. fıkrasındaki hükme aykırı hareket etmek de intihal suçu teşkil etmektedir. Çünkü 15. maddenin 2. fıkrası, bir güzel sanat eserinden çoğaltma ile elde edilen kopyalar ile bir işlenmenin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerinde asıl eser sahibinin ad veya alametinin belirtilmesini ve ortaya çıkan eserin bir kopya veya işlenme olduğunun açıkça gösterilmesini aramaktadır. Bu hükmün ihlal edilmesi halinde intihalin ortaya çıkacağı açıktır.
FSEK’nun 71. maddesinin 4. bendi ise, FSEK’nun 32., 33., 34., 35., 36., 37., 39. ve 40. maddelerde sayılan hallerde, kaynak gösterilmemesini, yanlış, yetersiz veya aldatıcı kaynak gösterilmesini suç olarak kabul etmiş ve cezaî yaptırıma bağlamıştır.
FSEK m. 71/3, intihalden ayrı olarak, kendi eserini bir başkasının eseri gibi göstermeyi de bir suç olarak kabul etmiştir.
İntihal suçunun cezası nedir?
FSEK m. 71 uyarınca intihal fiilini işleyen kişilere, dört yıldan altı yıla kadar hapis ve ağır para cezası verilecektir.FSEK md. 71’deki ağır para cezasının alt sınırı elli milyar, üst sınırı ise yüzelli milyar liradır. Ancak ağır para cezasının alt ve üst sınırları, Türk Ceza Kanunu’nun Ek 2. maddesine göre, Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca her yıl tesbit ve ilan edilen “yeniden değerleme oranı” uygulanmak suretiyle hesaplanan bir arttırıma tabidir. Yeniden değerleme oranının uygulanacağı alt ve üst sınırlar, bir önceki yıl bu oran uygulanmak suretiyle hesaplanan para cezasının alt ve üst sınırlarıdır.
Hak sahibi, ceza soruşturmasının başlaması için ne yapmalıdır?
İntihal durumunda, FSEK m. 75’te sayılan hak sahiplerinin, intihal fiilinin faili hakkında ceza soruşturması ve daha sonra da, şartları var ise ceza dâvası açılmasını sağlamak amacıyla, haklarını kanıtlayan belgelerle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunması gereklidir. Şikâyetçi olunmadığı sürece, Cumhuriyet Savcılığınca ceza soruşturmasına başlanmayacaktır.
Eğer fail üniversite personeli ise ve intihal suçunu görevi dolayısıyla veya görevi sırasında işlemişse, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53-c maddesi uyarınca, ceza ön soruşturması, soruşturma yapmaya yetkili makamlarca yürütülecektir. Bu nedenle, şikayetin, üniversite idaresine yapılması gereklidir. Örneğin (A) adlı üniversite öğretim üyesi, öğrencilere dağıtılmak üzere çıkarttığı ders notunda (B) adlı şahsın kitabından intihal oluşturacak şekilde yolsuz iktibasta bulunmuşsa, (B)’nin, üniversite idaresine şikayette bulunması üzerine (A) hakkındaki ceza soruşturması, üniversite tarafından açılacak ve yürütülecektir. Çünkü (A), söz konusu suçu, görevi dolayısıyla işlemiştir.
Şikâyette bulunmanın bir süresi var mıdır?
İlgili kişilerin, şikayet hakkını, intihal fiilini ve failini öğrendikten itibaren, dâva zamanaşımı süresi içinde kalmak koşulu ile en geç altı ay içinde kullanması gerekir.
D. DİSİPLİN SORUŞTURMASI
1. ÜNİVERSİTE PERSONELİ HAKKINDA
Üniversite personelinin intihal fiilini işlemesi bir disiplin suçu olur mu?
İntihal suçu, Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin 11/a-3. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre “Bir başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden kendi eseri gibi göstermek” bir disiplin suçudur.
Bir başkasının eserinden veya çalışmasından kaynak belirtmeksizin kısmen yararlanmak intihal suçunu oluşturur mu?
Yönetmeliğe göre, failin, bir başkasının eser veya çalışmasının yalnızca bir kısmını dahi kaynak belirtmeksizin kullanması intihale sebebiyet verir. Zira iktibas serbestisinin şeklî şartı ihlal edilmiştir. Aslî şart, yani amacın haklı kıldığı oranda kalma şartına uyulmuş olsa bile, bu yolsuz bir iktibastır, aynı zamanda bir intihaldir. Bir diğer deyişle, her intihal fiili, aynı zamanda yolsuz iktibastır.
Söz konusu disiplin suçunun cezası nedir?
Yukarıda sözü geçen maddeye göre, bu suçun cezası “üniversite öğretim mesleğinden çıkarma”dır.
Disiplin soruşturmasına hangi sürede başlanmalıdır?
İntihal fiilinin soruşturmaya yetkili âmirlerce öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekir.
Disiplin soruşturması açılmasında ve açılmış olan soruşturmanın tamamlanmasında azamî bir süre var mıdır?
Disiplin Yönetmeliğinin 19/1-b/2. maddesi uyarınca, intihal fiilinin işlenmesinden itibaren iki yıl içinde soruşturma açılması ve yine aynı sürede disiplin cezası verilmesi gerekir. Fiil tarihinden itibaren iki yıl geçmişse artık soruşturma açılamaz; açılmış ve halen devam eden soruşturma ise, düşer.
Disiplin soruşturması açılması için ilgilinin şikâyetçi olması zorunlu mudur?
Disiplin soruşturması açılması için ilgilinin şikayetine gerek yoktur. Disiplin âmiri, intihal fiilinin işlendiği düşüncesinde ise, yukarıda açıklanan süre içerisinde soruşturma açmak zorundadır. Bununla beraber, hak sahibi, intihal yaptığını düşündüğü kişi hakkında disiplin âmirine suç duyurusunda bulunabilir. Hak sahibi dışındaki herkes de böyle bir duyuru yapabilir. İdare de herhangi bir suç duyurusuna gerek olmaksızın re’sen soruşturma açabilir.
Hak sahibinin rızası, intihal fiilini disiplin suçu olmaktan çıkarır mı?
Hak sahibinin rızası, intihal fiilini disiplin suçu olmaktan çıkarmaz. Örneğin (A), yazdığı bir bilimsel eserin, öğretim elemanı (B) tarafından kendi eseri gibi sunulmasına rıza gösterse bile, (B)’nin fiili, disiplin suçunu oluşturur ve (A) şikâyetçi olmasa da disiplin amiri tarafından (B) hakkında soruşturma açılır.
2. ÖĞRENCİ HAKKINDA
Üniversite öğrencisinin intihal fiilini işlemesi bir disiplin suçu olur mu?
Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetme-liği’nde lisans ve lisansüstü öğrencileri için intihal fiili ayrı bir düzenleme konusu yapılmamıştır. Bununla birlikte, söz konusu fiil, adı geçen Yönetmeliğin 7/A maddesinde hükme bağlanmış olan “öğrencilik sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte” bir davranış olarak kabul edilebilir.
Söz konusu disiplin suçunun cezası nedir?
Bu fiilin cezası, Yönetmeliğin 7. maddesi uyarınca “kına-ma”dır.
Disiplin soruşturmasına hangi sürede başlanmalıdır?
Disiplin Yönetmeliğinin 14. maddesine göre öğrenci hakkında disiplin soruşturmasına, olayın soruşturmaya yetkili âmirce öğrenilmesini izleyen ilk mesai gününde başlanması gerekir. Aynı Yönetmeliğin 34. maddesi uyarınca, fiilin işlendiğinin soruşturmaya yetkili âmirlerce öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde soruşturmaya başlanmaz ise, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin soruşturması açılmasında ve açılmış olan soruşturmanın tamamlanmasında azamî bir süre var mıdır?
Disiplin Yönetmeliğinin 34. maddesine göre disiplin cezası gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde ceza verilmediği takdirde ceza verme yetkisi ortadan kalkar. Fiil tarihinden itibaren iki yıl geçmişse artık soruşturma açılamaz; açılmış ve halen devam etmekte olan soruşturma ise, düşer.
Disiplin soruşturması açılması için ilgilinin şikâyetçi olması zorunlu mudur?
Disiplin soruşturması açılması için ilgilinin şikâyetine gerek yoktur. Disiplin âmiri, intihal fiilinin işlendiği düşüncesinde ise yukarıda açıklanan süre içerisinde soruşturma açmak zorundadır. Bununla beraber, hak sahibi, intihal yaptığını düşündüğü kişi hakkında disiplin âmirine suç duyurusunda bulunabilir. Hak sahibi dışındaki herkes de böyle bir duyuru yapabilir. İdare de herhangi bir suç duyurusuna gerek olmaksızın, re’sen soruşturma açabilir.
Hak sahibinin rızası, intihal fiilini disiplin suçu olmaktan çıkarır mı?
Hak sahibinin rızası, intihal fiilini disiplin suçu olmaktan çıkarmaz. Örneğin (A), yazdığı bir bilimsel eserin, doktora öğrencisi (B) tarafından kendi eseri gibi sunulmasına rıza gösterse bile, (B)’nin fiili, intihal suçunu oluşturur ve (A) şikâyetçi olmasa da disiplin âmiri tarafından (B) hakkında soruşturma açılır.
VII. KONUNUN ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ELEMAN-LARIYLA İLGİLİ BAZI ÖRNEKLERLE AÇIK-LANMASI
|