16.08.2011
Raif Türk, mermer ihracatında Diyarbakırda birinci, ülke çapında ise ilk 6 içinde bulunuyor

1980'lerde Anadolu Ajansı Diyarbakır Bölge Müdürü iken komünizm propagandasından hapis yattığı ihbar edilince muhabir olarak Bursa ve Ankara'ya gönderilen Türk, istifa edip mermer sektörünü yarattı..
Bu haftaki başarı hikayemizin kahramanı Raif Türk, eski bir gazeteci. Benim de SABAH'tan önce uzun yıllar çalıştığım Anadolu Ajansı'nda (AA) 7 yıl görev yaptı. 1985'te AA Diyarbakır Bölge Müdürü iken, kendi deyimiyle ilk "sürgün"e giden AA çalışanı olmuş. Üstelik tenzili rütbe ile. Gerisini Türk'ten dinleyelim. "Bölge Müdürü iken bir dilekçeyle beni ihbar etmişler. 1972'de kömünizm propagandasından, 141- 142'nci maddeden (düşünceyi suç sayan TCK'nın ünlü bu maddeleri 1991'de kaldırıldı) 2.5 yıl hapis yatmıştım. 1985'te Bursa'ya muhabir olarak gönderdiler. İstanbul veya Ankara deyince, Ankara'da Yurt Haberleri'ne verdiler. 5 ay kalıp ayrıldım."
MERMERİ HAMAMDA GÖRÜRDÜM
Türk, bir gazete çağırdığı halde gitmeyip, madencilik hevesinin peşinden koşmaya başlamış. "Bir iki yerde krom bakır madeni olduğunu duydum, ilgilenmeye başladım. Mermerle tanıştım. O güne kadar mermer hamamda gördüğüm bir şeydi" diyen Türk, krom için gittiği Kulp ilçesinde mermer yatakları bulduğunu anlatıyor. Raif Türk'e kulak verelim: "Madeni bulunca, ruhsatını aldım, ortak edindim. Ama 1988-1990 arası başarılı olamadık. Bölgede çatışma oluyor, hatta ocağa top mermisi düşüyordu. İmkânlar da sınırlıydı. Önce Antepli, sonra İtalyan ortağım dayanamayıp kaçtı. 1995'de bu kez ortaksız işe başladım. Ankara'da bir hurdacıdan dozer ve kompresör aldım. O yıl 12 kişi ile bin metreküp mermer üretebildim. Bu, kayıtlara göre Diyarbakır'ın ilk mermer üretimi oldu. Bugün Dimer şirketim, Hazro, Hani ve Adıyaman'daki 5 ocaktan yılda 90 bin metreküp mermer çıkarıyor."

Bin metreküp mermer üretimi 13 yılda 90 kat birden arttı
Üzülmüştüm ama gerçekten her şeyde bir hayır varmış
RAİF Türk, kartvizitinde işadamı, Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı yazsa da, gazetecilikten ayrıldığı için üzgün. Bununla birlikte bir sektör ve istihdam yarattığı için memnun. Bunu da şöyle ifade ediyor: "Anadolu Ajansı'nı, gazeteciliği seviyordum. Ayrılmak zorunda kaldığım için çok üzüldüm. Ama her şeyde bir hayır vardır derler ya, gerçekten öyleymiş. 2 mermer fabrikamız var. 1.2 milyon metrekare mermer işliyoruz. Üretimimizin yüzde 80'i ihraç oluyor. Kapı ve hazır mutfak imal eden mobilya fabrikamda 100, mermer fabrikalarımda 600 kişi çalışıyor. Bin kişi nakliyesiyle geçiniyor. İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri'nin performans listesinde üçüncüyüz. Ege İhracatçı Birlikleri de katılırsa, her halükarda Türkiye'de ilk 6 içindeyiz."
İkinci evliliğimi uygur türkü ile yaptım
RAİF Türk, ikinci evliliğini Ankara'da görev yaparken bir arkadaşının ofisinde tanıştığı bir Çin vatandaşı ile yapmış. Evlendikten sonra Yıldız adını alan Uygur Türkü, Türk vatandaşlığına da geçmiş. Raif Türk, personeli arasında pazarlama işinde iki Çinli'nin de çalıştığını bildirdi. Bu Çinliler, Uzakdoğu'dan gelen müşterileri İstanbul veya Diyarbakır havaalanlarında karşılayıp kendileriyle ilgileniyor ve ihtiyaç duydukları mermerlerin satımını gerçekleştiriyor.

Kadın çalıştırma yasağını kırdık
GORE Seven Tekstil, Avrupa'da işçi olarak çalışan 7 ortağın kurduğu bir çorap şirketi. Kent yöneticilerinin Avrupa turu sırasında daveti üzerine Diyarbakır'da 2 milyon Euro'luk yatırımla 2006'da fabrika kurulmuş. Kürtçe çorap anlamına gelen "Gore" ile İngilizce "7" demek olan "Seven", şirketin adı seçilmiş. Şirketin ortağı ve Genel Müdürü Ali Karakaş, ortakların Almanya ve İsveç'te gıda, tekstil ve hizmet sektörlerinde şirketleri bulunduğunu belirterek, "Yılda 2 milyon çift çorap üretim kapasitemiz var. Ciromuz 1 milyon YTL'ye ulaştı. En büyük başarımız, kadınlara iş istihdamı yaratmak oldu. Aile yapısı gereği kadınlar çalıştırılmıyordu. Bunu bir nebze kırdık" dedi.
Petrol ülkelerine trafo satacağız
DTS Transformatör'ün ortağı ve Teknik Müdürü Şehmus Gökmen, Batmanlı bir elektrik mühendisi. İzmit'te bir trafo şirketinde çalışırken ayrılıp 3 ortakla Diyarbakır'da 2004 sonunda fabrikayı kurduklarını anlatan Gökmen, "Orta gerilim dağıtım transformatörleri üretip satıyoruz. Sırada güç transformatörü var. Şirketimizde 50 kişi çalışıyor. Yurtiçinden çok yurtdışı piyasalarını takip ediyoruz. Yıllık 4 milyon dolar ciromuzun 3 milyon dolarını ihracattan sağladık. Petrol geliri olan Ortadoğu ülkelerinde ciddi bir yeniden yapılanma var. Tüm altyapılarını yeniliyorlar. Ortadoğu ve Afrika ülkelerine girmek istiyoruz" diye bilgi verdi.
'Kadın bağı şimdi cam önüne bile diziliyor, biz de üreteceğiz'
Diyarbakırlı Abdulhamit Demir, yaygınlaşan marketler karşısında toptan gıda ticaretini bırakıp çocuk bezi üretimine başladı. Demir, yakında kadın bağı imal etmeyi planlıyor..
DİYARBAKIRLI Abdulhamit Demir (40), çocuk bezi üreten bir sanayici. Ticari geçmişi toptan gıda ticaretine dayanıyor. Ailesinden 1990'da devraldığı toptan gıda ticaretinin, marketler karşısında geleceğinin olmadığını görünce, Sedat Özçelik adlı bir başka toptancı arkadaşıyla üretime soyunur. 5 yıllık bir hedef belirlerler. Önce çocuk bezi, ardından kadın bağı ve nihayet deterjan üretmeyi planlarlar. 2004 yılında Özdem Tüketim Malları şirketi kurulur, 2006'da çocuk bezi üretimi başlar. 3 milyon dolarlık yatırımla kurulan fabrikanın aylık 60 bin koli üretim kapasitesi bulunuyor. 30 kişiye istihdam sağlıyor.
ÇOCUK BEZİ KÖYLERDE BİLE VAR
Yurtiçi pazarında "Vidy" markasını kullanan, "Viky ve Pampa" markalarıyla ise ihracat yapan Abdulhamit Demir, üretiminin yüzde 15 kadarını Suriye, Irak ve Makedonya'ya ihraç ediyor. Demir, "Yüzde 50 kapasiteyle çalışıyoruz. Pazar buldukça üretimi artırıyoruz. Bilinen markalardan sonraki kategoride bölgede birinci sıradayız. Köylerde bile çocuk bezi kullanılıyor" dedi. Çocuk bezinden sonra yakında kadın bağı üretimini planlayan Demir, Diyarbakır'da kadın bağı pazarının geleceğini yorumlarken, "Kadın bağı kullanımı artıyor. Eskiden tezgâh altı satılırdı, şimdi dükkan camının önüne bile diziliyor" diyor.
İstanbul'daki büyük marketlerin önünden geçmek bile korkutuyor
ÜRÜNLERİNİ bölgedeki yerel marketlere verdiğini belirten Abdulhamit Demir, mali yüklerinden dolayı ulusal marketlerden korktuklarını söyledi. Demir, "İstanbul'daki büyük marketlerin önünden geçmekten bile korkuyoruz. Anlaşmaya oturduğunuzda markete giriş bedelleri bile çok yüksek. 3-4 şubeli markette dahi 10 bin YTL'den başlıyor. Büyük marketlerde milyon dolarlar konuşuluyor. Büyük marketlere ne gidiyoruz ne cesaret ediyoruz" diye yakındı.
Diyarbakır kırılma noktasında
ÖZELLİKLE milliyetçilik ve Türkçülük üzerine kaleme aldığı eserleri ile ünlenen büyük düşünürümüz Ziya Gökalp'in (1876- 1924) Diyarbakırlı olduğunu ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TSO) ilk Genel Katibi olduğunu biliyor muydunuz? Kara harekatının olduğu günlerde Diyarbakır'ın ekonomisini haberleştirmek için bu kentteydik. Diyarbakır TSO Başkanı Mehmet Kaya, önce tabloyu özetledi: Son 20 yılda Diyarbakır önemli bir göç aldı. İşsiz, eğitimsiz, ümitsiz bir milyon insan köylerini bırakıp kentin varoşlarına yerleşti. Rehabilite edilmeden bu yerleşim köylüleri tüketici hale getirirken, örgüte katılımı da artırdı. Nüfusun yüzde 60'ı günlük 2 doların altında yaşıyor. İş olmayınca ya gayrı meşru aleme ya örgüte katılıyor. Kaya, "İyi haberler de var. Her gün 1-2 yatırımcı geliyor. Forum Alışveriş Merkezi projesi 2009'da açılacak. Forum'un yanında Hilton Oteli'nin temeli mart ayında atılacak. Sheraton yer arıyor. Turkcell, 800'e yakın kişinin çalışacağı çağrı merkezi açmayı planlıyor" dedi. Doğu Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu Başkanı Şeyhmus Akbaş da, Diyarbakır'ın ekonomik olarak iyiye gitme seyrine girdiğini belirterek, "Diyarbakır kırılma noktasında. Halk beraber yaşama, memleketi sahiplenme arzusu içinde. Bundan çok umutluyuz. Diyarbakır'ın problemi, Ankara'nın problemi diye bakılırsa, bu kırılma noktasını geçeriz" dedi.
Talepler: Asgari ücreti STK'lar belirlesin
* Yatırım ortamı iyileştirilsin. 25 yıldır savaş ortamında yaşayan bölgede pozitif ayrımcılık teröre prim vermek değildir. Ameliyattan çıkanla diğer hastaya aynı tedavi uygulanmaz.
* Bölgeyle ilgili teşvikler genele yaygın olmasın, sektörler tek tek belirlensin
* Bölgesel asgari ücret verilsin. Bu ücreti bölgenin dinamikleri, sivil toplum kuruluşları (STK) belirlesin
* İhracatçılara nakliye desteği verilsin
* Bölgedeki üniversitelerde mesleki eğitime dönük örnek programlar oluşturulsun.
Sabah