Marka Tescil Kılavuzu

 Marka /Marka Tescil Kılavuzu/Marka Sahibinin İzni Olmadan Marka Vekili veya Temsilcisinin Yaptığı Tescil Başvurusu
Anında Ücretsiz Marka, Patent, Tasarım Sorgulama ( Sınıflara Bakınız)

Marka Sahibinin İzni Olmadan Marka Vekili veya Temsilcisinin Yaptığı Tescil Başvurusu

Yazar : Etkin Patent,  Ana Kategori : Marka,  Kategori :  Marka Tescil Kılavuzu  Tarih :  02.03.2014 10:41:30

556 SAYILI KHK MADDE 8/2

Marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından markanın kendi adına tescili için, marka sahibinin izni olmadan ve geçerli bir gerekçe gösterilmeden yapılan başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine red edilir.”

KHK Madde 8/2’ye göre, ticari vekil veya temsilcinin marka sahibinin izni olmadan markayı kendi adına tescil ettirmek istemesi durumunda, marka sahibinin itiraz ederek markanın tescilini engelleme hakkı mevcuttur. Kötü niyetli marka başvurularına karşı itiraz imkânı, KHK’nın 35/1 maddesinde genel hüküm olarak ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle, somut olayın niteliklerine göre KHK’nın 8/2 maddesi kapsamına girmeyen durumlarda madde 35/1 uyarınca kötü niyet iddiasında bulunulabilir.

Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmadan markayı kendi adına tescil ettirmek istemesi halinde marka sahibinin itirazda bulunabilme hakkı, esasen Medeni Kanun’un 2 inci maddesinin “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünde ifadesini bulan dürüstlük (kötü niyet) kuralının özel bir durumudur.

Önceki Markanın Varlığı

Madde 8/2 kapsamında itiraz için itiraz sahibinin korunmaya layık, daha önceden kazanılmış ama TPE nezdinde tescil edilmemiş bir marka hakkına (önceki marka) sahip olması gerekir. Marka sahibinin meşru hakkının etkin korunması söz konusu olduğunda, önceki marka kavramı geniş yorumlanmalı ve henüz bir sonuca ulaşmamış marka başvurusu veya tescil edilmiş olsa dahi halihazırda hükümden düşmüş olan markalar da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Madde hükmünde “ilgili coğrafi bölge”ye ilişkin herhangi bir atıfta bulunulmadığından, kural olarak önceki marka hakkının Türkiye sınırları içerisinde geçerli olma şartı aranmaz.

İtiraz sahibi, söz konusu itirazın yapıldığı tarihte markanın yasal olarak sahibi olduğunu ispat etmek zorundadır. Bu nedenle itiraz sahibi, marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğuna dair kanıtlar sunmalıdır.

Başvurunun Gerçek Marka Sahibinin Ticari Vekili veya Temsilcisi Adına Yapılması

Başvuru Sahibi

Madde 8/2 kapsamında itiraz için marka tescil başvurusunun marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından kendi adına tescili için yapılmış olması gerekir. Bununla birlikte, madde hükmünün uygulanabilmesi için başvurunun bizzat ticari vekil veya mümessil adına yapılması mutlak şart olmayıp ticari vekil veya mümessilin eşi, çocukları, ticari vekil veya mümessile ait şirketin yöneticisi gibi aynı ekonomik menfaati paylaşan kişilerce yapılan başvurular da, bu başvuruların aslında ticari vekil veya mümessilin talebi ve yönlendirmesiyle yapıldığı hususunda yeterli delillerin bulunması halinde bu kapsamda değerlendirilir.

Başvurunun Kapsamı

Ticari vekil veya mümessilin aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak yapmış olduğu marka başvurusu, gerçek marka sahibinin sahip olduğu markasının aynısı olabileceği gibi ayırt edilemeyecek kadar benzeri de olabilir. Ayrıca gerçek marka sahibi, markasının mal veya hizmetleriyle karıştırılma ihtimali olan aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren, aynı veya benzer marka tescil başvurularına da itiraz edebilir.

Ticari İlişkinin Varlığı ve Kapsamı

Madde 8/2 kapsamında gerçek marka sahibi ile marka başvurusunda bulunan kişi arasında, markayı gerçek hak sahibi namına Türkiye’de kullanma, markayı piyasaya sürme, dağıtma yetkisi veren bir ticari ilişkinin bulunması gerekir. Bu ticari ilişki ve hükümde bahsi geçen ticari vekil veya temsilci kavramı, hukuki-ticari veya salt ticari her türlü ekonomik ilişkiyi de kapsar şekilde geniş yorumlanmalıdır.

Taraflar arasındaki ticari ilişki, genellikle ticari vekile markayı kullanma yetkisi veren bir sözleşmeye dayanmaktadır ve bu durumda sözleşme hükümleri önem kazanmaktadır. Ticari vekil veya temsilci ilişkisi olarak değerlendirilecek başlıca sözleşme türleri acentelik sözleşmesi, tek satıcılık sözleşmesi, franchising sözleşmesi, lisans sözleşmesi, şirket sözleşmesi, vekâlet sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, bayilik sözleşmesi ve ithalat sözleşmesi olarak sayılabilir.

Ticari ilişkinin bir sözleşmeye dayalı olması durumunda bu sözleşmenin taraflarının geniş olarak yorumlanması gerekir. Sadece doğuran sözleşmeye taraf olanlar arasında değil bunların ortakları, ticari temsilcileri, müstahdemleri arasında da bir ticari ilişki bulunduğu kabul edilir.

Sözleşme hükümleri değerlendirilirken aşağıda belirtilen hususlara dikkat edilir:

• Sözleşmenin taraflarına ait bilgiler,
• Sözleşmenin mal veya hizmet, yer ve süre bilgileri; marka, marka ile ilgili olarak verilen hak, yetki, sorumluluklar ve sınırlamalar,
• Sözleşmenin geçerlik süresi.

Sözleşmenin başlangıç tarihi, vekil veya temsilcinin Türk Patent Enstitüsü’ne marka tescil başvurusunda bulunduğu tarihinden önce olmalıdır. Başvurunun yapıldığı tarihten sonraki süreçte başvuru sahibi ile başvuruya itiraz eden marka sahibi arasında markanın ticari temsilciliği konusunda yapılmış olan müzakereler veya başvuru sahibinin tek taraflı olarak söz konusu markanın ticari temsilcisi olmak için girişimde bulunması itirazın incelemesi açısından önem arz etmeyecek, kararı etkilemeyecektir. Temsilcilik ilişkisinin sona ermesinden sonra, eski temsilci tarafından markanın tescili için başvuruda bulunulması halinde de ticari ilişki ortadan kalkmış olacağında öncelikli marka sahibinin itirazı 8/2. madde kapsamında değerlendirilmez. (Sona ermeden sonra sözleşmenin etkilerinin devam ettiği makul süre hariç) .

Gerçek Marka Sahibinin İzninin Olmaması

Madde 8/2 hükmünün uygulanabilmesi için ticari vekil veya temsilcinin Türkiye’de ilgili marka için tescil başvurusunda bulunmasına gerçek marka sahibinin rızasının bulunmaması gerekir. Ticari vekil veya temsilcinin marka başvurusunda bulunmasına gerçek marka sahibinin rızası varsa, marka sahibi bu maddeye dayanarak başvurunun ilanına itiraz edemez. Marka sahibinin izni açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Başlangıçta mevcut olmayan izne, daha sonra icazet verilmesi durumunda marka sahibinin rızası var kabul edilir. Bu maddeye dayalı itirazlarda kural olarak

Etiketler
DİĞER İÇERİKLERİMİZ
Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenen marka, tescil edilemez


Yorum yapılmamış..

Yorum Yaz