Marka Haberleri

 Marka /Marka Haberleri/Marka yaratmanın üstadı,İstanbula geldi.
Marka yaratmanın üstadı,İstanbula geldi.

Marka yaratmanın üstadı,İstanbula geldi.

Kanadalı Isadore Sharp (76) otelcilik sektöründe bir ikon. Ona marka yaratmanın üstadı, lüks otellerin yaşayan markası diyorlar. 60 yıl önce bir inşaatçı olarak girdiği sektörde rakibi dev otelleri geride bırakarak Four Seasons’ı bir statü sembolü haline getirdi. Şu anda 32 ülkede 76 oteli var. Bugünlerdeki gözbebeği, Boğaz kıyısında açılan Four Seasons Bosphorus’u ziyaret etmek, etrafı kolaçan etmek için İstanbul’a geldi. Onunla Four Seasons’ı nasıl yarattığını, lüks otellerdeki trendleri konuştuk.

Göçmen bir aileden geldiğinizi okumuştum. Aslen nerelisiniz?


- Ailem Polonya göçmeni. Babam 1913’te Polonya’dan ayrılıp önce İsrail’e gelmiş. İsrail’deki ilk kibbutzu kuran kişidir kendisi. Annemle 16 yaşındayken evlenmiş ve Kanada’ya gelmişler. Evimiz klasik, geleneklerine bağlı bir Yahudi eviydi. Çocukluğum çok neşeli geçti. Çünkü annemle babam bizi geçindirmek için çok çalışmak zorundaydı. O yüzden üç kız kardeşim ve ben özgür büyüdük. Annem ve babam 70 yıla yakın evli kaldı ve bize aile içindeki mutluluk ve huzurun ne olduğunu gösterdi.

Dünyanın en önemli lüks otellerinden birinin kurucususunuz ama aslında mimarlık okudunuz değil mi?

- Babam İsrail’de inşaat işindeydi, Kanada’ya gelince de bir inşaat şirketi kurdu. Ben de yazları hep şantiyede çalışırdım. Bildiğiniz tuğla taşıma, duvar örme, beton karma işlerini yapardım ve işin bu fiziksel yanına bayılırdım. Daha yeniyetmeyken kariyerimin inşaat sektöründe olması gerektiğine karar vermiştim. O yüzden mimarlık okumaya karar verdim. Mimarlık yeteneğim olduğundan değil.

Hayatınızı bir otelci olma yönünde değiştiren olay neydi?

- Bir arkadaşım otel yapmak istiyordu. İnşaatçı olarak ona bir otel inşa ettikten sonra otel binasının nasıl olması gerektiğini öğrendim ve arkadaşımın aksine şehrin uzak bir yerinde değil, göbeğinde küçük bir otel yapmaya karar verdim. Bunun iyi bir fikir olduğuna insanları ikna etmem 5 yıl sürdü. İlk başlarda benim için bir fabrika yapmaktan farksızdı. Ama otel işi gittikçe daha çok hoşuma gitmeye başladı. Sonra başka birçok otel daha inşa ettim. Ama kendimi bir otelci olarak görmememin sebebi Londra’da açtığım Four Seasons Oteli’ydi. Rakiplerimiz Ritz, Barclay gibi kalitesi kanıtlanmış devlerdi. Fakat o kadar iyi hizmet verdik ki açıldığımız yıl, 1970’te Avrupa’nın en iyi oteli seçildik. O zaman anladım ki, bu işte başarılı olabilirim.

Four Seasons ismi nereden geliyor?

- İlk açtığım otelin ismi Four Seasons değildi, Thunderbird koymuştuk ismini. 1950’lerin sonu için mantıklı bir isimdi çünkü Thunderbird marka otomobil çok popülerdi. Fakat haklarını başka biri aldığı için otele bu ismi veremedik. O sırada kayınbiraderim Münih’te kaldığı küçük ve güzel bir otelden bahsetti. İsmi Vier Jahrzeit’mış (dört mevsim). İngilizcesi Four Seasons oluyordu. Çok beğendik, fazla düşünmeden otele bu ismi verdik.

LÜKS ESKİDİĞİNDE DE KALİTELİDİR

Lüks tanımınız nedir? Sizin için lüks ne anlama geliyor?

- İster saat olsun, ister takım elbise, ister otel. Ürününüz lüksse piyasadaki benzerlerinden farklı ve özel olmak zorundadır. Örneğin Chanel mağazasına kıyafet almak için girdiniz. Kıyafetin kendisi kadar onun size nasıl satıldığı da lüksün bir parçasıdır. Yeni olan güzel görünür, yeni bir gömlek de yeni bir otel de. Lüks olanla olmayanın fark şudur: Lüks eskidiğinde de kalitelidir. Zaman testini geçmiştir.

Yeterince parası olan herkes Four Seasons gibi bir otel yapabilir mi?

- Paranız varsa çok şık bir otel yapabilirsiniz. En iyi malzemeleri alır, en iyi tasarımcılarla çalışabilirsiniz. Ama yetmez. Bu denklemin yarısını bile oluşturmaz. Çünkü müşteriyi ikinci kez otele çeken şey bina ya da mobilya değildir. Londra’daki diğer lüks otelleri binamın güzelliğiyle geride bırakmadım. Çünkü bina sizi oyuna dahil edebilir ama kazanmanızı sağlamaz. İşin özü hizmet kalitesidir. O da istikrarlı olmalı. Arada bir hoşluk yaparak müşteriyi kazanamazsınız. Bunun için de takım oyunu gerekir.

Siz istediğiniz kadar titizlenin, sonuçta hizmet kontrol edemediğiniz kişiler tarafından müşteriye sunulmuyor mu?

- Kesinlikle. O nedenle otellerimizde tüm çalışanların inisiyatifi vardır. Bulaşıkçımız tabaklardan birinin kenarı çatlamışsa "Müşteriye bunu sunamayız" diye onu atar. Bütün çalışanlarımızın ezbere bildiği etik ilkeler manifestomuz var. 1980’de oluşturmuştum. Bütün çalışanlar yaptığı işi ve oteli sahiplenir. Bu ekibi oluşturmak için çok ince eleyip sık dokuyoruz. Şu anda dünyanın her yerindeki otellerimde 40 bin kişi çalışıyor. Elbette müşteriyi memnun etmeniz için önce çalışanlarınızı memnun etmelisiniz. Four Seasons’da çalışmak isteyen herkes 5 ayrı mülakattan geçer. Sebebi insanları zorlamak değil. Bu 5 mülakat boyunca Four Seasons’ın ne olduğunu onlara anlatmak aslında.

Çalışanlarınız sizi müthiş bir işadamı olarak mı görüyor yoksa baba figürü olarak mı?

- Eminim ticari zekamı ve işadamı olarak başardıklarımı takdir ediyorlardır ama daha çok bir baba figürüyüm onlar için. Bana her şeylerini anlatabilirler, bana sığınabilirler.

50 yıldır bu işin içindesiniz. Lüks otel müşterisinin profili ne kadar değişti?

- Bu 50 yılda müşteri profilindeki en büyük değişiklik lüks otellere gelenlerin yaş ortalamasının çok düşmesi. Artık çok genç müşterimiz var. Ben onlara "heves edenler" diyorum. Örneğin orta seviyede bir mahallede oturuyorsunuz. Daha zenginler nerede oturuyor diye merak edip orayı gezersiniz.

Gençler de örnek aldıkları kişiler, yaşamak istedikleri hayatlar nasıldır test etmek için lüks otellere geliyor. Böyle bir otele geldiklerinde de buna ulaşmak için daha büyük bir şevkle çalışmaya başlıyorlar. Çünkü bir yerinden lüks bir ürünü denediğinizde bunun geri dönüşü yoktur, o tada alışırsınız. O yüzden artık müşterilerimiz sadece üst düzey yöneticilerden oluşmuyor.

SPA ZATEN ŞART

Artık lüks bir otele gittiğinizde spa’nız var mı demiyorsunuz. Spa’nız nerede diye soruyorsunuz. Rahatlama merkezleri lüks oteller için şart. Bir de restoranların iyileştirilmesi trendi var. Diğer bir trend ise müşterinin zamanını en pratik ve hoş bir şekilde geçirmesini sağlamak. Çünkü zaman paranın satın alamayacağı, şu anda dünyadaki en değerli kavram.

GECEYARISI EKSPRESİ İMAJININ SİLİNMESİNDE KATKIMIZ OLDU

İstanbul’a yıllar önce geldik. Geceyarısı Ekspresi filminin yankıları sürüyordu. İstanbul’u pozitif bir şekilde tekrar seyahat haritasına sokmayı amaçladık. Gerçekten de işe yaradı. Çünkü şöyle bir inanış vardır seyahatçilerin kafasında: Eğer orada Four Seasons varsa kötü bir yer olamaz. Sultanahmet’teki Four Seasons hem İstanbul’a hem de bize çok yaradı. Çalışan ekip muhteşemdi ve bizi yukarı taşıdı. New York’taki Four Seasons nasıl bir prestij sağladıysa Sultanahmet’teki Four Seasons da o kadar prestij sağladı diyebilirim. O nedenle Boğaz’daki bu yeni Four Seasons’ı açmak konusunda hiç tereddüt etmedim. Bir kere bu manzara bir otel için çok ama çok sıradışı. Boğazın kralı olan diğer komşularımız elbette şimdi biraz kıskanıyordur. Aslında sevinmeleri gerek çünkü Four Seasons gittiği her yerde fiyatları yükseltir. Birçok otel bu nedenle "Ah Four Seasons seni seviyorum, iyi ki geldin" der. Biz hiçbir zaman pastanın bütününü yiyen parazit bir kurum olmadık. Pastanın büyümesini sağladık.

YÜZDE 99 MÜŞTERİ MEMNUNİYETİYLE 1 MİLYON KİŞİYİ KAYBEDEBİLİRİZ

Müşterinin bir Four Seasons’dan yüzde 99 memnun ayrılması yeterli değil. Bunu çalışanlarıma ilk söylediğimde suratlarında "Kafan dumanlı mı?" ifadesi uyandı. Ama yaptığım basit hesabı anlattığımda bana hak verdiler. O sıralar 20 otelim vardı. O gün hizmet verdiğimiz müşteri sayısını çıkarttım. İstatistik olarak bakarsak, müşteri, memnun olmadığı yüzde birlik kısmı gidip 10 yakınına anlatacaktır. Bir kokteylde "Ah Four Seasons’ta başıma ne geldi inanamazsınız" şeklinde başlayan bir konuşmanın bizim sonumuz olacağına inanıyordum. Bu yolla bir yılda 1 milyondan fazla müşteri kaybedeceğimizi hesapladım. Böyle tutunamayız dedim ekibime, hak verdiler.

GENÇ KALMAMIN EN BÜYÜK SEBEBİ, 50 YILDIR BİRLİKTE OLDUĞUM KADIN

Genç kalmanın en önemli sebebi karım. 50 yıldır birlikteyiz ama o hálá 18 yaşında genç bir kızın enerjisine ve merakına sahip. Bu beni o kadar zinde tutuyor ki... Evlendiğimizde çok gençtik, birbirimizi tanımıyorduk. Sonradan anlaşıldı ki gece ve gündüz kadar farklıyız. O çok parlak ve çalışkan bir öğrenciydi. Sanatla çok ilgiliydi. Ben böyle şeylerle ilgilenmezdim. Birbirimizin eksiklerini tamamladık ve birlikte büyüdük. Birbirimize her geçen gün daha çok aşık olduk. Tutkumuz kaybolmasın diye her zaman kendimi zinde ve sağlıklı tutmak için uğraştım. Spor yaptım. Eğer vücudunuzu iyi korursanız, 70 yaşında da hálá iyi bir seks hayatınız olabilir. Tutkunuzu kaybetmezsiniz.

Hürriyet

Etiketler



Önceki Sonraki

Yorum yapılmamış..

Yorum Yaz