Kelime ve Şekil unsurlarını birlikte ihtiva eden marka başvurularında ayırt ediciliğinin tespitinde de diğer marka türlerinde esas alınan kriterler dikkate alınır. “Kelime + şekil”kombinasyonundan oluşan bir başvuruda “kelime” unsuru tek başına ayırt edici nitelikte değilse
ve “şekil” unsuru marka örneğinde tali bir unsur olarak yer alıyorsa başvuru bir bütün olarak ayırt edicilikten yoksundur. Ancak “Şekil ve Kelime” unsurlarının sıra dışı olarak ve başvuruya konu marka örneğini ayırt edici kılacak şekilde birleştirilmesi halinde başvuru ayırt edici nitelik kazanabilir. Münhasıran ayırt edici niteliği haiz şekli bir unsurun, ayırt edici olmayan kelime unsuruna göre marka örneğinde ön planda ve baskın unsur durumunda kullanılması halinde marka bütün olarak ayırt edici nitelik kazanabilir. Ancak bu durumdaki bir markanın tescili, ayırt edici olmayan kelime unsuru için başvuru sahibine münhasır hak sağlamaz.
Şekiller
Tescili talep edilen mal ve hizmetlerle herhangi bir ilişkisi bulunmayan, bu mal ve hizmetler için doğrudan tanımlayıcı nitelikte olmayan şekiller kural olarak ayırt edici niteliktedir.
Basit Geometrik Şekiller ve Semboller
Dikdörtgen, daire, beşgen gibi basit geometrik şekiller ayırt edici nitelikte değildir. Benzer şekilde toplumun farklı kesimleri tarafından yaygın olarak kullanılan “@” gibi semboller ile “$,€, £” gibi para birimi sembollerini münhasıran içeren başvurular, her olayın somut koşulları saklı kalmak kaydıyla, ayırt edici nitelikten yoksundur.
Basit ve Sıradan Mekan Gösterimleri
Malların ve hizmetlerin sunulduğu, ilgili sektör açısından genel ve yaygın kullanımı haiz, basit ve sıradan mekan gösterimlerinin (Örneğin; Herhangi bir ayırt edici amblem, logo vb. bir işaret içermeyen sıradan bir benzin istasyonu gösterimi) tek başına ayırt edici nitelikte olmadığı kabul edilir.
Üç Boyutlu Şekil Markalarının İki Boyutlu Versiyonları ve Desenler
Marka, ihtiva ettiği unsurların tamamı ile bir bütün olarak ürünün kaynağına (üreticisine) işaret etme fonksiyonuna sahip ise ayırt edici niteliğini haiz bulunduğu kabul edilir. Münhasıran şekilden, özellikle bir ürün şeklinden oluşan figüratif bir işaret, ilgili piyasada diğer üreticiler tarafından üretilen ya da kullanılan diğer ürün şekillerinden uzaklaştığı, standart ürün şeklinin dışına çıkarak özgün bir nitelik kazandığı oranda ayırt edicilik niteliği de artacak ve tescile uygun hale gelecek, standart ürün şekillerine yaklaştığı oranda ise ayırt edicilik niteliğini kaybedecektir.
Bir ürün şeklinden oluşan iki boyutlu figüratif bir işaretin ayırt edicilik niteliğinin tespitinde aşağıda belirtilen kriterler esas alınır:
* Ürünün karakteristik şekline yakınlığı,
*Şeklin ilgili sektörün norm ve geleneklerine yakınlığı,
*Ortalama tüketici kitlesi tarafından herhangi analitik ve karşılaştırmalı incelemeye ve özel bir dikkate gerek duyulmadan ayırt edilebilmesi.
Desen ve dekoratif unsurlardan oluşan işaretlerin ortalama tüketici kesimi üzerinde genellikle ürünün kaynağına işaret eden bir ayırt edicilikten ziyade ürünün tasarımına ya da niteliğine yönelik bir algı ve izlenim yarattığı dikkate alınarak, bu tür şekillerin ayırt edicilik niteliğinin incelemesinde kelime ve diğer marka türlerinden farklı olarak güçlü bir özgünlük ve ilgili sektörde kullanılan benzer dekoratif unsurlardan belirgin bir şekilde farklı olma şartı aranır.
Örnek:
1. “Cep Şekli”nden oluşan ve “giyim eşyaları” için tescili talep edilen marka tescil başvuruları,“sektörde yaygın kullanılan cep tasarım şekillerinden farklılaşmaması ve tüketiciler tarafından sadece dekoratif bir unsur olarak algılanacak olması” nedeniyle ilgili mallar için ayırt edici niteliği haiz bulunmamıştır.

2. “Desen Şekli”nden oluşan marka başvurusu, “markanın kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirmediği, ortalama tüketicinin “çoraplar” için tescili talep edilen söz konusu şekli ticari kaynak gösteren bir işaret olarak değil, bu tarz mallar için oldukça yaygın olarak kullanılan bir desen olarak algılayacağı” gerekçeleriyle ayırt edicilik niteliğinden yoksun bulunmuştur.

3. Kâğıt mutfak havluları üzerindeki desenden oluşan marka tescil başvurusunda Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi, “kağıt havlu üzerinde bulunan kabartmaların tüketici tarafından malın ticari kaynağının değil, emiş gücünün göstergesi olarak algılanacağını, teknik olarak kağıt havlunun emiş gücünün göstergesi havlunun kalınlığı olsa da burada önemli olanın tüketicinin algılama biçimi olduğunu, söz konusu şeklin estetik ve dekoratif amaçlı olduğunu, bu tür mallar üzerinde kullanılan bir biçim olduğunu ve bu nedenle de ortalama tüketicinin bu malı diğerlerinden ayırt etmek için yeterli unsurların bulunmadığını” belirtmiştir. Mahkeme bu kararında, ilgili desenlerin ortalama tüketici kitlesi üzerinde kağıt havlunun amacına yönelik bir algılama yaratacağı, dolayısıyla tanımlayıcı nitelikte olduğu ve bu nedenle de ayırt edicilikten yoksun bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Şekil Kombinasyonları
Bir markayı oluşturan birden fazla şekli unsurdan her biri tek başına ayırt edici niteliktev olmamasına rağmen bu unsurların bir araya getirilmesi bazı durumlarda markaya özgün bir nitelik ve ayırt edici bir fonksiyon kazandırabilir. Bununla birlikte, bu tür birden fazla şeklin markaya ayırt edici nitelik kazandırabilmesinin en önemli şartı, ilgili piyasadaki standart uygulama ve tasarımların dışına çıkması ve bunun bir sonucu olarak orta düzeydeki ilgili tüketici nezdinde ürünün menşeini/üreticisini gösterme fonksiyonunu elde etmesidir. Bir marka üzerinde ayırt edici nitelikten yoksun birden fazla unsur piyasadaki farklı firmalar tarafından yaygın bir şekilde bir araya getirilerek ürün ambalajlarında kullanılıyor ise bu standart unsurların birbirinden farklı ancak özünde standart ürün şekli ve ortak kullanılan araçlarla tek tek ya da birlikte sunumu markaya ayırt edici nitelik kazandırmayacaktır. Markanın ayırt edici nitelik kazanması, bu standardın dışına çıkmış, orta düzeydeki tüketicinin dikkatini ilk görüşte çekebilecek özgün şekil ya da unsurların kullanımıyla mümkün olabilecektir.
YİDK “Kek, çikolata kabı ve süt kabı” şekillerini birlikte ihtiva eden marka tescil başvurusuna ilişkin 2010-M-875 Nolu kararında;
“İlgili piyasada yaygın olarak kullanılan kek, çikolata, süt gibi unsurların, sürahi, kap gibi standart araçlarla ve yine standart bir şekilde sunulduğu, gerek birlikte sunumu itibariyle gerekse tek tek ele alındığında bu unsurların hiçbirisine özgün bir nitelik kazandırılmadığı görülmektedir. Başvurunun mevcut şekliyle orta düzeydeki tüketiciler açısından bu şekil kombinasyonu altında
sunulacak başvuru kapsamında yer alan “çikolata, kek”türü ürünleri piyasadaki diğer ürünlerden ayırt etme ve bu ürünlerin kaynağına işaret etme fonksiyonu bulunmadığının dolayısıyla tüketiciler nezdinde marka algısı yaratma niteliğinden yoksun olduğunun ve netice itibariyle 556 Sayılı KHK’nın 7/1(a) maddesi kapsamına girdiğinin kabulü gerekir.
Başvuru konusu markayı oluşturan üç temel unsurun (kek ,süt, kap) tamamının tescili talep edilen “çikolata ve kek türü ürünlerin” ve özellikle, başvuru sahibi tarafından da belirtilen, markanın kullanıldığı "...." markalı “içi süt kreması dolgulu yumuşak çikolatalı kek” ürününün en temel fonksiyonlarına işaret ettiği açık bir şekilde görülmektedir. Kaldı ki, bu tür doğrudan tanımlayıcı nitelikteki bir işaretin KHK’nın 7/1(c) maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için ilgili piyasada herkesin yaygın kullanımının gerekmeyeceğinin de kabulü gerekir. İtirazda başvuruya konu şeklin ilgili sektörde herkes tarafından kullanılmasında herhangi bir teknik zorunluluk bulunmayan bir kombinasyon olduğu belirtilse de bu durum esas itibariyle ürünün temel özelliklerine doğrudan işaret eden bu şeklin tanımlayıcı niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.”
şeklinde değerlendirme yapmıştır.
Üç Boyutlu Şekiller
556 Sayılı KHK’nın 7/1(a) maddesi ve buna bağlı olarak 5 inci maddesinde belirtilen koşulları sağlaması şartıyla üç boyutlu şekiller marka olarak tescil edilebilecek işaretlerdendir. Bu çerçevede,
* Çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen (grafik gösterim); ve
* Ayırt edici niteliği haiz bulunan;
üç boyutlu şekiller marka olarak tescil edilebilir niteliktedir.
Çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme (grafik gösterim):
Üç boyutlu şekillerden oluşan başvurularda üç boyutlu şekli gösterir nitelikteki çizim, resim,fotoğraf vb. gösterimler grafik gösterim için yeterli kabul edilir. Sunulan marka örneğinin,kuşkuya mahal vermeyecek ölçüde açık ve anlaşılır olması halinde tek bir grafik gösterim yeterli kabul edilir. Yönetmelikte belirtilen ölçüler dahilinde kalmak kaydıyla, üç boyutlu şekli farklı açılardan gösteren görüntüler de sunulabilir.
Örnek:



Üç boyutlu şekillerde ayırt edicilik
Üç boyutlu markaların tüketici zihninde uyandırdığı algı kelime ya da diğer şekil markaları gibi geleneksel marka türleri ile aynı değildir. Ortalama tüketici genellikle kelime veya grafik unsur içermeyen sadece ürünün kendi şeklinden ya da ürün paketinin şeklinden oluşan markalarda,ürünün firmasal kökeni konusunda bir çıkarsama yapma alışkanlığında değildir. Bu nedenle
geleneksel markalara kıyasla üç boyutlu şekillerde ayırt edici karakteri oluşturmak daha zordur.
Üç boyutlu şekillerin ayırt edicilik kriteri markanın türüne göre değişiklik gösterebilir.
a) Standart ve yaygın kullanımı olan ürün veya ambalaj şekilleri ile bunlar üzerinde yer alan ayırt edici işaretler
Tek başına ayırt edici niteliği bulunmayan bir ambalaj/ürün şeklinin ayırt edici bir işaretle birlikte kullanıldığı marka tescil başvurularında ambalajla birlikte kullanılan ve markaya ayırt edici nitelik kazandıran unsurun marka örneği üzerinde açık, belirgin ve okunabilecek şekilde yer alması gerekir. Burada markaya ayırt ediciliği katan unsur üç boyutlu ürün veya ambalaj şekli değil, bu şekil üzerinde yer alan ayırt edici niteliği haiz sözcük, logo vb. işaretlerdir. Bu tür markaların bütün olarak ayırt edici nitelikte olduğu kabul edilir. Ancak, bu tür markaların tescili,tek başına üç boyutlu şekil üzerinde başvuru sahibine münhasır hak sağlamaz. (KHK m. 5/2)

b) Standart ve yaygın kullanımı olmayan ürün veya ambalaj şekilleri ile bunlar üzerinde yer alan ayırt edici işaretler
Standardın dışında, piyasada yaygın kullanımı bulunmayan ürün veya ambalaj şekilleri ile bunların üzerinde yer alan logo, isim, amblem gibi ayırt edici işaretlerden oluşan marka başvurularında ürün veya ambalaj şekli de standardın dışında, özgün niteliği haiz şekillerden olduğundan, logo ya da ibareden bağımsız olarak tek başına ayırt edici niteliği haizdir. Bu durumda marka, ambalajı ile birlikte tescil edilmiş olsa dahi ambalaj için de münhasır bir koruma sağlaması söz konusu olabilir.
c) Ürün ambalajının üç boyutlu şekli
Üç boyutlu şekillerin ayırt edici niteliğinin değerlendirmesinde dikkate alınması gerekli olan husus, ilgili üç boyutlu şeklin tescili talep edilen mal ve hizmetleri piyasada bulunan diğer mal veya hizmetlerden ayırt edebilme niteliğine sahip olup olmadığıdır. Kullanım sonucu piyasada standart haline gelmiş bulunan ve ilgili piyasada genel ve yaygın kullanıma sahip olan şişeler,kutular, ambalajlar gibi sıradan üç boyutlu şekillerin ayırt edici niteliğinin bulunmadığı kabul edilir.
Örnek:
Aşağıdaki şekiller, piyasada genel ve yaygın kullanımı mevcut, basit ve sıradan, ilgili piyasadaki diğer ambalaj şekillerinden yeterli derecede farklılaşmayan ve bu nedenle ayırt edici niteliği bulunmayan şekillerdendir.

Ayırt edicilik değerlendirmesinde, tescili talep edilen şeklin bazı unsurları farklılık arz etse dahi şeklin bir bütün olarak tüketicilerin zihninde bırakacağı izlenim ve genel görünümün marka olarak algılanabilir nitelikte olup olmadığı dikkate alınır.
Avrupa Adalet Divanı, aşağıda örneği verilen şişe şeklinin ayırt edicilik niteliği açısından yaptığı değerlendirmede “tescili talep edilen şeklin alışılagelmiş şekilden farklılaştığı tek özelliğin şekildeki yanal oyuklar olduğunu, bu özelliğin alışılmadık olduğu düşünülse dahi, tek başına,markanın yarattığı genel izlenimi, sektörün normları ve geleneklerinden önemli ölçüde ayrı kılacak ve bu sayede asli işlevi olan kaynak gösterme işlevini yerine getirecek şekilde etkilemek için yeterli olmadığını” belirtmektedir.

Sınıf : 29, 30, 32: Domates konsantreleri, süt ve süt ürünleri, yoğurt, yenilebilir
yağlar, ketçap, sirke, hardal, mayonez, meyve suları.
Tescili talep edilen üç boyutlu şekil, standarttan farklılaşmış, ilgili tüketici çevrelerince söz konusu ürün açısından beklenmedik, alışılmadık bir şekle sahip, yani “ekstra” birtakım unsurlar içeren ve bu sayede ilgili pazardaki diğer ürünlerden ayırt edilerek tüketicinin zihninde söz konusu ürünlerin ticari kaynağının belli bir üreticiye işaret etmesini sağlayacak nitelikte ise ayırt edici niteliği haiz bulunduğu kabul edilir.
Tüketicilerin objeleri (malın kendi ya da ambalajının şeklinden oluşan objeler de dahil olmak üzere üç boyutlu şekilleri) marka olarak görmeye alışkın olmadıkları dikkate alındığında, şeklin tescil edilebilir olması için ilk bakışta normalden önemli ölçüde uzaklaşan bir şekilde olması veya kullanımı sonucu halk tarafından marka olarak algılanır hale gelmiş olması gerekir.
Tescili talep edilen şekil, ilgili türden ürünlere ilişkin standart ambalaj (ürün) şeklinden uzaklaştığı oranda markanın ayırt edicilik niteliği artmakta; standart ambalaj şekline yaklaştığı oranda ise ayırt edicilik niteliği azalmaktadır.
Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, bir ürün ambalajının üç boyutlu şeklinin tesciline yönelik davayla ilgili olarak, Yargıtay tarafından da onanmış kararında;
“..... ürünün ambalajının üç boyutlu şeklinin marka olarak tescili olanaklıdır. Ancak bu şeklin kullanıldığı ürünün normal ve bilinen şekli olması halinde, söz gelimi; satılan ürün çikolata olup da üç boyutlu şekil markası bu çikolatanın bizzat
kendisi ise veya şekil hiçbir özelliği olmayan sıradan bir biçim ya da kullanıldığı ürünün işlevi ve teknik zorunluluk sebebiyle aldığı bir şekil ise, böyle durumlarda modelin (üç boyutlu şeklin) tescili olanaklı olmayacaktır.”
görüşüne yer vermiştir. (Ankara FSHHM 2004/885 E., 2005/260 K. sayılı, 03.05.2005 tarihli kararı (Yarg. 2005/10856 E., 2006/11671 K. sayılı, 13.11.2006)
Kendine özgü bir şekli olmayan ve piyasada satışa sunulabilmesi için ambalajlanması zorunlu olan mallarda, ambalajın şekli, ürünün şekli haline gelmektedir. Örneğin granül, toz veya sıvı halde üretilen ürünlerde, bu ürünlerin doğaları gereği kendilerine ait bir şekilleri yoktur. Ürünün ambalajının şeklinden oluşan bu tür üç boyutlu şekil başvurularında, ancak şeklin ilgili sektörün normlarından ve geleneklerinden önemli ölçüde farklılaşması halinde ortalama tüketiciler ilgili malları diğer işletmelere ait mallardan ayırt edebilecektir.
Ürünün kendisinin şekli
Ayırt edicilik açısından ambalaj şekillerinden oluşan üç boyutlu markalara ilişkin yaklaşım ve ilkeler, münhasıran ürünün kendi şeklinden oluşan üç boyutlu şekil markaları için de geçerlidir.Diğer bir deyişle, söz konusu ürünün alışılageldik, sıradan, yaygın olarak kullanılan ve bilinen şekli tek başına, tüketiciye ürünün ticari kaynağı konusunda herhangi bir fikir vermeyen ve bizzat ürünün kendisi olarak görüleceği için marka olarak algılanmayan bir işarettir. Bu çerçevede, bir şeklin, markanın kullanılacağı ürünün doğal veya yaygın kullanılan şekline olan benzerliği arttıkça, ayırt edici olma ihtimali azalacaktır. Sektörde yaygın kullanımı nedeniyle alışılagelmiş şekillerden önemli ölçüde uzaklaşan şekillerin ayırt edicilik niteliği ise güçlenecektir.
Ayırt ediciliğin hem mal ve hizmetin içeriği hem de ilgili tüketici kesiminin niteliği dikkate alınarak analiz edilmesi gerekmektedir. Bazı malların niteliği ve uzun süreli kullanım amaçlı olması dikkate alınarak söz konusu malların ortalama tüketicisinin normalden daha fazla bir ilgi ve dikkate sahip olacağı varsayılabilir. Ancak, ilgili tüketicinin, şekli ürünün ticari kökeni olarak algılama kapasitesi söz konusu tüketicinin dikkatinin ürünün şekli konusunda daha yüksek olması dolayısıyla artmaz. Çünkü şeklin teknik ve estetik detayları konusunda daha ilgili olmak bu unsurları marka olarak algılama sonucunu doğurmaz.
İlgili sektörde yaygın olarak kullanılan, bilinen bir şeklin spesifik bir özelliğinin olması, eğer o tek özellik tüketici tarafından bir bütün içinde sadece bir detay olarak algılanıyorsa, o markayı ayırt edici yapmaz. Aynı ilke, şeklin teknik nedenlerle sınırlı olduğu alanlar için de geçerlidir.
Bir şeklin, ürünün herkes tarafından bilinen yaygın şeklinin sadece farklı bir varyasyonu olması o markayı ayırt edici yapmaz. Belirleyici olan her zaman için ortalama tüketicinin algısıdır. Makul ölçüde bilgili ve makul oranda gözlemci ve dikkatli olan tüketicinin analitik bir inceleme yapmadan ve özel bir dikkat sarf etmeden ürünün kökenini başka firmalardan ayırt etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, alışılagelmiş genel ürün şeklinden her ayrışma, şeklin marka işlevi gördüğü ve ayırt edici olduğu sonucunu doğurmaz.
Bir şeklin marka olarak tescilinde yine kamu yararı ilkesi gözetilir. Belli şekillerin tescil kapsamı dışında tutulmasının amacı, münhasır hakların tekel oluşturarak haksız rekabete yol açmasını engellemektir. Örneğin, bulaşık yıkama tabletleri davasında, teknik nedenlerden ötürü bu tabletlerin birbirinden farklılaştırılması pek mümkün olmadığından, ortak kullanımdaki tablet şekillerine çok yakın tablet şekillerinin marka tescili ile sadece bir firma tekeline verilmesi uygun görülmemiştir.
Avrupa Adalet Divanı, yıkama tabletinin şeklinin marka olarak tescil talebine ilişkin olarak Henkel Tableti kararında söz konusu tabletlerin ayırt edici karakteri bulunmadığına hükmetmiştir. Avrupa Adalet Divanı, davayı kendisine getiren Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi’nin;
“işaret tarafından verilen bütünsel izlenim; tablet şeklindeki bir bulaşık yıkama ürününün, içeriğindeki çeşitli aktif kimyasal bileşenlerin, merkezinde mavi oval bir unsur bulunan kırmızı renkli tabaka ve beyaz renkli tabaka olmak üzere iki renkli tabakanın dekoratif ve çekici bir tarzda biraraya getirilmesi suretiyle gösterimi ile sınırlı kalmaktadır”
yönündeki görüşünü paylaşmış ve bu durumun, ortalama tüketicinin söz konusu ürünü diğer işletmelerin ürünlerinden ayırt etmesine imkan vermeyeceğini ifade etmiştir (ECJ: Henkel KgaA v. OHIM, C-144/06 P, 4 Ekim 2007.)
Avrupa Topluluğu İlk Derece Mahkemesi, yine yıkama tableti şekillerinin tescil başvurularıyla ilgili olarak verdiği bir başka kararında da, aşağıda bazılarının örneği verilen tabletlerin ayırt edici karaktere sahip olmadığına hükmetmiştir. Söz konusu kararda, “ilgili tabletlerin şeklinin ürünler için aşikar olduğu, yıkama tabletlerinin üst yüzüne dolgu eklemenin, içerikteki çeşitli aktif bileşenleri bir araya getirmenin apaçık bir yolu olduğu, dolgunun sadece temel geometrik şekillerden biraz farklı olacak şekilde basit bir tasarıma sahip bulunduğu ve her tasarımın içerikteki bir bileşenin varlığına işaret eden bir dolgu şeklinde algılanacağını” ifade edilmiştir.
(CFI: The Procter & Gamble Company v. OHIM, joined cases T-241/05, T-262/05, T-263/05, T-264/05, T-346/05)

Aşağıda yer alan sosis şekline ilişkin olarak Avrupa Topluluğu İlk Derece Mahkemesi, söz konusu şeklin talep edilen mal ve hizmetler ve aynı zamanda tüketici algısı dikkate alınarak incelendiğinde, ürünün ortalama tüketicisinin ortalama düzeyde bilgili, ortalama düzeyde özen ve dikkate sahip olduğunu, tükenen ve kalıcılığı olmayan bir gıda emtiası alırken tüketicinin ortalama dikkatten daha fazla özen göstermeyeceğini belirtmiştir. Başvuru sahibi bir kaç sosisin bir araya getirilerek pretzel denen özel bir simit şeklini çağrıştıracak şekilde farklılaştırıldığını belirtmiş olsa da, mahkemece söz konusu şekil sıradan sosis şeklinden farklı görülmemiştir.
Ayrıca pretzel şeklinde bir araya getirilişin bir pazarlama metodu olduğu ve zamanla değişebileceği, ayrıca bu ürünün birbirine eklenerek satılmasının sektörde kanıksanmış genel bir satış metodu olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak, şekil ayırt edici bulunmayarak marka olarak tescili uygun görülmemiştir.

Diğer yandan Avrupa Adalet Divanı “Linde” kararında Direktif’in 3(1)(e) maddesinden (556 s.KHK’da 7/1(e) maddesine karşılık gelmektedir) bağımsız olarak 3(1)(c) maddesinin (556 s.KHK’da 7/1(c) maddesine karşılık gelmektedir) de ürün şeklinden oluşan üç boyutlu şekil markaları açısından öneme sahip olduğunu belirtmiş ve şu tespitlerde bulunmuştur:
“Somut bir olayda Direktif’in 3(1)(c) maddesindeki ret gerekçesi incelenirken, söz konusu hükmün altında yatan kamu menfaati dikkate alınmalıdır, şöyle ki ilgili madde hükmü anlamında mal veya hizmetlerin karakteristik özelliklerini belirten
işaretleri münhasır olarak içeren ürün şeklinden oluşan üç boyutlu markalar;kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanan markalara ilişkin düzenlenmiş madde hükmüne her zaman tabi olmakla beraber, herkesin serbestçe kullanımına açık olmalıdırlar ve tescil edilemezler.” (ECJ: Linde AG, Winward Industries Inc., Rado Uhren AG, joined cases C-53/01, C-54/01)
Buradan hareketle, başvuruya konu edilen ürünleri cins, çeşit, kullanım amacı gibi yönlerden tanımlayıcı nitelikte olan üç boyutlu şekil başvuruları, 7/1(a) maddesinin yanı sıra 7/1(c) maddesi uyarınca, başvurunun somut koşulları saklı kalmak kaydıyla, reddedilebilir.