İŞÇİ BULUŞLARI
Buluşun tescili ve korunması yönünden işçi buluşlarının diğer buluşlardan farkı yoktur.Buluşun, işçi tarafından gerçekleştirilmiş olması, işçi ile işveren arasında, buna ilişkin birtakım hak ve yükümlülükleri de beraberinde getirir. Kararname işçi buluşlarını, “hizmet buluşları” ve “serbest buluşlar” olmak üzere ikiye ayırmıştır (m.17). İşçi buluşları bu ayırıma uygun olarak incelenmektedir.
1. HİZMET BULUŞLARI
a) Tanımı
Kararnamenin 17. maddesinde hizmet buluşları tanımlanmış, bunun dışında kalanların serbest buluş sayılacakları hükmüne yer verilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına göre, “Hizmet
buluşları, işçinin bir işletme veya kamu idaresinde yükümlü olduğu faaliyeti gereği gerçekleştirdiği veya işletmenin veya kamu idaresinin büyük ölçüde deneyim ve çalışmalarına dayanan, işçinin iş ilişkisi sırasında yaptığı buluşlardır”. Bunun dışında kalan buluşlar “serbest işçi buluşları” olarak kabul edilir (m.17/III). Alman İşçi Buluşları Kanununun 4. paragrafında da hizmet buluşu ve serbest buluş ayırımı yapılmış ve aynı şekilde tanımlanmıştır. Bu tanım, Patent ve Faydalı Model Kanun Taslağında da aynen tekrar edilmiştir (m.100/II).
b) Unsurları
aa) Buluşçunun İşçi Sayılan Kişi Olması
İşçi buluşu ve hizmet buluşundan söz edebilmek için buluşu gerçekleştiren kişinin Kararnamenin anladığı anlamda “işçi” sayılması gerekir. Kararnameye göre işçi sayılanlar
yukarıda açıklandığından burada tekrar edilmeyecektir. İşçi sayılan kişinin işyerindeki ünvanının herhangi bir önemi yoktur. İşyerinde herhangi bir ünvana tabi olmaksızın en alt
kademede çalışandan, işyeri örgütlenmesinde yukarıya doğru, ustabaşı, postabaşı, formen, şef,amir, müdür veya genel müdüre kadar tüm çalışanların buluşları hakkında işçi buluşlarına ilişkin hükümler uygulanacaktır. Ayrıca, temsil yetkisinin iş sözleşmesine dayandığı ve İş Kanununa göre işveren vekili sayılan kişiler de işçi statüsünde olup, bunların buluşları hakkında da Kararname hükümleri uygulanacaktır.İşçi sayılan kişilerin çalışmış oldukları işyerinin, kamu veya özel sektöre ait olmasının da önemi yoktur. Bunların dışında, kamu kurum ve kuruluşlarında memur veya sözleşmeli personel olarak çalışanlar ile silahlı kuvvetler mensuplarının buluşları hakkında da işçi buluşlarına ilişkin hükümler uygulanacaktır.
bb) Buluşun İş Görme Borcundan Kaynaklanması veya Buluşun Büyük Ölçüde İşletme Deneyim ve Çalışmalarına Dayanması
aaa) Buluşun İş Görme Borcundan Kaynaklanması
Kararname işçinin bir işletme veya kamu idaresinde yükümlü olduğu faaliyeti gereği gerçekleştirdiği buluşların hizmet buluşu sayılacağını belirtmiştir. Kararnamede, işçinin iş
görme borcunun kapsamına ilişkin hüküm yoktur. Bu konu İş Hukukunun uygulama alanına girmektedir. Buluşun, iş görme borcundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, işçinin tabi olduğu İş Kanunu, Deniz İş Kanunu, Basın İş Kanunu ya da Borçlar Kanununun hizmet akdine ilişkin hükümleri dikkate alınarak belirlenecektir. Taraflar arasındaki iş sözleşmesi ve işyeri uygulamaları ile varsa o işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi bu konuda önemli rol oynayacaktır. Burada söz konusu olan iş veya hizmet, bir gerçek kişinin başkasının ihtiyacını gören ve ekonomik değeri olan her türlü çalışmasıdır. Belirtmek gerekir ki, bedensel, zihinsel,bilimsel, teknik veya güzel sanatlarla ilgili her türlü çalışma iş sözleşmesinin konusu olabilir. Taraflar açıkça işçinin buluş konusunda çalışacağını kararlaştırmış olabilecekleri gibi, bu durum örtülü kararlaştırma veya halin icabından da anlaşılabilir.
Taraflar buluştan hiç söz etmemiş olsalar dahi, halin icabından işçinin çalışmasının buluşa yönelik olduğu anlaşılabilir. Otomobil fabrikasında istihdam edilen bir makine mühendisi ile
yapılan iş sözleşmesinde işin; yakıt tüketimini azaltan, petrol dışında alternatif yakıtla çalışan,sahibini sesi veya parmak izinden tanıyan ya da çalınması halinde aracın yerinin tespit edilmesine yarayan ürün geliştirme şeklinde tanımlanması halinde, iş görme borcunun buluşa yönelik olduğu açıkça kararlaştırılmış olmaktadır. Uygulamada somut bir buluşa yönelik sözleşme hükümlerine pek rastlanmamaktadır. Buna karşılık, yeni ürün ve üretim tekniklerine yönelik somut araştırma ve geliştirme projelerinde çalışmaya ilişkin hükümlere rastlanmaktadır. Sözleşmede bu yönde açık bir hüküm olmasa dahi, vasıfları uygun olan bir işçinin, çalışma yerinin Ar-Ge bölümü olarak belirtilmiş olması, tarafların iradesinin iş görme ediminin buluşa ilişkin olduğunu göstermektedir.
Buluş, birden fazla işçi tarafından yapılmış olabilir. Özellikle belirli bir projede görev alan işçilerin, projenin başarıya ulaşmasıyla ortaya çıkan buluşları bu niteliktedir. Böyle bir buluş
da hizmet buluşu sayılacak ve işçiler arasında müşterek mülkiyete ilişkin hükümler uygulanacaktır.
Buluş asıl işin konusu olabileceği gibi, yan iş olarak da iş görme borcunun konusunu oluşturabilir. Öte yandan, işçi birden fazla işverenle aynı anda iş ilişkisi içerisinde bulunabilir. Özellikle kısmi süreli çalışmalarda, işçinin birden fazla işverene karşı iş görmekle yükümlü olduğu durumlara sık rastlanmaktadır. Böyle bir işçinin gerçekleştireceği buluşun hizmet buluşu sayılarak hangi işverene ait olacağı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır.İşçinin her bir işletmedeki görevi, görev süresi, buluşun konusu, işletmenin faaliyet alanı ve buluşun işletmede değerlendirilebilirliği gibi durumlar göz önünde tutularak, her bir durumun özelliğine göre karar verilecektir. Bu durumlarda gerekirse, müşterek mülkiyet esasları uygulanabilecektir. Ayrıca buluşun gerçekleştirilmesinde ağırlıklı etkisi olan işletmeye bu hak verilirken diğer işletmeye de basit lisansa benzer kullanım hakkı tanınabilir.
bbb) Buluşun Büyük Ölçüde İşletme Deneyim ve Çalışmalarına Dayanması
İş görme borcu buluş olmamasına rağmen işçi, iş ilişkisi sırasında buluş yapabilir. Burada,işçinin menfaati ile işletme menfaati çatışmaktadır. İş görme borcunun kapsamı dışında kalan buluşlar, kural olarak serbest sayılacak ve işçiye ait olacaktır. Zira buluşun ortaya çıkarılması tamamen işçinin kendi kişisel yetenek ve çalışmalarının sonucu olduğu gibi, bu durum, iş ilişkisinin kurulması ve devamında etkili olmamış, işveren tarafından dikkate alınmamıştır.Diğer bir söyleyişle taraflar, anılan nitelikteki buluşu, mevcut iş ilişkisindeki iş görme ve ücret edimleri dışında tutmuşlardır. Bu nedenle buluş da, kural olarak mevcut iş ilişkisinin dışında kabul edilecektir.
İşçinin, iş ilişkisi sırasında gerçekleştirmiş olduğu buluşun, işletmenin faaliyet alanı ile hiçbir ilgisi yoksa serbest buluş sayılacağından kuşku yoktur. Nitekim Kararnamenin 31.
maddesinin üçüncü fıkrasında, “Serbest işçi buluşunun işverenin iş alanı içinde değerlendirilebilir olmadığı aşikâr bir şekilde belli ise, işçinin bildirim yükümlülüğü yoktur”
hükmüne yer verilmiştir. Burada, işletmeye yabancı olan buluşların serbest sayılacağı açıkça belirtilmiş olmaktadır. Sorun daha çok, iş görme borcunun kapsamı dışında kalan buluşun, işletmenin faaliyet alanıyla ilgili olduğu durumlarda önem kazanmaktadır. İş ilişkisi sırasında ortaya çıkarılan ve iş görme borcunun kapsamı dışında kalan buluşların serbest sayılıp sayılmayacağı, buluşun ortaya çıkarılmasındaki işçi ile işletme deneyim ve çalışmalarının katkısına göre belirlenecektir. Buluşun ortaya çıkarılmasında ağırlıklı olan işçinin emeği ise buluş serbest sayılacak, işletme deneyim ve çalışmalarının ağırlıklı olması halinde ise hizmet buluşu sayılacaktır. Buluşu bir zincir olarak düşünürsek, bunun tamamlanmasına etki eden ve uzun yıllara yayılan bilgi ve tecrübelerin her biri zincirin bir halkasını oluşturur. İşçinin,işletmede var olan bu halkaları birbirine bağlaması veya son bir halka koymasıyla ortaya çıkan buluş, büyük ölçüde işletme deneyim ve çalışmalarına dayanmaktadır.
Kararname, iş görme borcu dışında kalan buluşun hizmet buluşu sayılabilmesi için “işletmenin veya kamu idaresinin büyük ölçüde deneyim ve çalışmalarına dayanmasını”
aramıştır. Burada büyük ölçüde ifadesine vurgu yapılmış olup, bununla basit bir katkının yeterli olmayacağı anlatılmak istenmiştir. Buna göre buluş, kural olarak serbest sayılacak,
ancak ortaya çıkarılmasında, işçiden daha çok işletme deneyim ve çalışmalarının etkili olması halinde hizmet buluşu sayılacaktır.
İşletmenin deneyim ve çalışmalarının, buluşun gerçekleştirilmesine etkisinde, işletmenin
faaliyet alanı, işçinin işletmedeki görevi, bu işteki tecrübesi, işe başlamadan önceki ve sonraki bilgi birikimi, eğitim düzeyi, işveren veya diğer çalışanlardan almış olduğu talimat ve tavsiyelerin etkisi önemli rol oynayacaktır. Başlangıçta, eğitim düzeyi düşük olan işçiyi, işverenin eğitim kurumlarına göndererek eğitmesi ve işçinin burada almış olduğu bilgileri
kullanarak buluş yapması halinde, bu, hizmet buluşu sayılacaktır.
cc) Buluşun İş İlişkisi Sırasında Gerçekleştirilmiş Olması
551 Sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye göre,hizmet buluşundan söz edebilmek için, buluşun iş ilişkisi sırasında tamamlanmış olması gerekir (m.17/II). Kararname bunu “işçinin iş ilişkisi sırasında yaptığı buluşlardır” şeklinde ifade etmiştir. Burada sözü edilen işçi kavramının, teknik anlamda değil, Kararnameye göre işçi sayılan kişiler olarak anlaşılması gerekir. Bu hükmü de buluşun çalışma ilişkisi sırasında gerçekleştirilmiş olması olarak anlamak gerekir. Buluşun tüm unsurları ile iş ilişkisi sırasında tamamlanmış olması şart değildir. Ayrıca işçinin bunu kötüye kullanarak iş ilişkisi sırasında tamamladığı veya tamamlayabileceği bir buluşu iş ilişkisi devam ederken açıklamaması ve ilişkisin sona ermesinden sonra açıklayarak bunun kendisine ait serbest buluş olduğunu iddia etmesine geçerlilik tanınmayacaktır.
c) İşçinin Hizmet Buluşunu Bildirim Yükümlülüğü
İşverenin hizmet buluşu üzerindeki haklarını kullanabilmesi ve buluşun tescilini yaptırabilmesi için buluştan haberdar olması gerekir. İşçi, sadakat ve rekabet etmeme borcu gereği, iş ilişkisi sırasında tamamlamış olduğu buluşu bir an önce işverene bildirmelidir.Nitekim Kararnamenin 18. Maddesinde buna ilişkin açık düzenleme yapılmıştır. Buna göre, “İşçi bir hizmet buluşu yaptığında, bu buluşunu yazılı olarak ve geciktirmeksizin işverene bildirmekle yükümlüdür. Buluş birden çok işçi tarafından gerçekleştirilmişse, bu bildirim birlikte yapılabilir. İşveren, kendisine ulaşan bildirimin tebellüğ tarihini bildirimde bulunan kişi veya kişilere gecikmeksizin ve yazılı olarak bildirir”. İşçinin buluşu bildirme yükümlülüğü teknik bir kuralın içerik olarak açıklanmasını ifade etmektedir. Bu yönü itibariyle, hukuki işlemlere yönelik irade açıklaması niteliğinde değildir. İşverenin bilgilendirilmesi amacını taşıyan kanundan kaynaklanan “bildirim”e birçok hukuki sonuçlar bağlanmıştır. İşverenin buluşu talep etmesi, enstitüye tescil ettirmesi veya buluşun serbest kalması için geçmesi gereken sürelerde hep bildirim tarihi esas alınacaktır.
551 sayılı Kararname (m.18/I) ve Alman İşçi Buluşları Kanunu (§ 5, Abz.1), herhangi bir kesin süre vermek yerine, işçinin, hizmet buluşunu geciktirmeksizin işverene bildirmekle
yükümlü olduğunu hükme bağlamıştır. Gecikmeksizin ifadesi her somut olayın özelliğine göre belirlenecek şekilde hızlı davranmayı anlatmaktadır. Bildirim yükümlülüğünden söz
edebilmek için, hizmet buluşunun tamamlanmış olması gerekir. Madde metnindeki, işçinin “bir hizmet buluşu yaptığında” ifadesinden de bu anlaşılmaktadır. İşçinin, buluşun
tamamlandığından emin olmaması halinde, bunu da işverene yazılı olarak bildirmesi ve gerektiğinde şüphelerini de belirtmesinde yarar vardır. İşçi, yapmış olduğu buluşun
patentlenebilir olmadığı düşüncesi ile bildirim yükümlülüğünden kaçınamaz. Buluşun patentlenebilir nitelikte olup olmadığının takdiri işçiye ait değildir. Aynı şekilde işçi, iş ilişkisi
sırasında tamamlamış olduğu buluşun serbest buluş niteliğinde olduğunu iddia ederek bildirim yükümlülüğünden kurtulamaz. Zira işçinin, iş ilişkisi sırasında yaptığı serbest buluşları da işverene bildirmekle yükümlüdür.
“Buluş birden çok işçi tarafından gerçekleştirilmişse, bu bildirim birlikte yapılabilir” (m.18/I). Ancak, bildirimin birlikte yapılması zorunlu değildir. Buluş yapan işçilerden her
birinin ayrı bir bildirim metnini imzalaması suretiyle de yapılabilir.
Buluşun iş saatleri içerisinde tamamlanmış olması gerekmez. İşçi hizmet buluşunu, iş saatleri dışında tamamlamış olsa da gecikmeksizin işverene bildirmekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin sona ermesi veya askıda olması da bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İş ilişkisi devam ederken yapılan çalışmanın sonucu, iş ilişkisinin bitmesinden sonra ortaya çıkmış olabilir. İşçi, bu durumda da buluşu işverene bildirmekle yükümlüdür. Ayrıca iş ilişkisi sona ermemiş olmakla birlikte buluş, iş sözleşmesinin askıda kaldığı izin, hastalık veya yasal grev sırasında da tamamlanmış olabilir. Askı döneminde işçinin iş görme ve işverenin de ücret ödeme yükümlülüğü olmamakla birlikte, iş sözleşmesi varlığını devam ettirmektedir. Buluşun gecikmeksizin işverene bildirilmesi, iş görme ediminin bir sonucu olmayıp, yasal bir yükümlülük olduğundan, işçi iş sözleşmesinin askıda olduğu zamanda yapmış olduğu buluşu da işverene bildirmekle yükümlüdür.
Bildirimin yazılı yapılması gerekir(m.18/I). Yazılılık koşuluna ilişkin genel hükümler burada da uygulanacaktır. Esasen buluş, karmaşık teknik kurallar ve bunların açıklanmasına yönelik
birtakım çizim, şekil ve grafik gibi konuları içerdiğinden niteliği gereği yazılı olmak zorundadır. Geçerli bir bildirimden söz edebilmek için ıslak imzalı orijinal metninin işverene
verilmesi gerekir. Aksi kararlaştırılmadıkça, kural olarak e-posta, faks veya telgrafla yapılan bildirimler geçerli kabul edilmeyecektir. Elektronik İmza Kanununa göre oluşturulmuş
güvenli elektronik imzalar ise geçerli kabul edilecektir. Yazılılık koşulunun, işçi-işveren ilişkileri ve İş Hukukunun ilkeleri doğrultusunda her olayın özelliğine göre ayrıca
değerlendirilmesi gerekir. İşveren açık veya örtülü olarak bildirimin yazılı olarak yapılmasından vazgeçebilir. Tele çalışma gibi iş sonuçlarının elektronik ortamda işverene
gönderildiği iş ilişkilerinde, mutad olan yöntemin bu olması nedeniyle, aynı şekilde yapılan buluş bildirimleri de geçerli kabul edilmelidir. Kararnamede öngörülen yazılılık koşulu
mutlak emredici nitelikte olmadığından, tarafların bunun aksini kararlaştırmaları mümkündür.Bunun yanında taraflar bildirimin elektronik ortamda, faks veya başka türlü de
yapılabileceğini kararlaştırabilirler.
Kararname işçinin belirtilen şekilde bildirimde bulunabilmesi için, işverenin gerekli yardımı göstermekle yükümlü olduğunu hükme bağlamıştır. Konuya ilişkin 18. maddesinin son
fıkrasına göre, “İşçinin Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen şekilde bildirimde bulunabilmesi için işveren gereken yardımı göstermek zorundadır”. Burada kastedilen
bildirimin şekli ve içeriğine ilişkin düzenlemelerdir. İşçinin bildirimi yazılı olarak yapabilmesi için ihtiyaç duyduğu bilgisayar, yazıcı veya diğer alet ve edavatı işveren temin
etmelidir. İşçinin okuma yazma bilmemesi durumunda yapacağı sözlü bildirimi, işveren metne geçirerek işçiye imzalatmalı veya parmak izini almalı, ayrıca durumu bir tutanakla
tespit etmelidir.
Kararnamenin 34. maddesi, Kararnameyle getirilen düzenlemelerin işçilerin aleyhine olacak şekilde değiştirilemeyeceğini hükme bağlarken, işçilerin lehine düzenlemelerin her zaman yapılabileceği hususunu da belirtmiş olmaktadır. Taraflar işçi lehine açıkça düzenleme yapmış olabileceği gibi, bu durum olayın özelliğinden de anlaşılabilir. İşçinin imzasız bildirimini bilerek teslim alan ve ses çıkarmayan işverenin, aradan uzunca bir zaman geçtikten ve buluşu kullanmaya başladıktan sonra imzanın eksikliğini bahane ederek, bildirimin geçerli olmadığını iddia etmesi kabul edilemez. Bunun gibi işçinin imzasız bildirimini tescil müracaatında kullanan işverenin, daha sonra bildirimin yazılı olarak yapılmadığını ileri sürmesi de kabul edilemez. Aynı şekilde sözlü olarak yapılan bildirime rağmen uzun süre ses çıkarmayarak buluşu kullanan işverenin daha sonra bildirimin geçersizliğini ileri sürmesi de iyiniyet kuralına aykırı olup hukuken korunmaz. Sözlü bildirimlerde uzun süre ses çıkarmamanın ne ölçüde bildirimi geçerli kılacağı her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Özellikle işverenin, bildirimin yazılı olarak yapılmasını istemediği,buluşa ilişkin yeterli açıklıkta bilgi sahibi olduğu ve buluşu kullanmaya başladığı, buluşçuya ödül verdiği, tam veya kısmı hak talebinde bulunduğu, Türk Patent Enstitüsü veya WIPO’ya yapacağı tescil müracaatında kullanacağı özet ve tarifname gibi buluşa ilişkin bilgileri işçiye hazırlattığı, tescil için işçinin onayını aldığı, patent veya faydalı model belgesi almış olduğu gibi durumlarda, yapılan bildirim geçerli kabul edilmelidir. Böyle durumlarda işverenin yazılı bildirim koşulundan feragat ettiği veya tarafların sözlü yapılan bildirimin geçerli olduğu konusunda mutabık kaldıkları sonucuna varılmalıdır. Belirtilen durumlarda, işverenin sonradan bildirimin yazılı olarak yapılmadığını veya bildirimde orijinal imzanın bulunmadığını ileri sürmesi aynı zamanda dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur ve hukuken korunmaz.
İşçi tarafından yapılan buluş bildiriminde açıkça buluş, bildirim veya buluş bildirimi gibi kelimelerin kullanılmış olması gerekmese de içeriğinden ve kullanılan belgelerden bunun
buluşa ilişkin olduğunun açık bir şekilde anlaşılması gerekir. Diğer bir söyleyişle işverenin,yapılan bildiriminin buluşa ilişkin olduğunu anlayabilmesi gerekir. Teknik problem veya çözümüne ilişkin herhangi bir yorum ve bilgi içermeyen, salt birtakım deney veya laboratuar sonuçları ya da faaliyet raporunun bildirilmesi yeterli değildir. Burada önemli olan, işverenin yapılan bildirimin buluşa ilişkin olduğunu anlayabilecek durumda olmasıdır. Bu nedenle, hiç olmazsa bildirimin yeni bir teknik sonuca ulaşıldığını yansıtması gerekir. Bildirimin içeriğinden, hizmet buluşuna ilişkin olduğu anlaşılmasına rağmen işçinin, bunu teknik iyileştirme teklifi veya serbest buluş olarak nitelendirmesi önemli değildir. Kararnameye göre “İşçi, teknik problemi, çözümünü ve hizmet buluşunu nasıl gerçekleştirmiş olduğunu bildiriminde açıklamak zorundadır. Buluşun daha iyi açıklanması bakımından varsa resmini de işverene verir”(m.18/II). Görüldüğü gibi burada, teknik problem ve buna nasıl bir çözüm getirildiğinin bildirimde açıklanması gerektiği hükme bağlanmıştır. Teknik problem aynı zamanda buluş basamağını ifade etmektedir. Her bir buluş kendinden sonrakinin alt basamağını oluşturur. Bilindiği gibi, teknik problemin tekrarlanabilir ve sanayide uygulanabilir nitelikteki çözümü buluş niteliğindedir. İşçi bildirimde, teknik probleme nasıl bir çözüm getirdiğini ve buluşu ne şekilde gerçekleştirdiğini açıklamalıdır. Ayrıca varsa elinde bulunan çizim ve resimleri de işverene vermesi gerekir. İşçinin teknik yeniliği açıklamaksızın, soyut olarak bir alanda buluş yaptığını bildirmesi yeterli değildir. Teknik problem ve bunun çözümü bildirimin aslî unsurudur. Bunlar olmadan buluştan söz etme olanağı olmadığı gibi geçerli bir bildirimden de söz edilemez.
Türk ve Alman Hukukunda bildirimin geçersiz olduğu durumlar ile eksik olduğu durumlar ve bunlara bağlanan hukuki sonuçlar birbirinden ayrılmıştır. Bildirim genel olarak, yukarıda
açıklandığı gibi şekil koşuluna aykırılık, teknik problem ve çözümüne (buluşa) ilişkin hiçbir bilginin yer almaması, içeriğinden de buluşa ilişkin olduğunun anlaşılamaması hallerinde
geçersiz kabul edilmektedir. Geçersizlik durumunda, bir buluş bildiriminden söz etme olanağı yoktur. Bu durumda, işverenin buluşu talep etme hakkına ilişkin sürenin işlemeye başlaması gibi bildirime bağlanan hukuki sonuçlar gerçekleşmeyecektir. Buna karşılık usulüne uygun olarak yapılan bildirimin içerik yönünden beklenen tüm hususları kapsamaması halinde eksik olduğu kabul edilmektedir. Buna bağlanan hukuki sonuçlar farklıdır. Burada geçersizlik olmadığından işverenin, belirli bir süre içerisinde işçiden buluş bildirimindeki eksiklikleri tamamlanmasını talep etme hakkı vardır. Aksi takdirde buluş geçerli kabul edilecek ve tüm hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Gerçekten de, Alman İşçi Buluşları Kanununda olduğu gibi(§ 5 Abs.3), Kararnamede de işverenin buluş bildirimindeki eksiklikleri iki aylık süre içerisinde talep etmesi gerektiği, aksi takdirde bildirimin geçerli sayılacağı hükmüne yer verilmiştir. Kararnamenin 18. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, “İşveren bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde, bildirimin hangi hususlarda düzeltilmesi gerektiğini işçiye bildirir. İşverenin söz konusu bildirimin düzeltilmesi konusunda iki ay içinde talep yapmaması halinde, bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen bildirim, şartlara uygun olmasa dahi, geçerli sayılır”.
Kararnamenin bildirime ilişkin 18. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, eksiksiz
bir buluş bildiriminde bulunması gereken hususlar şunlardır:
a) Teknik problem,
b) Problemin çözümü,
c) Hizmet buluşunun nasıl gerçekleştirildiği ve resimleri,
d) Yararlanılan işletme deneyim ve çalışmaları,
e)Yapılan işle ilgili olarak alınan talimatlar,
f) Diğer çalışanların ve işçinin katkısı.
Buluş bildiriminde bulunan işçiden ancak bu konulara ilişkin olarak ek açıklama veya düzeltme talep edilebilir. Bu nedenle işveren, düzeltme talebinde bu hususlardan hangisinin yetersiz olduğunu açıkça belirtmelidir. İşçiden hangi hususlarda düzeltme veya tamamlama istendiğinin açıkça anlaşılamadığı soyut ve genel nitelikteki bildiriminiz eksik bulundu şeklindeki açıklamalar yeterli değildir. İşçi açısından işverenin hangi hususlarda tamamlayıcı bilgi istediğinin net bir şekilde anlaşılır olması gerekir. Aksi takdirde, belirtilen iki aylık hak düşürücü süre işlemeye devam edecek sürenin bitiminde, Kanun gereği bildirim geçerli sayılacaktır.
Bazı sürelerin işlemeye başlaması buluşun bildirimine bağlanmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi işveren, bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki ay içerisinde işçiden bildirimin
düzeltilmesini isteyebilir. Aksi takdirde, bildirim usulüne uygun ve geçerli kabul edilecektir.Burada belirtilen iki aylık sürenin işlemeye başlaması için, eksik de olsa, bildirimin yapılması ve bunun işverene ulaşması gerekir. Hiç bildirim yapılmadığı durumlarda bu sürenin işlemeyeceği açıktır.
İşverenin buluşa ilişkin tam veya kısmı hak talebini, bildirim tarihinden itibaren işleyecek dört aylık süre içerisinde yapması gerekir (PatKHK m. 19). İşverenin, bildirimden itibaren
dört ay içerisinde hak talebinde bulunmaması durumunda buluş serbest nitelik kazanacaktır (PatKHK m. 21/I-c). Bildirimin hiç yapılmadığı veya yok sayıldığı durumlarda bu süre işlemeye başlamayacaktır. Bildirimin eksik yapılması halinde işverenin iki aylık süre içerisinde düzeltme talep etmemesi durumunda, bildirim baştan itibaren geçerli sayılacağı için, belirtilen süre de bildirim tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. İşverenin iki aylık süre içerisinde bildirimin düzeltilmesini talep etmesi halinde, belirtilen süreler, işçinin düzeltme bildiriminde bulunduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. İşçinin, düzeltme bildiriminde bulunmaması halinde belirtilen hak düşürücü süre de işlemeye başlamayacaktır.
İşçinin bildirim yükümlülüğüne aykırı davranışında kusurunun bulunması halinde, bundan sorumlu olacaktır. Özellikle, işverenin buluştan geç haberdar olması nedeniyle tescil için
rüçhan hakkını kullanamaması sonucu, buluşun başkası adına tescil edilmiş olması veya buluşun aleniyet kazanması nedeniyle tescil kabiliyetini kaybetmesi gibi durumlarda,
işverenin bundan zarar göreceği açıktır. İşveren, bildirim yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle iş sözleşmesini feshederek aynı zamanda tazminat talebinde de bulunabilir.
d) İşverenin Hak Talebi
Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hukuku yönünden buluş ve bundan doğan haklar kural olarak onu yapana aittir. Hizmet buluşları da kural olarak ortaya çıktıkları andan itibaren buluşu yapan
işçiye ait olmakla birlikte işverenin bunu talep etme hakkının olduğu, taleple birlikte buluş üzerindeki tüm hakların işverene geçeceği kabul edilmektedir. Diğer tüm haklarda olduğu gibi bu hakkı kullanıp kullanmamak da sahibinin (işverenin) iradesine bağlıdır. Nitekim Kararnamenin 19. maddesinin ilk fıkrasında, işverenin hizmet buluşu ile ilgili olarak tam veya kısmı hak talebinde bulunabileceği açıkça belirtilmiştir. Ayrıca 20. maddenin ilk fıkrasında,“İşveren hizmet buluşuna ilişkin tam hak talebinde bulunması halinde bununla ilgili bildirimin işçiye ulaşması ile buluş üzerindeki tüm haklar işverene geçmiş olur” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümden, işverene ait hak talebinin işçiye ulaşması gereken bir irade açıklaması niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca hak talebinin işçiye ulaşması ile birlikte buluş üzerindeki tüm haklar işverene geçmektedir. Bu hukuki sonuç Kanundan
kaynaklanmakta olup, işçinin iradesine bağlı değildir. Diğer bir söyleyişle, tek taraflı bir irade açıklaması ile hizmet buluşu üzerindeki tüm haklar kendiliğinden işverene geçmektedir. Bütün bu hususlar dikkate alındığında, işverenin hizmet buluşunu talep hakkının, tek taraflı ve ulaştırılması gerekli olan bir irade beyanıyla buluş üzerindeki tüm hakları devralma yetkisi veren kurucu yenilik doğuran bir hak olduğu sonucuna varılacaktır. Bundan ötürü, talep hakkı yenilik doğuran hakların ortak özelliklerini taşır. Bu kapsamda talep hakkının kullanılması şarta bağlanamaz. Bu hakkın kullanılabilmesi ve belirtilen hukuki sonuçların ortaya çıkması için karşı tarafın (işçinin) rızası aranmaz; buna ilişkin irade beyanının ulaştırılması gerekli ve yeterlidir.
Hizmet buluşuna sahip olmak isteyen işveren, bu konuya ilişkin talep hakkını mümkün olduğu kadar çabuk ve en geç işçinin bildiriminin kendisine ulaşmasından itibaren dört ay
içerisinde kullanmak zorundadır (PatKHK m.19/II). Talep hakkına ilişin anılan bu dört aylık süre hak düşürücü niteliktedir. İşverenin bu süre içerisinde hak talebinde bulunmaması
halinde, hizmet buluşu, serbest buluş niteliğine dönüşerek buluş işçiye ait olacaktır(PatKHK m.21/I-c). İşveren serbest nitelik kazanan buluşlar üzerinde daha sonra herhangi bir hak iddia edemez.
Birden fazla işçinin buluşu birlikte gerçekleştirmeleri halinde işveren talep hakkını, kural olarak işçilerden her birine karşı ayrı ayrı yapmalıdır. İşçilerin buluşu imzaladıkları tek bir
metinle işverene bildirmeleri halinde de durum böyledir. Ancak, işçilerin kendi aralarından birini veya üçüncü bir kişiyi bu konuda yetkilendirmeleri halinde, işveren talep hakkını tüm
işçiler için geçerli olmak üzere yetkili kılınan bu kişiye de yapabilir. İşçilerin buluş bildirimini birbirinden bağımsız ve farklı tarihlerde yapmaları halinde, işverenin talep hakkına ilişkin
süre her bir işçi yönünden bildirimin işverene ulaştığı tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
İşçinin tamamlamış olduğu buluşa ilişkin bildirimde bulunmamasına rağmen, işverenin başka bir yoldan buluşun tamamlandığını öğrenmesi halinde talepte bulunmasına engel bir durum yoktur. Talep hakkının işçiye ulaşması ile hizmet buluşu üzerindeki tüm haklar işverene geçecek ve işçinin buluşa ilişkin yapmış olduğu tasarruf işlemleri işverenin haklarını ihlal etmiş olduğu ölçüde geçersiz sayılacaktır. Ayrıca işveren, bildirimde bulunmaması veya geç bulunması nedeniyle uğramış olduğu zararlarının tazminini işçiden isteyebilecektir. İşçinin davranışlarının TCK 239 anlamında suç teşkil etmesi halinde işçi burada belirtilen cezai yaptırımlarla da karşılaşabilecektir.
İşverenin hizmet buluşuna ilişkin hak talebini yazılı olarak yapması gerekir. Kararnamenin 19.maddesinin ikinci fıkrasında bu husus “İşveren talebini yazılı olarak işçiye bildirmek
zorundadır” şeklinde ifade edilmiştir. Yazılılık koşuluna ilişkin Borçlar Kanununun 11.maddesinin ikinci fıkrasındaki, aksi belirtilmedikçe kanunlarda öngörülen şeklin geçerlilik koşulu olduğuna ilişkin hükmü, burada da uygulama alanı bulacaktır. Buna göre yazılı olarak yapılmayan hak talepleri kural olarak geçerli kabul edilmeyecektir. Geçerli bir talepten söz edebilmek için, işveren veya yetkili temsilcisinin bu konuya ilişkin iradesini açıklayan yazılı metnin, dört aylık hak düşürücü süre içerisinde işçiye ulaşması gerekli ve yeterlidir. Bildirimin yapıldığını ve bunun süresinde olduğunu işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Yazılı olarak yapılmayan hak talepleri kural olarak geçerli değil ise de olayın özelliğine göre işçinin, geçersizlik itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmamalıdır. İşverenin
buluşu kullanmaya başladığını ve bu konuya ilişkin başkalarına lisans vermek gibi hukuki işlemler yaptığını görmesine rağmen uzun süre buna ses çıkarmayan, buluşun işveren adına Türk Patent Enstitüsü veya WIPO’da tescilinin yapılabilmesi için gerekli olan belgeleri hazırlayarak işverene veren işçinin, daha sonra hak talebinin yazılı olmaması nedeniyle geçersizliğini iddia etmesi, hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olup hukuken korunamaz.
İşveren kendisine bildirilen hizmet buluşu üzerinde tam veya kısmi hak talebi konusunda seçimlik yetkiye sahiptir. Kararname, işverenin hak talebine ilişkin olarak belirli bir somut
ifadenin kullanılmış olmasını aramamıştır. Hak talebin içeriğinden işverenin, belirli bir buluşa ilişkin hak talebinde bulunulduğunun açık ve başka bir anlama gelmeyecek şekilde
anlaşılması gerekir. İşverenin hizmet buluşu üzerindeki hakları talep ettiği anlaşılmakla birlikte, bunun tam hak talebi mi, kısmi hak talebi mi olduğunun açıkça anlaşılamaması
halinde de talep geçerlidir. Ancak bunun, tam veya kısmi hak talebine ilişkin olduğu somut olayın özelliğine göre belirlenecektir. Bu durumda kural olan işverenin tam hak talebinde
bulunmasıdır. Ancak somut olayın özelliğinden bunun kısmi hak talebine ilişkin olduğu sonucuna da varılabilir.
aa) İşverenin Tam Hak Talebi
İşverenin tam hak talebinde bulunması buluş üzerindeki mülkiyet hakkının işverene geçmesi sonucunu doğurur. Bu Kanundan kaynaklanan devir olarak kabul edilmektedir. Bunun
karşılığı olarak işçi de işverenden ödül mahiyetinde ayrı bir bedel isteme hakkına sahip olur (PatKHK m.22/I). Hak talebinin tam veya kısmi nitelikte olmasının hüküm ve sonuçları
farklıdır. Buluşun tamamlanması ile birlikte, onu gerçekleştiren işçi veya işçiler asli kazanıma dayalı olarak buluş üzerindeki hakkın sahibi olurlar. İşverenin tam hak talebinde
bulunması işçiye ait olan buluş üzerindeki mutlak hakkın el değiştirmesi sonucunu doğurur.Burada yasadan kaynaklanan bir devir vardır. Bunun için işverenin tek taraflı irade açıklaması yeterli olup, bu konuda işçinin iradesinin önemi yoktur. İşveren tam hak talebinden sonra mülkiyet hakkının vermiş olduğu tüm yetkileri kullanabilir. Bu tarihten itibaren işveren, buluş üzerinde tek hak sahibi olup, serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bu kapsamda buluşu kullanarak üretim yapabileceği gibi başkalarına lisans verebilir ya da buluşu tamamen devredebilir. Belirtmek gerekir ki, tam hak talebiyle birlikte buluş üzerindeki ancak devredilebilir nitelikteki malvarlığı hakları işverene geçer. Buna karşılık, buluşçuya ait olan kişilik hakları buluşu yapan işçi üzerinde kalacaktır. İşçi işverene ve üçüncü kişilere karşı buluşu yapan kişi (buluşçu) olarak tanınma hakkına sahiptir. Buluşu yapan kişinin şahsına bağlı olan bu hak, talep hakkı ile birlikte işverene geçmez. Bu hak kişiye sıkı surette bağlı haklardan olup devredilemez, vazgeçilemez ve haczedilemez. Ayrıca herhangi bir süreyle sınırlı olmayıp,patent veya faydalı model belgesinin geçerlilik süresinin bitiminden sonra da devam eder.Kararnamenin 44. maddesinde patent veya faydalı model belgesi için Türk Patent Enstitüsüne yapılan müracaatlarda, buluşçunun mutlaka belirtilmesi gerektiği hükme bağlandıktan sonra,başvuruda bulunanla buluşçunun aynı olmaması halinde, patent isteme hakkının buluşçudan ne şekilde elde edildiğinin açıklanması gerektiği belirtilmiştir. Buluşu yapanın belirtilmemesi veya patent isteme hakkının ne şekilde elde edildiğinin açıklanmaması halinde, başvuru işleme konulmayacaktır (m.44/II).
Talep tarihinden önce işçinin buluş üzerinde yapmış olduğu tasarruflar, işverenin haklarını ihlal ettiği ölçüde geçersiz olacaktır. Bu hüküm Tasarıda da aynen korunmuştur (m.102/IV).
Belirtilen süre içerisinde, işçinin buluşu başkasına devretmesi veya lisans vermesi gibi hukuki işlemlerin geçerliliği askıda olup, işverenin hak talebinde bulunmamasına bağlıdır. Tam hak talebi ile birlikte, işverenin haklarını ihlal eder nitelikte olan bu gibi işlemler işverene karşı geçersiz sayılacaktır. Üçüncü kişilerin iyi niyetli olmaları, işverene karşı herhangi bir hak iddia etmelerini gerektirmez. Burada belirtilen geçersizlik nispi nitelikte olup işverene karşıdır. Bu nedenle, anılan hukuki işlemler taraflar arasında birtakım hak taleplerine konu olabilir.
İşveren, tam hak talebinde bulunduğu buluşa ilişkin tüm hakları devralırken, bunun karşılığında işçiye hakkaniyete uygun bir bedel vermesi gerekir (PatKHK m.22). İşverenin
kısmi hak talebinde bulunması halinde, buluş serbest nitelik kazanarak işçiye ait olacaktır.
Ancak işveren buna dayanarak buluşu kullanma hakkını elde edecektir. Buna dayanarak buluşu kullanan işveren de, bunun karşılığı olarak işçiye uygun bir bedel ödemekle
yükümlüdür (PatKHK m.23).
Tam hak talebinde bulunan işveren, buluşun patent veya faydalı model olarak tescili için Türk Patent Enstitüsüne başvuruda bulunmakla yükümlüdür(PatKHK m.26). Burada talep
hakkındaki gibi kesin bir süre öngörülmemiştir. Ancak madde metnindeki, buluşun faydalı model olarak tescili için sözü edilen gecikmeksizin ifadesinin patent başvuruları için de geçerli olduğunun kabul edilmesi gerekir. Patent başvuruları da gecikmeksizin müracaat etmeyi gerekli kılmaktadır. İşverenin buluşun ulusal tescili için Türk Patent Enstitüsüne müracaat etmemesi halinde izlenecek yol, Kararnamenin 26. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin üçüncü fıkrasına göre, “İşveren, tam hak talebinde bulunmuş olduğu hizmet buluşu için başvuruda bulunmaz ve işçinin belirleyeceği süre içinde de başvuruyu yapmazsa, işçi, işveren adına ve hesabına, hizmet buluşu için Enstitüye başvurabilir”. Görüldüğü gibi, işverenin tam hak talebinden sonra başvuruda bulunmaması buluşa serbest nitelik kazandırmayacaktır.Buluşun patent veya faydalı model olarak tescilindeki işçinin menfaatleri nedeniyle, işveren, haklı bir neden olmadan başvuru yapmaktan kaçınamaz. Aksi halde işçi, işveren adına tescil müracaatında bulunabilecektir. İşçi önce makul bir süre vererek işverenden bu süre içerisinde müracaatta bulunmasını isteyecektir. Bu süre içerisinde de işverenin müracaatta bulunmaması halinde, işçi, buluşun Türk Patent Enstitüsünde, işveren adına ve hesabına ulusal tescil için müracaatta bulunma yetkisini kazanacaktır. Bu durumda işçi, Kanundan kaynaklanan temsil yetkisine sahip olup, işveren adına ve hesabına hareket edecektir. Ayrıca bu temsil yetkisi, sadece Türk Patent Enstitüsü nezdinde ulusal müracaatta bulunmayı kapsamaktadır. İşçinin buluş üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisi olmadığı gibi, uluslararası tescil ya da başka bir
ülkede tescil yetkisine de sahip değildir. Ayrıca işçi, işverenin rızası olmaksızın Enstitü’ye yapmış olduğu tescil müracaatını da geri alamaz. Anılan temsil yetkisine dayanarak işçi
müracaatta bulunmuş olsa da, başvuru sahibi işveren olup, tüm işlemler onun adına yapılacaktır. İşçinin bu şekilde yapacağı müracaatın olumlu sonuçlanması halinde, patent
veya faydalı model belgesi işverene verilecektir. İşçinin adı, Enstitüde sadece buluşu yapan kişi (buluşçu) olarak geçecektir.
Tescil müracaatından vazgeçmek isteyen işveren önce bu durumdan işçiyi haberdar etmekle yükümlüdür. İşçinin talep etmesi halinde, işveren, masrafları işçiye ait olmak üzere patent alınması ve korunması için gerekli olan belgeleri devretmek zorundadır. İşçi, bu konudaki talebini kendisine yapılan bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde işverene bildirecektir. İşveren, ancak işçinin talepte bulunmayacağını açıklaması ya da sürenin geçmesinden sonra buluşa ilişkin patent başvurusu veya patentten doğan haklarından vazgeçebilir (PatKHK m.29/I). Bu durumda, buluş serbest nitelik kazanır ve işveren daha sonra buluş üzerinde herhangi bir hak iddia edemez. Ancak hemen belirtelim ki, işveren işçiye yapmış olduğu bildirimde, buluştan inhisari nitelikte olmayan bir yararlanma hakkını uygun bir bedel karşılığında saklı tutabilir (PatKHK m.29/II). Bu durum işverenin kısmi hak talebinde bulunması anlamına gelmektedir. İşveren buna dayanarak sadece buluşu kullanma hakkını elde edecektir.
İşveren, yabancı bir ülkede de patent veya faydalı model belgesi için başvuru hakkına sahiptir (PatKHK m.27/I). İşverenin, tescil için yurtiçinde müracaatta bulunması bir yükümlülük iken, yabancı bir ülkedeki müracaatı yükümlülük değil hak niteliğindedir. Bu nedenle, işveren,yabancı bir ülkede tescil için müracaatta bulunmaya zorlanamayacağı gibi, işçinin işveren adına ve hesabına müracaat etme hakkı da yoktur. Ancak işveren, işçinin talebi üzerine,makul bir süre içerisinde bildirilen yabancı bir ülkede müracaatta bulunmak ya da patent almak istemediği bu ülke yönünden buluşu serbest bırakmakla yükümlüdür(m.27).
bb) İşverenin Kısmi Hak Talebi
Kısmi hak talebinde, buluşa ilişkin yukarıda açıklanan devredilebilir haklarının işverene geçmesi söz konusu değildir. Buluş serbest nitelik kazanarak işçiye ait olacaktır (PatKHK
m.21/I-b). Bununla birlikte işveren buluşu kullanma hakkını elde edecektir. Kullanma dışında işverenin buluş üzerinde herhangi bir tasarruf hakkı yoktur. İşverenin kısmi hak talebinin
işçiye ulaştığı tarihten itibaren serbest kalan buluş üzerinde tek hak sahibi işçidir. İşçi, buluş üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bu kapsamda, buluşu kendisi bizzat kullanarak üretim yapabileceği gibi, başkalarına lisans verebilir, kısmen veya tamamen devredebilir.Buluşun tamamlanması ile işverenin hak talebi arasındaki zaman dilimi içerisinde işçinin yapmış olduğu tasarruflar artık işverene karşı da geçerlilik kazanacaktır.
İşverenin hizmet buluşu üzerinde tam hak talebinde bulunması esastır. Kısmi hak talebi ise istisnadır. İşveren hak talebinde bulunurken, bunun mutlaka tam veya kısmi nitelikte
olduğunu açıkça belirtmesi zorunlu değildir. Talebin içeriğinden, tam veya kısmi nitelikte olduğunun açıkça anlaşılamadığı durumlarda tam hak talebinin varlığı kabul edilecektir.
Kısmi hak talebinin açıkça belirtilmesi ya da içeriğinden kuşkuya yer bırakmayacak şekilde anlaşılması gerekir. Elbette ki bu, süresinde yapılmış hak talepleri için geçerlidir. İşverenin,
bildirim tarihinden itibaren dört aylık süre içerisinde hak talebinde bulunmaması halinde,buluş serbest nitelik kazanacağı için tam veya kısmi hak talebinden söz edilemez.
Kısmi hak talebi ile işverenin elde ettiği buluşu kullanma hakkı basit lisansa benzer. İşveren buluşu sadece işletmesinde bizzat kullanma hakkına sahiptir. Bunun dışında, kullanma yetkisini başkalarına devredemez. Alt lisanslar vermek suretiyle bunu çoğaltamaz. İşverenin birden fazla işyerinden oluşan bir işletmesi söz konusu ise, bu durumda işletmeye bağlı tüm işyerlerinde buluşu kullanabilecektir.
İşverenin kullanım hakkı, işçinin buluş üzerindeki tasarruflarından etkilenmez. İşçi buluşu başkalarına devredebilir, basit veya inhisari lisans verebilir. Bu kişiler, işverenin sahip olduğu kullanım hakkını engelleyemezler. Bunların iyi niyetli olmaları, diğer bir söyleyişle, işverenin kullanım hakkını bilmiyor olmaları durumu değiştirmez. İşçinin, dürüstlük kuralı gereği, buluşa ilişkin tasarruflarda bulunurken, karşı tarafa işverenin kullanım hakkı olduğunu bildirmesi gerekir. Aksi takdirde, sözleşmenin karşı tarafının bundan dolayı uğramış olduğu zarlarından sorumluluğu gündeme gelebilecektir.
İşverenin kısmi hak talebine dayanarak buluşu kullanması, işçinin buluşu değerlendirmesini önemli ölçüde zorlaştırabilir. İşçi bu durumu işverene bildirerek, iki ay içerisinde buluşu
tamamen devralmasını veya serbest bırakmasını talep edebilir. Kararnamenin 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “İşverenin hizmet buluşuna ilişkin kısmi hak talep etmesi halinde, işveren, kısmi hakka dayanarak buluşu kullanabilir. Ancak bu kullanma, işçinin buluşunu değerlendirmesini önemli ölçüde güçleştiriyorsa, işçi, buluşa ilişkin hakkın iki ay içinde tamamen devir alınmasını veya kendisi için serbest bırakılmasını isteyebilir”. Maddede belirtilen, “işverenin buluşu tamamen devralmasından” kasıt, kısmi hak talebinden vazgeçerek buluşa ilişkin tam hak talebinde bulunmasıdır. İşverenin iki aylık süre içerisinde buluşa ilişkin tam hak talebinde bulunması (tamamen devralması) ya da buluşu serbest bıraktığını açıklaması gerekir. Aksi takdirde hizmet buluşu serbest nitelik kazanacaktır (PatKHK 21/I-3).Bunun için, işverenin buluş üzerinde sahip olduğu kullanım hakkının buluşun değerlendirmesini ciddi bir şekilde zora sokması gerekir. İşveren, işçinin buluşu değerlendirmesini önemli ölçüde güçleştirmediğini beyan ederek buluşu tamamen devralmak veya serbest bırakmak istemediğini açıklayabilir. Böyle bir durumda, işçi dava açabilecektir.İşverenin kullanım hakkının buluşun değerlendirilmesini önemli ölçüde zorlaştırdığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. İşveren, bu konudaki kararını belirtilen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde işçiye bildirmelidir.
Buradan serbest işçi buluşlarını inceleyebilirsiniz
Kaynak:
Doç .Dr. Talat CANBOLAT