Hukuk Haberleri

 Hukuk /Hukuk Haberleri/Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu
Anında Ücretsiz Marka, Patent, Tasarım Sorgulama ( Sınıflara Bakınız)
Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu

Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu

Yazar : Etkin Patent,  Ana Kategori : Hukuk,  Kategori :  Hukuk Haberleri  Tarih :  15.10.2015 17:51:15

Sempozyumun açılış törenine katılan Adalet Bakanı İpek, Yargıtay Başkanı Cirit ve Danıştay Başkanı Güngör, Antalya Valisi Türker'i ziyaret etti - Bakan İpek: - "Yargı Reformu Stratejisi Belgesi, 2 yıllık bir hazırlanmanın ürünü. Yargıyla ilgili bütün sorunlu alanları gerçekten tespit ettik. Önümüzdeki aylarda çalışmaları tamamlayıp parlamentoya yasa tasarısı olarak sunmuş olacağız" - Danıştay Başkanı Güngör: - "Yargılamanın makul sürede tamamlanması, yargının hizmetinden toplumun memnun olması bizim görevimizi yapmamız için ölçüttür. Buna çare olmak amacıyla yaptığımız sempozyumun sonucunda umarım güzel algılar ve kamuoyu desteği oluşur"

Antalya'da düzenlenen "Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri" Sempozyumuna katılan Adalet Bakanı Kenan İpek, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit ve Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Antalya Valisi Muammer Türker'i ziyaret etti.
Sempozyumun açılış töreninin ardından Antalya Valisi Türker'i ziyaret eden Bakan İpek'e Yargıtay Başkanı Cirit, Danıştay Başkanı Güngör ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik de eşlik etti.


Burada konuşan İpek, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıkladığı yargı reformu stratejisi kapsamında bakanlıkta 18 bilim komisyonu oluşturduklarını söyledi.


Antalya'da gerçekleştirilen sempozyumdaki tartışmalardan güzel sonuçlar alınacağına inandığını ve bu sonuçların kanun taslağı hazırlanmasına katkı sağlayacağını ifade eden İpek, şöyle konuştu:


"Önümüzdeki bir kaç ay içerisinde komisyon çalışmalarını bitirecek. Yargı Reformu Stratejisi Belgesi, iki yıllık bir hazırlanmanın ürünü. Yargıyla ilgili bütün sorunlu alanları gerçekten tespit ettik. Çalışmamızda Yargıtay ve Danıştay'ın büyük katkısı oldu. Önümüzdeki aylarda çalışmaları tamamlayıp parlamentoya yasa tasarısı olarak sunmuş olacağız."


Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit de düzenlenen sempozyumun, yargının ağır iş yükünden etkin, adil ve filtreleme ile kurtulma açısından önemli olduğunu anlattı.


- "Yargıdan memnuniyette karşımıza iyi bir tablo çıkmadı"
Danıştay Başkanı Zerrin Güngör ise yargının sorunlarına çözüm aramak amacıyla Antalya'da toplandıklarını söyledi.
Türk milleti adına yargılama görevini yaptıklarına dikkati çeken Güngör, şöyle devam etti:


"Türk milletinin yargıdan memnuniyeti hangi seviyede?' şeklinde kendimizi sorguladığımızda iyi bir tablo karşımıza çıkmadı. Yargılama gecikiyor, dolayısıyla adil yargılama ilkesi ihlal ediliyor. Yargılamanın kısa sürede, makul sürede tamamlanması, yargının hizmetinden toplumun memnun olması bizim görevimizi yapmak için ölçüttür. Buna çare olmak amacıyla yaptığımız sempozyumun sonucunda umarım güzel algılar ve kamuoyu desteği oluşur." 


Güngör, yargıdan memnuniyeti üst seviyelere çıkarmak istediklerini vurgulayarak, önemli olan şeyin toplumun huzuru olduğunu ifade etti.
"Eğer yargıyla sorunlarını çözme konusunda sıkıntılar yaşarsa bir toplum huzurlu olamayacak" diyen Güngör, "Barış içinde olamayacak, başka yollara tevessül edecek. Biz, yargı çalışanları olarak bu mesuliyeti hissettik. Çözüm arayışı içerisindeyiz. Umarım iyi sonuçlarla döneceğiz" değerlendirmesinde bulundu.


- "Adalet bekleyen vatandaşlarımız adına umutluyum" 
Güngör, Uluslararası Yüksek İdari Yargı Mercileri Derneğinin 2016'daki genel kurul toplantısını İstanbul 'da yapacaklarını söyledi.
Orada 70 ülkeden gelen temsilcilerin uygulamalarının en iyilerini seçerek Türkiye 'de hayata geçirmek istediklerini belirten Güngör, "Gayretimiz bu yönde. 2 yıldır bu çalışmaları sürdürüyoruz. Artık sona geldiğimize inanıyorum. Yargı adına, yargı çalışanları adına özellikle yargıdan adalet bekleyen vatandaşlarımız, toplumumuz adına umutluyum" diye konuştu. 
Bakan İpek ve beraberindekiler, daha sonra Antalya Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Bağcı'yı ziyaret etti. 

Yargıtay Birinci Başkanı Cirit: - "Yargı, kabul etsek de etmesek de SOS vermektedir, imdat çığlığı atmaktadır. Yargıya güven ve inanılırlık noktasında inanılmaz sıkıntılarımız vardır" - "Türkiye'de her üç kişiden bir tanesi davada taraf konumundadır. Bu ihtilafları da 13 bin hakim ve savcının adli yargıda çözdüğünü düşündüğümüzde, bunları çözmekte ne kadar yetersiz kaldığımızı göstermektedir" - "Bizim, 40 yaşından sonra sağlıklı hakim ve savcı bulmamız çok zordur"

Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, "Yargı, kabul etsek de etmesek de SOS vermektedir, imdat çığlığı atmaktadır. Yargıya güven ve inanılırlık noktasında inanılmaz sıkıntılarımız vardır" değerlendirmesinde bulundu. 


Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Adalet Bakanlığı, Yargıtay ve Danıştay ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) işbirliğinde düzenlenen, "Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif  Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu"nda konuştu.


Konuşmasına Ankara 'da yaşanan terör saldırısından duyduğu üzüntüyü dile getirerek başlayan Cirit, terörün nihai biçimde toplum hayatından çekilmesini bekledikleri bir dönemin ardından Türkiye'nin yeni bir terör saldırısının hedefi haline geldiğini söyledi.
Fikirleri silahla susturmak isteyenlerin, devlet ve sosyal hayatı bomba ile şekillendirmek isteyenlerin yeniden sahne aldığını kaydeden Cirit, "Geçtiğimiz hafta sonu Ankara'da meydana gelen bombalama hadisesi sonucunda 100'e yakın yurttaşımızı kaybettik. Terör hiçbir zaman istediği sonuca ve başarıya ulaşamamıştır. Bundan sonra da ulaşamayacaktır. Terör kendi anaforu içinde yok olup gidecektir" diye konuştu.


- Yargının sorunları
Cirit, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı gibi evrensel ilkelerin çağdaş standartlarda uygulanması, ağır iş yükü olmak üzere yargının sorunlarının çözülmesi için herkese önemli görevlerin düştüğünü ifade etti. Cirit, adalet sisteminin daha iyi işlemesi ve adli kalitenin artırılması için alınması gereken mesafenin farkında olmak gerektiğini bildirdi.
Yıllardan beri süre gelen ve her platformda dile getirdikleri sorunların çözümünde arzulanan ölçüde ilerleme sağlanamamasının nedenlerini araştırıp başarılı yöntemler bulunması gerektiğini dile getiren Cirit, problemlerin ancak doğru bir vizyon, iyi bir planlama ve başarılı bir uygulamayla çözülebileceğini kaydetti.


Cirit, Anayasa'nın 9'uncu maddesine göre yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız mahkemeler tarafından kullanıldığını ve asli sahibinin Türk milleti olduğunu anımsattı.


- Yargıdaki iş yükü
Yargının yılda yıla aktarılan değişmez sorunlarının başında ağır iş yükünün geldiğini anlatan Cirit, şunları belirtti:


"Gerek ilk derece mahkemeleri gerekse temyiz mahkemeleri günden güne artan ve ağırlaşan iş yükünün baskısı altındadır. 2014 yılında Yargıtay Ceza Dairelerine 394 bin, hukuk dairelerine 561 bin, Cumhuriyet Başsavcılığına ise 425 bin dosya gelmiştir. Aynı yıl verilen karar sayısı ceza dairelerinde 361 bin, hukuk dairelerinde 522 bin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında ise 371 bin dosya hakkında işlem tesis etmiştir. Yargıtay üyeleri, hakimler ve cumhuriyet savcıları olarak, bu ağır iş yüküne karşı her türlü fedakarlıkla çalışmamıza ve kutsal adalet görevini yerine getirme bilincinde olmamıza rağmen zaman zaman bunun üstesinden gelmekte zorlanmaktayız. Düşünün ki tüm dünya yargıtaylarının toplamından daha ağır bir iş yükü altında çalışılmaktadır."


Yargıtayın ağır iş yükünün çözülmesinin önemine dikkati çeken Cirit, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunun nedeni, yargı kabul etsek de etmesek de SOS vermektedir, imdat çığlığı atmaktadır. Yargıya güven ve inanılırlık noktasında inanılmaz sıkıntılarımız vardır. Niye böyledir? Acaba bizim de sorumluluklarımız, bu olumsuz gelişmede bizim de dahlimiz var mıdır? Buna baktığımızda yargı mensupları çok ağır işi yükü altında çalışmakta ve Türkiye'de tüm ihtilaflar yargı içinde çözülmekte, hakim ve savcı sayımız yetersiz kalmaktadır."


Türkiye'de adli yargıda 13 bine yakın, idari yargıda da Danıştay da dahil 2 bine yakın hakim ve savcı bulunduğuna işaret eden Cirit, Türkiye'de her üç kişiden birinin yargıya taraf veya davalı olduğunu, etkin ve adil bir bilgilendirme sistemi kurulamadığı için yargının da bunları çözmekte zorlandığını vurguladı.


Cirit, 2014 yılında cumhuriyet başsavcılıklarınca yüzde 44,6 oranında kovuşturmaya yer olmadığı şeklinde karar verildiğini anlatarak, şöyle devam etti:


"Yüzde 43'ü, yani 2 milyon 928 bini dava açılmasına ilişkindir. Yetkisizlik, fezleke düzenlenmesi, görevsizlik, birleştirme, başka bir büroya gönderme şeklinde de 767 bin karar verilmiştir. Yani toplam 6 milyon 800 bin ihtilaf olmuştur. Bunlardan yarısı dava konusu olmuştur ve bu ihtilafların yüzde 37'si, sayı olarak 1 milyon 455 bini sonunda bir ceza çıkmıştır."


- "40 yaşından sonra sağlıklı hakim ve savcı bulmak çok zor"
Türkiye'de uzlaşma oranının yüzde 3,1 olduğuna, 880 bin dosyanın bu şekilde çözüldüğüne, her üç kişiden birinin davanın tarafı konumunda bulunduğuna vurgu yapan Cirit, şöyle konuştu:


"Türkiye'de her üç kişiden bir tanesi davada taraf konumundadır. Bu ihtilafları da 13 bin hakim ve savcının adli yargıda çözdüğünü düşündüğümüzde, bunları çözmekte ne kadar yetersiz kaldığımızı göstermektedir. Bizim, 40 yaşından sonra sağlıklı hakim ve savcı bulmamız çok zordur. Sayın Başkan (TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu) '1,5 ay tatiliniz var. Gayet iyisiniz. Biz iş dünyası tatil falan yapamıyoruz' dedi. 'Sayın Başkan' dedim, 'Bizde 40'ından sonra sağlıklıyı bulamazsınız. Ya midesi rahatsızdır ya böbreği rahatsızdır ya tansiyonu ya da şekeri vardır'. Adalet dağıtmak çok da kolay bir iş değil. İnsanını öz dünyasıyla içselleştiğinde olumsuz yansımaları olmaktadır. Gece yarılarına kadar çalışma, evlerine dosya götürme gibi durumlarla karşı karşıyayız."


Cirit, uyuşmazlıkların hakimler tarafından çözülmesi kural olmakla birlikte meslek harici hakimlere de bazı Avrupa ülkelerindeki gibi uyuşmazlıkları çözme yetkisi verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Danıştay Başkanı Güngör: - "Ağır işleyen yargı sistemi nedeniyle toplumda önemli bir duyarlılık oluştuğunun farkındayız" - "Yargı mensuplarının özverili çalışmalarına rağmen makul yargılama süresi konusunda hedeflenen seviyeye ulaşamadığımızı üzülerek ifade ediyorum" - "Güven duyulmayan ve saygınlığı zedelenmiş yargı sisteminin bulunduğu bir ülkede hukuk güvenliğinin sağlanması, ekonomik ve sosyal istikrarın devam ettirilmesi kolay olmayacaktır"

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, ağır işleyen yargı sistemi nedeniyle toplumda önemli bir duyarlılık oluştuğunun farkında olduklarını belirterek, "Yargı mensuplarının özverili çalışmalarına rağmen makul yargılama süresi konusunda hedeflenen seviyeye ulaşamadığımızı üzülerek ifade ediyorum" dedi.


Güngör, Adalet Bakanlığı, Yargıtay ve Danıştay ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince Antalya'da düzenlenen "Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu"ndaki konuşmasına, Ankara 'daki terör saldırısından duyduğu üzüntüyü dile getirerek başladı.
Türkiye'de birlik ve bütünlüğü, istikrarı hedef alan terör olaylarının herkesi derinden üzdüğünü belirten Güngör, "Devletimizin güçlü ve kararlı iradesiyle bu hain saldırıların en kısa sürede hak ettiği karşılığı görerek son bulacağına, birlik ve kardeşlik ortamının huzur içinde tesis edileceğine içtenlikle inanıyorum" diye konuştu.


Terör saldırılarında hayatını kaybeden şehitlere ve vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Güngör, "Bizler yargı camiası olarak devletimizin ve milletimizin güçlü geleceği için, barış ve kardeşlik ortamının korunması adına her türlü katkıyı yapmaya daima hazırız" dedi.


- "Yargı uyuşmazlıkları ötelenemez"
Devleti oluşturan 3 erk arasında yer alan yargının, uyuşmazlıkları çözmek, haklıya hakkını teslim etmek ve kamu düzenini korumak için var olduğunu ifade eden Güngör, yargının uyuşmazlıkları çözmek konusundaki öneminin ötelenemeyeceğini, ihmal edilemeyeceğini bildirdi.


Yargının, adaletin gerçekleşmesindeki önemini vurgulayan Güngör, yargı mensuplarının, üslendikleri ulvi görevin farkında olduğunu söyledi.


Devlet gücünü kullanarak millet adına yargılama yapan yargıçların, verdikleri kararlarla toplum vicdanını rahatlatması gerektiğine işaret eden Güngör, "Yargıya güvenin tesisi ve sürekliliği, yargı mensuplarının makul sürede verdikleri kararlardaki isabete bağlıdır. Güven duyulmayan ve saygınlığı zedelenmiş yargı sisteminin bulunduğu bir ülkede hukuk güvenliğinin sağlanması, ekonomik ve sosyal istikrarın devam ettirilmesi kolay olmayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.


Toplumun, yargıdan, adil yargılama ve davaların makul sürede karara bağlanmasını beklediğine işaret eden Güngör, anayasanın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinde de davaların makul sürede bitirilmesinin öneminin vurgulandığını kaydetti.
Yıllar içinde dava sayılarında olağanüstü artış meydana gelmesinin, davaların daha iyi sonuçlanması ve adil yargılama ilkesinin ihmaline yol açtığını anlatan Güngör, yargının türlü nedenlerle geç karar vermesinin, yeni toplumsal sorunlar oluşturmasının yanı sıra adalete güven duygusunu sarsacağına dikkati çekti.


- Geciken adalete şiirli örnek
 "Yargı mensuplarının özverili çalışmalarına rağmen makul yargılama süresi konusunda hedeflenen seviyeye ulaşamadığımızı üzülerek ifade ediyorum" diyen Güngör, şöyle konuştu:


"Bu konuda birçok şey söylenebilir. Haklı gerekçeler ortaya konulabilir ama sonuçta toplumun yargıdan beklentileri henüz karşılanamamıştır. Daha fazla zaman kaybetmeden sonuç alınacak çözümlerin hayata geçirilmesi, idari yargı düzenimizin günün ihtiyaçlarına uygun hale getirilmesi, en gerçekçi ve doğru yol olacaktır. Ağır işleyen yargı sistemi nedeniyle toplumda önemli bir duyarlılık oluştuğunun farkındayız. Öyle ki geciken adaletin bazen şiirlere konu olduğunu görüyoruz. Merhum şair Abdurrahim Karakoç 'Hakim beğ' adlı şiirinde, 'Gene tehir etme üç ay öteye, bu dava dedemden kaldı hakim beğ, otuz yıl da babam düştü ardına, siz sağ olun, o da öldü hakim beğ. Kabahat sizde mi kanunlarda mı? Şaşırdım billahi yolu yordamı. Kızma sözlerime alam gadanı, sıkıntıdan içim doldu hakim beğ' derken geciken adaletin adaletsizlik olduğunu ne de güzel anlatıyor. Bu duruma acil çare bulunmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu bilincindeyiz."


Danıştay Başkanı Güngör, idarenin, yargı kararlarına göre eylem ve işlem tesis etmesinin, istikrar kazanmış kararların yargıya intikal etmeyen emsal tüm olaylara uygulanmasının, gereksiz dava üretmeye karşı etkili bir yol olacağını söyledi.


Yargılama sürecine ilişkin çağdaş uygulamalarda olduğu gibi istinaf sisteminin bir an önce çıkarılması gerektiğini kaydeden Güngör, bu konuda Adalet Bakanlığının yaptığı çalışmaların önemli bir aşamaya gelmesini memnuniyetle takip ettiklerini dile getirdi.


- Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri
Türk idari yargı sistemi açısından yeni bir çözüm olarak dava dışı veya içi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin tartışılması ve yasal altyapı çalışmalarının tamamlanarak hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Güngör, Avrupa Konseyinin karar organı Bakanlar Komitesinin de bu konuda tavsiye kararları bulunduğunu hatırlattı.


Danıştay olarak idari uyuşmazlıkların alternatif yöntemlerle çözülmesi konusunda, dünyanın birçok ülkesinde yapılan çalışmaları yakından izlediklerini anlatan Güngör, Almanya'nın Bavyera eyaletindeki idari yargıçlara tanınan uzlaştırma yetkisinin güzel bir örnek teşkil ettiğini sözlerine ekledi.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu:

- "Huzurumuz ve güvenimiz için güçlü bir ekonomiye sahip olmanın temel şartlarının başında, iyi işleyen bir hukuk sistemine sahip olmak gelmektedir" - "Ekmek ve su, yaşam için nasıl ihtiyaç ise refah, zenginlik, demokrasi için de hukuk öyle bir ihtiyaçtır"

 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, güvenilir ve işleyen bir hukuk sisteminin önemine vurgu yaparak, "Huzurumuz ve güvenimiz için güçlü bir ekonomiye sahip olmanın temel şartlarının başında, iyi işleyen bir hukuk sistemine sahip olmak gelmektedir" dedi.


Hisarcıklıoğlu, Antalya'nın Kundu turizm bölgesinde bir otelde, TOBB, Adalet Bakanlığı, Yargıtay ve Danıştay işbirliğiyle düzenlenen, Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu'nun açılışında konuştu.


Konuşmasına cumartesi günü Ankara 'da yaşanan terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek başlayan Hisarcıklıoğlu, terörün her türlüsünü ve buna alet olanları lanetledi.
Bu kadar acı ve kederin yaşandığı günlerde dün akşam Milli Takımın başarısı ile gururlandıklarını da ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Ben dün akşam söz vermiştim. Sözüm söz bu toplantıya katılan herkese Milli Takımımızın formasını imzalı olarak ulaştıracağım, sayın bakanım da dahil olmak üzere" dedi.


- "Rüyada mıyım diye düşündüm"
Toplantıya gelirken "Rüyada mıyım?" diye bir düşündüğünü belirten TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:
"Çünkü bir iş adamı olarak ve iş dünyasının başkanı olarak bugüne kadar hayal bile etmediğim bir şey gerçekleşiyor. Buna ister devrim, ister evrim deyin, ne derseniz deyin. İş dünyası, Adalet Bakanlığı, Yargıtay ve Danıştay başkanlıklarımız bir araya geliyoruz, modern dünyada olduğu gibi günümüzün bir meselesini konuşuyoruz. Bu benim için en heyecanlı konuşmalardan biri. Çünkü ben bunu tahayyül edemezdim. Bunu sağladıkları için Adalet Bakanımıza, Yargıtay ve Danıştay başkanlarımıza iş dünyası adına teşekkür ediyorum."
Dört gün sürecek sempozyum boyunca, 14 oturumda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin tartışılacağını kaydeden Hisarcıklıoğlu, sempozyum sonunda da sonuç raporunun açıklanacağını bildirdi.


Modern toplumlarda hukuka büyük önem verildiğini, esasında Türk tarihinde de benzer tecrübelerin bulunduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, Fatih Kanunnamesi'nin Osmanlı'nın ilk anayasası olarak bölgesel bir krallıktan, imparatorluğa geçişin altyapısını hazırladığını, Kanuni kanunnamelerinin de Osmanlı'nın bir cihan devletine dönüşmesini sağladığını söyledi.


Adalet terazisinin dengesinin korunması gerektiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Çok beğendiğim bir söz var, adalet Kutup Yıldızı gibidir. Yerinde durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner. Ülkemiz için de bizim temennimiz ve en büyük arzumuz hukukun en iyi şekilde işlemesidir" diye konuştu.


- Ekonomi ve hukuk
Ekonomi ve hukukun her zaman birlikte var olduğunu ve birbirini tamamladığını kaydeden TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, iyi işleyen bir hukuk sisteminin olmadığı yerde, bireylerin birbirlerine ve kurumlara karşı güveninden söz edilemeyeceğini ifade etti.
Böyle bir ortamda sağlam bir ekonomiden de söz edilemeyeceğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, "Bu nedenle huzurumuz ve güvenimiz için güçlü bir ekonomiye sahip olmanın temel şartlarının başında, iyi işleyen bir hukuk sistemine sahip olmak gelmektedir" diye konuştu.
İş adamları için vaktin çok önemli olduğunu, özellikle ticari ihtilafların çözümünün hızlı, pratik ve güvenilir şekilde yapılmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:


"Ticari uyuşmazlıkların adil bir çözüme ulaşmadığı bir ortamda, iş dünyası ya atacağı adımları güvensiz atmak zorunda kalır ya da bu adımları atmayarak mevcut durumunu korur. Bunun bir sonucu olarak, ticaret ve ekonomik büyüme olumsuz etkilenir. Bu yüzden iş dünyamız, ticari uyuşmazlıklarda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini çok benimsemektedir. Hayata geçtiği andan itibaren tahkim ve arabuluculuk, iş dünyasının sıklıkla tercih ettiği yöntemler olmuştur. Bu çerçevede, TOBB olarak, ticaret ve sanayi odalarımızda arabuluculuk merkezleri oluşturmaya başladık. İstanbul Tahkim Merkezi'ni kurduk. Ülkemizde alternatif uyuşmazlık yöntemlerinin kullanımı arttıkça, İstanbul bu coğrafyada uyuşmazlık çözüm merkezi haline gelecek."


Bugün ticaret mahkemelerinde bir davanın ortalama 311 gün, iş mahkemelerinde 381 gün, fikri ve sınai haklarda ise 425 gün sürdüğünü kaydeden Hisarcıklıoğlu, bu süreçte de herkesin zarar gördüğünü söyledi. Hisarcıklıoğlu, bu nedenle alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin, diğer ülke uygulamaları da incelenerek, çeşitlendirilmesi ve yaygınlaştırılmasının, uzlaşma kültürünü yaygınlaştıracağı gibi, yargının iş yükünü de hafifleteceğini vurguladı.


- Anlaşılır, kısa bir anayasa
Hukuk sistemi iyi olan bir Türkiye'de vatandaşlar güven içinde yaşadığı gibi ekonomik ve sosyal alanlarda da ülkenin çekim merkezi haline geleceğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Zira ekmek ve su, yaşam için nasıl ihtiyaç ise refah, zenginlik, demokrasi için de hukuk öyle bir ihtiyaçtır. Biz ekonomi alanında ne yaparsak yapalım, eğer bir hukuk devleti olmamızla ilgili sıkıntı yaşanıyorsa bu başarıların hiçbiri kalıcı olmayacaktır" değerlendirmesini yaptı.


Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle bitirdi:


"Biz evrensel hukuk normlarını baz alan bir sistem arzu ediyoruz. Anayasamızın kolay, anlaşılır, sade bir anayasa olmasını arzu ediyoruz. Yasalarımızın kısa, öz ve anlaşılır olmasını arzu ediyoruz. Bunun yanında, yargı sisteminin hem bağımsız hem tarafsız işlemesi gerektiğini söylüyoruz. Bunlarda ne kadar başarılı olursak demokrasimiz ve ekonomimiz o kadar güçlenecek. Daha güçlü bir ülke, daha zengin bir millet olacağız."

Adalet Bakanı İpek: (2) - "Adalet hizmetlerinde devrim niteliğindeki bir değişim, yargıda zaman yönetimi için atılacak adımlarla gelecek" - "Belirli tür dava ve işlerde, ortalama görülme sürelerini belirleyeceğiz. Böylece artık vatandaşlarımız açtığı davanın yaklaşık ne zaman biteceği konusunda bir kanaat sahibi olacak - "Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk uygulamalarında belirli bir mesafe kat ettik. Önümüzdeki süreçte belli alanlarda arabuluculuğu zorunlu hale getireceğiz" - "Yargının hızlı bir işleyin kazanması amacını taşıyan sisteme ilişkin en önemli yenilik, hazırlıkları tamamlanan ve önümüzdeki yıl faaliyete geçecek olan İstinaf Mahkemeleri olacak"

Adalet Bakanı Kenan İpek, adalet hizmetlerinde zaman yönetimi konusunda devrim niteliğinde adımlar atılacağını belirterek, "Belirli tür dava ve işlerde, ortalama görülme süreleri'ni belirleyeceğiz. Böylece, artık vatandaşlarımız açtığı davanın yaklaşık olarak ne zaman biteceği konusunda bir kanaat sahibi olacak" dedi.


İpek, Antalya Kundu turizm bölgesinde bir otelde, Adalet Bakanlığı, Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) işbirliğinde düzenlenen, "Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu"nun açılışında konuştu.


Adaletin hızlı ve etkin bir şekilde tecelli etmesinin herkes için büyük önem arz ettiğini söyleyen İpek, toplumda baş göstermesi kaçınılmaz olan uyuşmazlıklarda yargı mercilerinin bir "nihai çözüm" makamı olduğunu vurguladı.


Adaleti ölçülebilir bir sosyal değer haline getirmek için yargının etkin işleyişini sağlamak, bunun için gerekli politika ve programları hayata geçirmenin temel hedef olduğunu anlatan İpek, ancak en küçüğünden en büyüğüne, en basitinden en girift olanına kadar her türlü uyuşmazlığın, bir "nihai çözüm" beklentisiyle yargı mercileri önüne taşınmasının, bir başka sorunu gündeme taşıdığını dile getirdi.
Yargılama sürelerini uzatan, yargılama kalitesini düşüren bu sorunun, dünyadaki pek çok hukuk sistemi için aynı olduğunu belirten İpek, yargı mercilerinin yıldan yıla artan ve ağırlaşan iş yükünün baskısı altında bulunduğuna dikkati çekti.


Bu iş yükünün, en temel nedeninin toplumun artan adalet beklentisi olduğunu kaydeden İpek, bir taraftan adalet hizmetlerinde kapasite artırıcı önlemlerin, diğer taraftan adaletin sosyal hedefini gerçekleştirecek tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı.
- Yargı Reformu Stratejisi


Yargı Reformu Stratejisi'nin bu hassasiyet temelinde şekillendiğini vurgulayan İpek, geçen nisan ayında kamuoyuna duyurulan Strateji Belgesi ile adalet hizmetlerinde hem fiziki altyapının geliştirilmesinin, ihtiyaç duyulan nitelikli personel ve yargı mensubu sayısının artırılmasının hem de geleneksel yargılamaya alternatif usulleri de içerecek biçimde, çağdaş hukuk uygulamasının sistemde yerini almasının hedeflendiğini bildirdi.


Adalet Bakanı İpek, "Bu çerçevede temel parametreler belirlenmiş, önümüzdeki beş yılın yol haritası çizilmiştir" dedi.
Yeni Yargı Reformu Stratejisi'nin iki temel düşünce üzerinde inşa edildiğini anlatan İpek, bunların yargıya intikal eden iş yükünün azaltılması ve yargılama sürelerinin kısalması olduğunu söyledi.


Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk uygulamalarında belirli bir mesafe kat ettiklerinin altını çizen İpek, önümüzdeki süreçte belli alanlarda arabuluculuğu zorunlu hale getireceklerini kaydetti.


İpek, geçen aralık ayında kanuni yürürlük kazanan İstanbul Tahkim Merkezi'nin etkinleştirilmesi gerektiğini düşündüğünü de vurguladı.


- Davaların ortalama süreleri belirlenecek
Zorunlu hakem heyetlerinin uygulama alanlarının genişletilmesinin gündemdeki bir diğer konu olduğuna değinen İpek, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ceza muhakemesi ve idari yargıda alternatif çözüm yollarının geliştirilmesi, var olan usullerin etkinleştirilmesi de üzerinde durduğumuz konular arasındadır. Bu çalışmalarla yargıya gelen iş yükünde büyük bir azalma olacağı düşüncesindeyim. İkinci temel hareket noktamız olan yargının hızlı işlemesinde de belli noktalara yoğunlaşmış durumdayız. Bu işin olmazsa olmazı mekan ve insandır. Gerek hakim-savcı gerekse de diğer personel alımları ile bu anlamda açıkları kapatma çabasındayız. Diğer yandan son on yıldır süren adalet sarayları yapımına devam ediyoruz. Adalet hizmetlerinde devrim niteliğindeki bir değişim, yargıda zaman yönetimi için atılacak adımlarla gelecek. Belirli tür dava ve işlerde, ortalama görülme sürelerini belirleyeceğiz. Böylece, artık vatandaşlarımız açtığı davanın yaklaşık olarak ne zaman biteceği konusunda bir kanaat sahibi olacak. Yargıyla ilgili yapılacak memnuniyet anketleri, mahkemelerin hazırlayacakları faaliyet raporları, yargı etik kuralların belirlemesi gibi çalışmalar, yargıda şeffaflık ve hesap verebilirlik hedeflerine hizmet edecek."
İpek, yargıyla vatandaş arasındaki en önemli iletişim köprüsü olan medya kurumlarıyla da ilişkileri geliştireceklerini, yargı-medya ilişkilerinde yürütülen proje ve pilot adliye uygulamalarının yurt geneline yaygınlaştırılacağını söyledi.


- İstinaf Mahkemeleri gelecek
Noterlik ve avukatlık kanunlarının, ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda yeniden ele alınacağını kaydeden Bakan İpek, yargının hızlı bir işleyiş kazanması amacını taşıyan sisteme ilişkin en önemli yeniliğin, hazırlıkları tamamlanan ve önümüzdeki yıl faaliyete geçecek olan "İstinaf Mahkemeleri" olacağını anlattı.


İpek, "Bu mahkemeler, yavaşlayan yargı sistemimiz için büyük bir enerji kaynağı olacak, daha hızlı ve daha etkin bir yargılama için büyük bir imkan sağlayacak" dedi.


Yargıtay'a yılda ortalama 1 milyon dosyanın intikal ettiğini, bu sayının Fransa'da 45 bin, Almanya'da 9 bin, İngiltere'de 6 bin civarında olduğunu vurgulayan İpek, istinaf kanun yolunun hayata geçmesiyle davaların yaklaşık yüzde 90'ının İstinaf Mahkemeleriyle sonuçlanacağını, yüzde 10 kadarının da yüksek yargıya gideceğini kaydetti.


Bu amaçla hazırlanan kanun düzenlemeleri hakkında bilgi veren Bakan İpek, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin etkinleştirilerek, iş yükü sorununun ortadan kaldırılmasına hizmet edecek ve günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek bir kanun tasarısı taslağı hazırlanması amacıyla çalışma grubu kurulduğunu dile getirdi.


İpek, öngörülebilir ve şeffaf bir icra ve iflas hukukunun kurulması için bir kanun tasarısı taslağı hazırlanması amacıyla oluşturulan bilim komisyonunun da özverili şekilde çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi.


Sempozyuma, Bakan İpek'in yanı sıra, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yargı mensupları, bürokratlar ve akademisyenler katıldı.

Kaynak: Radikal

 

 

Etiketler
DİĞER İÇERİKLERİMİZ
Tüketici Mahkemesi dosya masrafı adı altında alınan paranın faizi ile iadesine karar verdi.


Yorum yapılmamış..

Yorum Yaz

İstanbul Merkez Ofis

  • Etkin Patent Logo
  •  Unvan  :  Etkin Patent Marka Tas. Fikri ve Telf. Hak. ve Huk. Hiz. ve Dan. LTD. ŞTİ.
  •  Şehit Ertuğrul Kabataş (Esentepe)
          Cad.No: 14 Kat: 1 D: 8
         Mecidiyeköy/İstanbul
  •  Mersis No  :  0381037008000011
  •   0212 212 35 17
  •   0212 212 35 18
  • bilgi[@]etkinpatent.com

İştiraklerimiz

Rize Patent Maraş Patent Beyoğlu Patent Kütahya Patent Tekirdağ Patent Sarıyer Patent Eskişehir Patent Üsküdar Patent Kocaeli Patent Afyon Patent Maltepe Patent Adana Patent