Olaðanüstü bilgileri ve üstün becerilerine raðmen birçok bilim
kadýný, erkek meslektaþlarýnýn gölgesinde kalmýþtýr. Marie Curie gibi
bazý istisnalar dýþýna bu baþarýlý kadýnlar pek tanýnmazlar.
Diðer
birçok alanda olduðu gibi bilim dünyasýnda da geçmiþte hep erkekler
egemen olmuþtur. Einstein, Newton veya da Vinci isimlerini eminiz
hepiniz biliyorsunuzdur. Peki ya Ada Lovelace? Ya da Ýrene Curie veya
Sophie Germain size hiç tanýdýk geliyor mu? Ünlü fizikçi Marie Curie
gibi istisna bilim kadýnlarý dýþýnda birçoklarý hep gizli kalmýþtýr.
Kadýn
araþtýrmacýlar, genelde erkek meslektaþlarýnýn kýskançlýðý ve
çekememezliði yüzünden yeteneklerini topluma açýklama olanaðýný
bulamamýþtýr. Kadýnlar erkekler tarafýndan, akýl ve bilim dünyasý için
yetersiz ve histerik bulunuyordu. Bilim alanýnda baþarýlý olan
kadýnlarýn erkek meslektaþlarý tarafýndan engellenmesi olaðan
durumlardý. Erkeklerin kendilerini üstün görme alýþkanlýklarý ne yazýk
ki günümüzde bile sürmekte.
Þairin matematikçi kýzý
Geçmiþte
bilimsel meraklarýný sürdürmek isteyen bazý kadýnlar ilginç yöntemlere
baþ vuruyorlardý. Mesela 1776 yýlýnda doðan matematikçi Sophie Germain
de bunlardan biriydi. Germain bir erkek ismi kullanarak ünlü
matematikçi Carl Friedrich Gauss ile mektuplaþarak bilgi alýþveriþinde
bulunmaya baþarmýþtý.
Bilgisayar çaðýnýn öncülerinden biri
olan Ada Countess of Lovelace'nin adýný duyan var mý acaba? Ýngiliz
þair Lord Byron'un kýzý olan Ada, matematikle ilgileniyordu ve
"Analytical Engine" olarak adlandýrýlan ilk bilgisayarýn
geliþtirilmesinde Charles Babbage ile birlikte çalýþmýþtý.
Programlamanýn temellerini geliþtiren bu kadýn matematikçi, bilgisayar
teknolojisindeki yaþanan geliþmeler sayesinde bir gün bilgisayarla
müzik bestelenebileceðini ya da resim yapýlabileceðini öncelemiþti.
Program dili "Ada" iþte bu yüzden matematikçinin ismiyle anýlmakta.
Genetikçe Franklin
Neredeyse
tümüyle unutulan diðer bir bilim kadýný da DNA yapýsýnýn asýl buluþçusu
olan Rosalind Franklin'dir. Franklin'in uzmanlýk alaný katý maddeleri
röntgen ýþýðýyla incelemekti. Kalýtým molekülü DNA'nýn yapýsý hakkýnda
kesin öncelemelerde bulunmasýna raðmen, kaynaklarda adý neredeyse hiç
geçmez bile ve baðýmsýz olarak araþtýrarak önemli bilgilere ulaþmasýna
raðmen genelde hep erkek bilim adamlarýnýn asistaný (yardýmcýsý) olarak
tanýtýlmakta.
Alman kadýn fizikçi Lise Meitner, çekirdek
füzyonu kavramýný ortaya atan ve çekirdek bölünmesi için teorik
temelleri sunan baþarýlý bir fizikçiydi. Otto Hahn ve Max Planck gibi
ünlü bilim adamlarýyla birlikte çalýþan Meitner, Albert Einstein ve
Marie Curie gibi ünlü bilim insanlarýyla da görüþüyordu. Bir pasifist
olan Meitner, atom bombasýnýn üretimine karþý çýkmýþtý. Olaðanüstü
baþarýlarýna raðmen ne fizik ne de kimya alanýnda ödüllendirilmemiþtir.
Fakat birlikte çalýþmýþ olduðu fizikçi Otto Hahn, 1944 yýlýnda Fizik
Nobel ödülüne layýk görülmüþtü.
Ülkemizde
kadýnlar ilk kez Cumhuriyet döneminde Atatürk sayesinde bilim dünyasýna
adým atabildiler. Çünkü daha önce kadýnlarýn üniversiteye gitme
þanslarý yoktu. Ýlk bilim kadýnlarýmýzýn birçoðu da cumhuriyetten önce
eðitimlerini yurtdýþýnda sürdürmüþlerdir.
Ýlk kadýn kimyageri
Remziye Hisar, Fransa'da Sorbonne Üniversitesi'nde Marie Curie'nin ders
verdiði dönemlerde okudu ve kendi alanýnda Türkçe ve Fransýzca kitaplar
yayýmladý. Ýlk Türk kadýn doktor Safiye Ali ise eðitimini 1921 yýlýnda
Almanya'da tamamlamýþtýr. Güzide Lütfü 1928 yýlýnda Ýstanbul Barosu'na
1127 sicil numarasýyla kayýt olan ilk kadýn avukat idi. Ve hepinizin
bildiði gibi Sabiha Gökçen hem Türkiye'nin hem de dünyanýn ilk kadýn
savaþ pilotuydu. Gökçen kendi isteði ve Atatürk'ün izniyle Dersim
harekatýna savaþ pilotu olarak katýlarak büyük baþarý elde etmiþti.