16.08.2011
Bayburtlu Ulvi ve Abdurrahman Keskin kardeşler, Köyün ismini janta, yemeğini lastiğe dünya markası yaptılar

Bayburtlu Ulvi ve Abdurrahman Keskin kardeşler, Almanya'daki lastik ve jant işlerinde köylerinin eski adı "Mam" ile yöresel yemekleri "Ziron"un Almanca telaffuzunu marka yapıp Avrupa'ya kabul ettidi..
Bayburt'tan 1980'li yıllarda Almanya'ya giden Keskin ailesinin çocuklarının başarısını sayfamıza alıyoruz. Halen Almanya'da yaşayan Keskin kardeşlerin Bayburt'ta satın aldığı tuğla fabrikasına gidip, yurtiçi satış sorumlusu Ahmet Keskin'den bilgileri aldık. 15-16 yaşlarında Almanya ile tanışan Ulvi ve Abdurrahman Keskin kardeşler, bir yandan okula giderken, bir yandan da eniştelerinin işlettiği bakkalda çalışırlar. Otomobil pazarlarını gezip, alım satım işine girerler. Bakkalın yanında bisiklet, teker ve jant satışını başlatırlar.
LASTİK, KORE'DEN GELİYOR
1989 yılında okulu bırakıp bütün güçleriyle ticarete sarılırlar. İyi kâr olan lastik satışına girip ilk lastik dükkanlarını açarlar. 1995 yılına kadar 5 şehirde daha dükkanları devreye girer. 1995'de "Keskin Tuning'' adıyla lüks sınıfa hitap eden kendi jantını üretmeye başlar. Herkese ve her keseye hitap edebilecek ikinci bir marka ürün olarak, 2000 yılında köylerinin eski ismi olan "Mam'' jantlarını piyasaya sürerler. Sıra lastik üretimine gelmiştir. Kore'de bir fabrika ile anlaşıp bu ülkede lastikleri üretme kararı alırlar. Lastik sektörüne kendi markalarıyla girme kararı alınca, marka adı olarak evrensel bir kelime ararken, aradıklarını, kendi özlerine ait bir kavramda bulurlar. Bayburt yöresinin yemeği olan Ziron'u, Almanca'da telaffuz edildiği şekliyle "Syron'' olarak dünya markası bir lastik haline getirirler. Avrupa ve Türkiye'de pazara sunarlar.
Başarımızın sırrı cesaret ve fedakârlık
ULVİ Keskin, Sakıp Sabancı'nın iş felsefesi, işine, işçisine ve eğitime verdiği önemin kendilerine yön verdiğini vurgularken, Abdurrahman Keskin başarının sırrını cesaret ve fedakarlık olarak gösteriyor. "Bugün görünen başarının ardında görünmeyen ancak yaşanmış olan 20 yıllık bir hayat var" diyen Abdurrahman Keskin, dünyanın en büyük fuarlarına katıldıklarını kaydederek, bu fuarlarda Türkiye ve Türk insanını temsil etmekten, fuarlarda her 3 otomobilden birinde Keskin jantlarını görmekten gurur duyduklarını belirtti.
Keskin Holding Bayburt'ta kurulacak
JANTTA Türkiye'de Koç Grubu ile çalışan, Malezya'nın yanı sıra Endonezya, Tayland ve Çin'i de yatırım ağı içine alan Keskin Grubu, Yunanistan ve Avusturya'da en çok satan markalar arasında bulunuyor. 400'ün üzerinde çalışana sahip grubun jantlarının, Avrupa'daki Türkler tarafından da çok tutulduğu bildiriliyor. Hızlı büyüyen grupta istihdam edilecek gençleri yetiştirmek üzere 3 yıl önce Bayburt'ta "Keskin Trade Akademi" kuruldu. Askerliğini yapmış lise mezunu gençler, sınava tabi tutulduktan sonra akademiye kabul ediliyor. Bayburt'ta görüştüğümüz Ahmet Keskin, iki kardeşin en büyük hedefinin Bayburt'un adını dünyaya duyurmak ve uzun vadede Bayburt'ta "Keskin Holding"i kurmak olduğunu söyledi. Merkezi Bayburt olacak holding ile bölge insanına gelecek kaygısı çekmeyecekleri istihdam alanları oluşturulacak.
'Ekonomik çıplak bir iliz nükleer santralı istiyoruz'
BAYBURT, yıllardır istediği il olma statüsüne 1989'da kavuşmuş kavuşmasına ama sosyo ekonomik ivmesini de yakalayamamış. Doğu Anadolu ile Karadeniz'in geçiş güzergahı üzerindeki, dünyanın en hızlı nehirlerinden Çoruh'un içinden geçtiği kentin yeni gündem maddesi nükleer santral. Mersin ve Sinop'tan sonra Bayburt'tun da nükleer santral kurulabilecek 4 ilden biri olarak belirlendiğini öğrendiklerini belirten Bayburt Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yumak, "Bizim için de sürpriz oldu. Bayburt, ekonomik çıplaklığı olan bir il. Ekonomik çıplaklığımızı gidermek için nükleer santralı istiyoruz. İstihdam sağlar" dedi. Yumak, nükleer santrala karşı aday diğer illerden tepkiler geldiğini hatırlattığımızda ise, "Çernobilden dolayı radyasyonla yaşamaya bağışıklık kazandık. Bizim için sorun yok. Biz protesto etmiyoruz, gelsin, kursunlar" şeklinde konuştu. TSOMeclis Başkanı Fehmi Kavi ise, santrala pek sıcak bakmıyor. Baz istasyonlarına bile karşı olduğunu kaydeden Kavi, "Çoruh Nehri üzerinde hidroelektrik santralları kuruluyorken, nükleer santrala Bayburt gibi bir yerde ihtiyaç yok. Nükleer santrala karşıyım. Korkuyoruz" ifadesini kullandı.
Oğuz Aral ile düğün salonu işletti, taştan para kazanıyor
KORAL Tur İnşaat, Personel Taşımacılığı Madencilik şirketinin Başkanı Hayrettin Koral, çiftçi bir ailenin oğlu olarak 1950'de Bayburt'ta doğdu. 7 yaşında amcasının yanına İstanbul'a geldi. Şişli'deki meslek lisesinin motor sanat bölümünü bitirdi. Okurken, kahvehanede garsonluk da yaptı. Köyde 1.90 boyunda bir çocuktan yediği dayağı hiç unutmadı. Köye döndüğünde onu dövmek için Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nde 5 yıl boksa gitti. Anlatımına göre, hıncını da aldı. Otobüs servisi işletmeciliği, yap-sat inşaat işi yaptı, hatta Kağıthane Belediyesi'nde 9 yıl garaj amirliğinde bile bulundu. Kolay işlenebilen Bayburt taşını değerlendirmek için, memleketinde fabrika kurdu. 31 kişi ile günde 300 metrekare Bayburt taşı işliyor. 1 milyon YTL'lik cirosunu, bu yıl 1.8 milyon YTL'ye çıkartmayı hedefliyor. Koral ile sohbetimde, bir inşaat işi için tanıştığı ünlü karikatürist Oğuz Aral ile İstanbul'da ortak düğün salonu işlettiğini de öğrendim. Koral, "Babam ölmüş gibi üzüldüm" dediği Aral'ın vefatından sonra salonu sattıklarını söyledi.
Yardım alan okulda çalışacak
BAYBURT, 1913'te "Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti"nin kurulduğu bir il. Bu ilde bugün Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan yardım alan çalışabilir yaşta olanların, ağaç dikmede, hastane, okul gibi kurumların temizlik gibi işlerinde birkaç saat çalıştırılması planlanıyor.
Şehir Turu
Bayburt havasını çaya katıp satacak
MEHMET Yılmaz'ı, Sürmene'den getirdiği çayı Bayburt'ta kuruttuktan sonra tekrar Sürmene'deki çay fabrikasına göndermek üzere fabrikada yükleme yaparken buldum. Yılmaz, Karadeniz kıyılarında toplanan yaş çayın, kuru ve temiz havası olan Bayburt'ta kurutulmasıyla hem enerjiden tasarruf edildiğini, hem de daha kaliteli bir çay elde edildiğini keşfetmiş ve soluğu Bayburt'ta almış. 2 milyon YTL'nin üzerinde bir yatırımla kurduğu fabrika, 2007 yılı sonunda tamamlanıp faaliyete geçmiş. Bayburt'un havasından ve işgücünden yararlanmak istediğini belirten Yılmaz, paketleme tesisi kurmayı ve "Bayburt Çay" markasıyla da satış yapmayı planlıyor.
'12 ay işe alışmamış sıkılıp evine gidiyor'
İTİMAT Plastik'in sahibi Habip Berber, teşvikten ve AB fonlarından yararlanarak memleketine plastik fabrikası kurduğunda, takvim 2006 yılını gösteriyordu. 173 bin Euro proje bedelinin yarısını hibe olarak alıp fabrikasını kuran Berber, 30 işçisiyle aylık 100 ton poşet üretim kapasiteli tesisinde yüzde 70 kapasite ile çalışıyor. 2007'de 2.5 milyon YTL ciroya ulaşan Berber, hedefini 100 kişilik istihdam, aylık 200 ton üretim ve ihracat olarak bir çırpıda sayıyor. Su, elektrik ve kalifiye eleman sorunu yaşayan Berber, "12 ay çalışmaya alışmamışlar, sıkılıyor bırakıp gidiyor, boş geziyorlardı" diye yakınıyor.
'Soğuk havanın bize maliyeti 30 bin YTL'
KAVİ Metal Plastik'in Başkanı Fehmi Kavi, Bayburt'un tek, kendi deyimiyle Doğu Anadolu'nun en büyük ihracatçısı. 1947 Bayburt doğumlu Kavi'nin ilkokula giderken babasının yanında 17 metrekare dükkanda soba imalatıyla başlayan iş yaşamı, zamanla elektrik panosu, dosya dolabı, çelik kapı, plastik lambri ve panjur üretimiyle sürmüş. Bugün 4 kardeş, 3 ayrı fabrikada toplam 7 bin metrekare kapalı alanda gerçekleştirdiği üretiminin yüzde 93'ünü ihraç ediyor. Memleketini çok sevdiği için yatırımlarını Bayburt'ta yaptığını anlatan Kavi, sadece soğuk havanın makinelere bu yıl verdiği zararın 30 bin YTL olduğunu söylüyor.
Bayburt üniversite şehri pilot ili olsun
BAYBURT, üniversitesi olmayan 9 ilin içinde. Bu durum Bayburtluları çok üzüyor. Üniversite şehri modeli için pilot il olmak istediklerini belirten Bayburt TSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yumak, "Erzurum'daki Atatürk Üniversitesi'nin 50 bin öğrencisinden 5 bini gelse, ihya oluruz. Bayburt ekonomisini ayağa kaldırır, göçü önleriz" dedi. Nüfusu 2 binin altındaki belediyelerin kapatılması uygulamasının, 97 bin 609 nüfusla Türkiye'nin en küçük ili olan Bayburt'un 6 beldesinden 5'inin kapanması sonucunu doğuracağına dikkat çeken Yumak, küçük illere uygulamadan muafiyetin yanı sıra Köse ve Pazaryolu ilçeleri ile Salyazı Beldesi'nin Bayburt'a bağlanmasını istedi.
Sabah